Üstü Kalsın | Cemal Süreya

Müthiş bir adam Cemal Süreya. Yazdığı her şiirde, satırda, kelimede, harfte bir başka anlam buluyorum okurken. Sözleriyle beni bu kadar çarpan ikinci bir yazar daha var mı bilmiyorum. Sevda Sözleri kitabında seçme şiirleri vardı onu okumuştum. Üstü Kalsın da Sevda Sözleri gibi seçme şiirlerinden oluşan bir kitap. Önceki kitapta gördüğüm şiirleri anımsama fırsatı buldum Üstü Kalsın'da. Ayrıca ilk kez gördüğüm şiirleri de vardı. Okuduğum uzun romanların, hikayelerin, denemelerin arasına şiir kitapları serpiştirmeyi seviyorum. Cemal Süreya olunca ise daha çok... Kitaplarda şiirlerin sıralamasını kim yapıyorsa bu işi iyi biliyor. Gittikçe yükselen bir duygulanma ile okudum zira. Özellikle son iki şiirinde geçen; 
"bir kez daha diyeyim: Özenle katlanmış bir mendil gibisin. Sil beni n'olur kırk yıllık pasım gitsin."
ve;
"Pencereden bakmayı öğreteceğim sana. Sesin balkonda asılı çamaşırcasına havalansın dursun sokakta değil balkonda..."
mısraları ile kalbimi eritti. Dilerim daha çok şiirini okur hatta hafızama alır sıklıkla düşünür ve belki de başka başka anlamlar çıkarırım. Cemal Süreya, yattığın yer nur olsun, sevdiğini senin kadar güzel anlatan çok azdır herhalde... Kitabın bendeki baskısı Yapıkredi Yayınlarından, 120 sayfa ve yalnızca 6 TL. Okuyun lütfen.
 
 
 

Günlerden Galatasaray #6

Şampiyonlar Ligi dönüşü konsantrasyon eksikliği mevzusunu Hoca dillendirmişti zaten. Bunun farkında olup bile bile şu oyunu ortaya çıkarmak çok enteresan. İşler istediğimiz gibi gitti aslında Akhisar'ın attığı gol ofsayt olduğu için iptal edildi arkasından penaltı verildi falan... O penaltıyı gole çevirse Garry, kilit açılacak tık tık tık golleri sıralayıp geçeceğiz. Ama takımda duran top krizi başladı yine. Duran top kullanabilecek kişileri düşünüyorum aklıma Selçuk dışında kimse gelmiyor. İkinci mevzu da şu deplasman fobisi diye Tudor döneminden beri uydurulan tabir. Allahın aşkına futbolun içerisi deplasmanı mı olurmuş? Deplasman maçlarında top oynayan adamlara daha az/fazla para mı veriyorlar? Hayır. O zaman çıkıp çatır çatır oynayacak herkes. Sadece Yuto'nun çabasıyla bir şey olmayacak bunun farkına varılması lazım. 6 haftada 2 mağlubiyet için yangın çıkarmak doğru değil ama teşhis ne kadar erken olursa o kadar kolay çıkarız bu kendi kendimize yarattığımız çukurdan. Akhisar'ın kalecisi Fatih gecenin adamıydı tüm kalbimle kutlarım. Akhisar'a 3-0 yenildik biz dün akşam ve bu olay dün akşamda kaldı. Cuma akşamı Erzurum maçını kazanıp devam edeceğimizi diliyorum. YÜRÜYEDURUN!

Karmaşık Duygular | Stefan Zweig

Bir süredir elimde gezdirdim kitabı. Aslında sıkıldığım veya akmadığı için değil okuyamadığım için gezdi benimle. Gezdi diyorum çünkü kurban bayramıydı, iznimdi derken fırsat yaratamadım kitap okumaya ki bu benim için büyük bir kayıp oldu gerçekten. Kitapta 7 adet hikaye var. Bunlar; Ormanın Üzerindeki Yıldız, Erika Ewald'ın Aşkı, Unutulmuş Düşler, Alacakaranlık Hikayesi, Zıt İkizler, Bir Yüreğin Çöküşü ve kitaba da adını veren Karmaşık Duygular. İlk hikayeden itibaren kademe kademe yükselen bir güzelleşme var. Muhtemelen farklı zamanlarda yazılmış hikayelerin bana en çok dokunanı Karmaşık Duygular oldu. Zweig'in yalnızca insani duyguları ve profilleri değil aynı zamanda doğa ve çevreyi de betimlemedeki üstün başarısını her seferinde dillendirmeden geçemiyorum çünkü beni büyülüyor. Kitaptaki her hikayenin atmosferine bu kadar kolay şekilde çekilebiliyor olmak ve aslında kurgu olan bu kahramanları ete kemiğe bürünmüşçesine karşımda görüyorum adeta. Bilhassa son 3 hikayede epey keyif aldım. Zweig'i seviyorum zaten ve beni avucunun içi kadar iyi bilen birinin de dediği gibi eğer seviyorsam ilkokul günlüklerini bulsam onu bile alır okurum. Bence siz de okuyun. İşbankası Kültür Yayınlarından çıkan kitap 264 sayfa ve 15 TL.

The Champioooooonns! #1

Aslında bu sezon Şampiyonlar Ligi serisi yapmayı düşünmüyordum. Ama dün akşam Şampiyonlar Ligi Müziği statta çalmaya başladığı anda hissettiğim duygu ve tüm vücudumda oluşan heyecan titremesi neticesinde susamayacağıma karar verdim. Gönlüm ister ki, her maç bir öncekinden daha başarılı olsun gözümün nuru Galatasaray. Spoiler alert: 3 sezon ardından ilk Şampiyonlar Ligi maçının, 3 puanının 3 golle gelen galibiyetin hatırına biraz fotogaleri gibi olacak. Başlıyorum öyleyse.

Günlerden Galatasaray #5

Ligin lideri namağlup unvanı ile Kasımpaşa'ydı 4. haftanın sonunda. 5. haftanın açılış maçı ise ligin en çok gol atan ve en çok puan toplayan iki takımı arasında oynandı (baykuşları geç). Maçın ilk yarısında iki takımın da birbirini tarttığını söyleyebiliriz. Ama devre arasında Hocam'ın tabiriyle "yaşanan bir süreç" neticesinde Eren, Garry x2 ve Henry'nin golleriyle 4-1 kazandık maçı. Galibiyet, ligin liderine karşı galibiyet, dört golle gelen G4L4T4S4R4Y galibiyeti çok güzel evet. Fakat bu maçın çok güzel olmasının asıl sebebi Hocam'ın tercihleriydi. Hani bazı maçlarda yaptığı tercihlerle mağlubiyeti teknik direktör getirir de "maç sana yazar hoca" deriz ya yorumlarken, işte bu maç da Hocam'a yazar, ama tersten. İnsanların car car yabancı sınırı kaldırılsın diye konuştuğu ve başka hiçbir dertlerinin olmadığı ortamda Hocam durur mu yapıştırır cevabı 6 tane yerli ve bunlardan biri defansın göbeğinde hem de 2000 doğumlu... İşte birileri çenesiyle iş yaparken efsane, imparator, hoca böyle olunuyor. Görsünler de feyiz alsınlar. Türk futbolunun geleceği emin ellerde kimsenin endişesi olmasın. Bu arada ilk yarıdaki oyun, forvet eksiği falan gibi mevzuları merkeze alıp "Terim Balı" falan diye bik bik eden kuşlara aldırmayın. Eksiklerini böyle kapatacaklar napsınlar... Hoşgeldin liderlik. Şimdi sıra esas sınavda. Şampiyonlar Liginde de YÜRÜYEDURUN!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...