Ekşın! Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Konseri

Konya'ya döndüğümden beri sanatsal etkinliklere kocaman bir ara vermiştim. Tam 2.5 yıl olmuş doğru düzgün bir etkinliğe katılmayalı... Dün akşam Selçuklu Kongre Merkezinde verilen Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının konserini izledim. Hayatımda izlediğim en komplike, en keyifli, en kusursuz şey buydu diyebilirim açık yüreklilikle. Rengim Gökmen önderliğinde, Görkem Ezgi Yıldırım, Kaan Buldular ve Faik Mansuroğlu'nun solistliğinde orkestradaki tüm sanatçıların ortaya koydukları performans ayakta alkışlanacak kıvamdaydı. Orkestra müziğini yapmak diğer tüm müziklerden daha zor sanıyorum. Senkronu tutturmak, onlarca insanın, onlarca enstrümanın tek bir ses gibi yükselmeyi başarması kadar takdir edilesi bir şey bilmiyorum. Dilerim böyle etkinlikler çoğalır da fazla fazla izlemek kısmet olur. Böyle kaliteli anlarda Maslow'un ihtiyaçlar hiyeraşisi şemasındaki üstten 2. basamaktaki "değer" ve en üstteki "kendini gerçekleştirme" basamaklarını yaşıyor gibi hissediyorum kendimi. Emeği geçenlere bin teşekkür! Denk gelirseniz, kaçırmayın, pişman olmayacaksınız!


Bizim İçin Şampiyon (Bold Pilot) | 2018

Aslında epey ön yargılıydım. Çünkü bir erkek hikayesiydi bence. Fakat tüm ön yargılarda olduğu gibi bunda da yanıldım. Zira erkek hikayesinden çok daha fazlası vardı. Mucizeler vardı. Ve en iyi hikayelerde olduğu gibi bu hikayede de Tanrının eli vardı. Onun tarafından yazılmış tüm hikayeler gibi bu da efsaneydi. Gerçek olamayacak kadar efsane hem de... Mevzu zaten gerçek bir hikaye olduğu için spoiler korkum yok ama izlemediyseniz, izleyin öyle konuşalım. Malum ortamlarda mevcut film. Anlatmaya başlıyorum!

Catch-22

Hugh Laurie, İkinci Dünya Savaşının Amerika ayağını anlatan mini bir dizide rol almış dediler. Kıvranarak beklemeye başladım acaba nasıl bir dizi olacak diye. Hugh Laurie oynuyordu, asker olacaktı ve savaş zamanı anlatılıyordu. Tüm şartlar oluşmuştu benim için. Üstüne üstlük bir de George Clooney'in yapımcılık, yönetmenlik ve oyunculuk yapacağını okudum. Derken 6 bölüm olan dizi malum ortamlara düşünce izlemekten başka yapacak bir şey yoktu. Yeterince merak unsuru uyadırdıysam yazıya geçebiliriz.

Veda | Ayşe Kulin

Bu kitap, benim daha önce peş peşe okuduğum Umut, Hayat ve Hüzün kitaplarının ilkiydi. Fakat o dönemde elimde olmadığı için okuyamamıştım. Geç oldu güç olmadı tam aksine güzel oldu. Veda tam da benim yumuşak karnımı vuracak zamanda yazılmış bir kitap. 1918-1924 yılları arasında, İstanbul'da, Osmanlı Devletinin Maliye Nazırlığı yapan Ahmet Reşat Bey ve ailesinin hikayesi Veda. Bir devletin yıkılıp yeni bir devletin varoluşunun üzerini şöyle bir yalayıp geçen, tarihin akışının bir aile üzerinde nasıl etkiler bıraktığını anlatan keyifli bir kitap. Kitapta Milliciler olarak geçen Kuvay-i Milliye ruhu, memleketin adım adım işgal edilirken kadın erkek demeden bu işgale ellerinden geldiğince dur deme çabaları, geçmiş ile gelecek arasında sıkışıp kalma... Dönemin Türkiye'sine, İstanbul'una, İmparatorluğun son günlerine bir ayna gibiydi adeta. Bugün aynı şey bizim başımıza gelse, bu kadar özverili olabilmeyi Allah dilerim bizlere de nasip eder. Vatanı aileden, sevdiğinden, evladından, canından vazgeçebilecek kadar sevmeyi inşallah biz de başarabiliyoruzdur. Kitabın bendeki baskısı cep boyda tasarlanmış. Everest Yayınlarından çıkma, 390 sayfa ve 9,90 TL. Mutlaka okuyun!

Beyaz Zambaklar Ülkesinde | Grigory Petrov

Mustafa Kemal'in okuduğunda hayran kaldığı hatta okutulması için okullara salık verdiği ve başta askeri okullar olmak üzere tüm okulların müfredatına eklettirdiği kitapmış. Ben Yılmaz Özdil'in Mustafa Kemal kitabında gördüm ve gördükten sonra da edindim. Hiç pişman değilim ve Mustafa Kemal'in bu kitabı neden tüm evlatlarına okutturmak istediğini anladım. Çünkü bu kitap bir ülkenin sıfırdan kuruluşunu anlatıyor. Eğitimden sanata, ekonomiden kültüre, politikadan üretime kadar Snelman önderliğinde Finlandiya'nın İsveç'ten ayrılıp nasıl kendi kendine yetebilen bir ülke haline geldiğini anlatıyor. Çok başarılı, çok etkileyici müthiş bir kitap! Okurken etkilenmemek elde değil. Kaldı ki Atam kitabı okutturmak için okullara önerdiğinde Türkiye'ye yapmaya çalıştığı ve yaşadığı sürece de başardığını söylemek mümkün. Keşke devamını getirebilecek vizyonda insanlar da olsaydı şu an belki de bambaşka bir ülkeye uyanıyor olurduk. Bu yüzden, bu kitabı kaç kişiye ulaştırırsak o kadar kardayız. Okuyun. Okutun mutlaka. Kitabın bendeki baskısı Koridor Yayınlarından, 240 sayfa ve 15 TL. OKUYUN!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...