Gece Sesleri | Ayşe Kulin

Ayşe Kulin kitapları hep akar gider seri şekilde. Bu kitabı da yaklaşık 2 günde bitirdim yine akıp gittiği için. Kitap Ayşe Kulin'in mihenk taşı olarak kabul edebileceğimiz birçok eseri gibi geçmişten günümüze birkaç kuşağın hayatları üzerinden, yaşanan dönemin Türkiye'sine bir bakış atıyor. Kitabın ana karakteri Ayda'nın annesi 60 Darbesi döneminde, Ayda ise 80 Darbesi döneminde ülkelerinin selameti için sokaklara dökülmüş farklı iki neslin olmalarına rağmen benzer olaylar yaşayan iki kadın. Anne beyin kanaması geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ayda da o sırada bulunduğu bir seminerden apar topar ayrılarak annesinin yanına geliyor ve aslında hepimize tanıdık gelecek kız çocuklarının belli yaşa kadar annelerini düşman görmesi, neden sonra annelerini anlamaya başlaması ve neticesinde de hak vermesi şeklinde gelişen sürece dahil oluyoruz. Tabii ailenin yaşadığı Bozova'da geçen günlere, o günlerden şimdiki zamana, ailenin tüm sırlarına ve gizemlerine ortak olarak elbette... Heyecanlı bir hikaye var kitapta. Asla sıkmayan, yormayan ve tam aksine merak duygusunu hep canlı tutan. Ayşe Kulin'in tarzını seviyorsanız bunu da seversiniz muhtemelen. Kitabın benim okuduğum baskısı Everest Yayınlarından (cep boy), 354 sayfa ve 9,90 TL. Deneyin mutlaka.

Gölgeler | Zülfü Livaneli

Kitap bir kurgu içeriyor. Tamam her kitap bir kurgunun üzerine kurulur ama bu kurgunun da kurgusu. Okumayanlar yahut duymamış olanlar için şöyle açıklayayım; taaa Kanuni'den Ülkü Tamer'e kadar mahlası olan yazarlarımız, şairlerimiz var bu kitapta. Mahlasların kendi aralarındaki sohbeti okuyoruz. Kimi yazdığı bir paragraftan atıfta bulunuyor kimisi şiirinden... Aralara da serpiştirilmiş müthiş illüstrasyonlar var (illüstrasyon kelimesini tek seferde doğru yazdığım için kendimi alkışlıyor ve omzuma öpücük konduruyorum). Fakat... Zülfü Livaneli kitaplarını yeni okumaya başlamış birisi olarak kitap benim beklentimin bir tık altında kaldı. Ele aldığı hikayenin kurgusunu bu kadar net çizebilen bir yazarın bu kitabında son darbeyi bir türlü vuramamış olması beni bir parça tereddüde düşürdü yazık ki. Fikir mi hafifti yoksa anlatım dağınık mıydı bilemiyorum. Bir derleme olarak, yazarlardan kısa pasajları okuma fikriyle başarılı. Bu arada kitabı yazma fikri Konstantiniyye Oteli kitabından çıkmış. Ben o kitabı okumadım, okusaydım farklı olur muydu, belki. Konstantiniyye'yi okuyan biri olursa ve bu kitabı daha sonra okursa fikrini paylaşırsa sevinirim. Doğan Kitap'tan çıkan eser 112 sayfa ve 29 TL.

Günlerden Galatasaray #8

Hocamın ne kadar büyük taktisyen olduğunu artık tartışmayın isterseniz. Maicon - Donk ikilisinden 4-4-2'nin forvetleri yaptı. Biri defans, diğeri defansif orta saha uyandırayım... Deplasman fobisi saçmalığını geçen deplasmanda konuşmuştuk. Öyle bi dünya yok gördüğünüz gibi. Köpek gibi saldırarak oynayınca o top o kaleye bir şekilde giriyor. Belhanda bile oynadı daha ne olsun?! Maçın adamı diye Belhanda desem kimse itiraz etmez inşallah. Maçın genelinde topla oynama oranı %65'in altında düşmedi. Kimi zaman 70-75'lere kadar çıktı hatta. Verilen mesajlar yerine ulaşmış, çalışılan yerden gelmiş demek ki. Antalya'yı, ki kazansalardı lider olacaklardı, Antalya'da tek golle yendik dün akşam. Galibiyet golü Hocamın tabiriyle "Ryan'ı aldık Donk diye vurdu kafayı" şeklinde geldi. Lider gittik lider dönüyoruz çok şükür. Milli takım arasında bi tık dinlenirse takım sonraki iki maç da içeride zaten bi lig bi şampiyonlar ligi maçı olmak üzere... Ozan'ın adını özellikle anmak istemiyorum ki nazarlardan korusun Allah. Öyleyse 3 puan, Antalya'dan, tek Donk'un golüyle geldi. YÜRÜYEDURALIM MI ARKADAŞLAR?!

Şibumi | Trevanian

Trevanian'ın daha önceki kitaplarında yazdığı şiddet içerikleri nedeniyle ölenler olmuş, profesyonel şekilde hırsızlıklar yapılmış, insanlar kendilerine zarar vermiş. Toplum güvenliği için çıkarmış şiddet ve cinsellik içeren bölümleri. Kitabı okuyunca öyle güzel yükseliyor ve öyle yerlere dokunuyor ki insan merak etmeden edemiyor, acaba çıkarılan bölümlerde ne vardı... Şibumi kavramı basitliğin güzelliği olarak betimlenmiş kitapta. Anti kahramanımız Nikko, eski bir kiralık katil. Eski bir tanıdığına borç ödemek için son bir işe çıkması teklif ediliyor kendisine. Hikaye bu noktadan başlıyor. Nikko'nun çocukluğuna dönülüyor sonra. Nikko'yu Hel yapan süreci okuyoruz. Kitabın içinde bir mağara bölümü var. Oraları okurken epey yoruldum. Çünkü hikayeyle bağlantısı yok zannediyor yalnızca Hel'in hobisi olduğunu ve kitabı uzatmak için yazıldığını düşünüyordum. Spoiler vermeyeceğim, hiç de öyle değilmiş. Bi yanım methiyeler düz diyor kitap çok güzel diye git camiye anons ettir... Bi yanımsa sus içinde tut, herkes bilmesin, sana özel, size özel kalsın diyor... Çok güzel kitap. Mutlaka okuyun. Kitap E Yayınlarından çıkmış, 445 sayfa ve 32 TL. 

The Champioooooonns! #2

❤️
Ne kadar romantik olsam ve objektif bakamasam da puan yazmaya elimin gitmediği tek maçtı kuralar ve fikstürün ardından Porto maçı. Fakat Galatasaray dün akşam öyle bir oyun koydu ki ortaya, maçı kaybetmeye değil kazanamamaya üzüldüm. Sadece ilk yarıda 4-5 pozisyon var Garry, Henry ve Sinan ile girdiğimiz. Futbolun kuralı pozisyona girmek değil işte, o pozisyonu sonuca götürmek. Porto neredeyse hiç top oynayamadan tek pozisyonu sonuca götürebildiği için 3 puanı attı cebine. Kaybetmek kötü ama böyle kaybetmek daha acı. İyi tarafından bakarsak geçen hafta dediğim gibi "deplasman fobisi" diye bir şey olmadığını gördük. İçeride lig sonuncusu Erzurum'a karşı ortaya koyamadığımız futbolu dün akşam Portekiz'de Porto'ya karşı oynadık. Taçlanması için galibiyet gerekli miydi? Evet! Yazık ki olmadı. Şimdi Moskova'da bir maç var, Almanya'da ve içeride Schalke ile iki maç var, bir de Porto ile içeride bir maç var. Dört maçtan 10 puan almamız işten bile değil. Biz bu gruptan çıkacağız inşallah ve bu maç da bir kaza kurşunu olarak aklımızda kalacak. YÜRÜYEDURUN!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...