Ahlat Ağacı | 2018

Hayatınızda hiç sadece tek bir şey yaparak kendinizi daha değerli hissettiğiniz oldu mu? Bana oluyor bu. Mesela ne zaman pop değil de caz dinlesem, Epsilon Yayınlarından bir kitabı değil de Zülfü Livaneli'yi okusam bu hissi yaşarım. Şimdi bana bu hissi yaşatan bir olay daha var: Nuri Bilge Ceylan filmi izlemek! Bir türlü cesaret edemiyordum aslında ya sevmezsem diye ve itiraf etmem gerekirse benim izlediğim ilk NBC filmi Ahlat Ağacı. Bundan sonra bırakır mıyım? A S L A! Hadi filmi konuşalım zira bu en sevdiğim konu filme gittiğimden beri!

Kurt Gölü | John Verdon

Verdon bu işi en iyi yapanlardan birisi. Gerilimse gerilim, meraksa merak, heyecansa heyecan hissetmeniz gereken uyandırıcı tüm duygularınızı harekete geçirmeyi başarıyor. Kurt Gölü ise dahi dedektifimiz Gurney'in cinayet çözme serilerinin 5. kitabı. Daha önceki 1., 2., ve 3. kitapları için sayıları tıkayabilirsiniz. Bir de Peter Pan Ölmeli isimli 4. kitap varmış hatta kitaplığımda da mevcut bu arkadaş fakat okumamışım sebebini anlamadığım bir şekilde. Artık bir iki kitap sonra onu da okurum muhtemelen. Evet, Kurt Gölü... Gurney'e eski partneri bir seri cinayet hikayesi getirir. Hikayeye göre 4 erkek Kurt Gölü olarak adlandırılan lokasyonda öldürülür, aynı geçmişe sahip, aynı şekilde intihar süsü verilen maktullerin öldürülme sebebi olarak polisler her ne kadar bir psikoterapisti suçlu bulsalar da Gurney'in önüne her ipucu çıkışında başka isimler de psikoterapist kadar suçlu görünmektedir. İtiraf etmem gerekirse kitabın bazı yerlerinde hissettiğim gerilim korku derecesine kadar yükseldi ki epey başarılıydı. Bazı türleri okumanız için gerçekten sevmeniz gerekir ki bence polisiye bu türlerden birisi. Ben seviyorum, özellikle "brain is new sexy" akımını takip eden birisi olarak "dahi dedektif" hikayeleri beni etkiliyor. Koridor Yayıncılıktan çıkan kitap 472 sayfa, 26 TL ve yaklaşık bir hafta içinde bitti. Şans vermeye değer.

Yitirmeden Anlamaz İnsan

Hayatın bize tanıdığı daha kaç gün var, hatta kaç saat, kaç dakika bilmiyoruz. Bir süredir bu mevzuya takılıyorum ben. Korkusuzca, fütursuzca, rahatça yaşıyor olmanın gevşekliği ve umursamazlığı var birçoğumuzun üzerinde. Bu durumun bizi ne zaman pişman edeceğini bilmeden yaşıyoruz. 

Leyla'nın Evi | Zülfü Livaneli

Livaneli'nin okumak isteyip Selçuk Üniversitesi Kitap Fuarı sayesinde edindiğim kitabıydı Leyla'nın Evi. İçerisinde birbirlerinden haberdar olmayan fakat bir şekilde yolları kesişen birkaç karakterin hikayesini okuyoruz. Kitabın akışını az çok kestirebiliyorsunuz, yalan yok. Öte yandan karakter tahlilleri ile çizilen profiller o kadar net ve gerçekçi ki elle tutup gözle görecek kıvama geliyor okurken. Yalnızca okumadım izledim, dinledim sanki olayları. Yalnızca profil olarak kişilerin değil Osmanlı Devletinden yakın geçmişe kadar olan dönemdeki toplumun da fotoğrafını çekip çat diye önümüze koyuyor. Tüm gerçekliği ile... Bir de düşündüren tarafı oldu kitabın, aslında asıl metin olmamasına rağmen bile! Diyor ki Leyla'nın Evi; her gelen medeniyet geldiği yerdeki medeniyeti kovup kendisi yerleşiyorsa, işgalci midir yoksa oranın yeni sahibi mi? Kitapta Rum bir komşusu var karakterlerden Yusuf'un. O diyor ki vaktinde Osmanlılar nasıl Rumların elinden İstanbul'u aldıysa, Kürtler de onların elinden aldı. Hatta bu fikrini de mezopotamyaya çevirme fikriyle destekliyor. Kitapta üstüne en çok kafa yorduğum bu oldu galiba. Livaneli'nin dilini, tarzını, üslubunu zaten çok seviyorum. Daha sonra tiyatroya da uyarlanmış keşke izleme fırsatım olsa diye düşündüm. Çenem düştü, toparlıyorum. Doğan Kitap'tan çıkmış 284 sayfa ve 28 TL. Okumak için beklemeyin. Livaneli'nin kıymetini kaybedince anlamayın. Takdir edebilecek şansınız varken takdir edin. O K U Y U N!

Savaş Sanatı | Sun Tzu

Yıllardır sürekli adını duyduğum, okumaya niyetlenip bir türlü araştırıp almadığım, sonunda denk getirip okudum. Nefis kitap. Kitabın sahibi Sun Tzu M.Ö. 500'lü yıllarda yaşamış bir hükümdar ve askeri taktisyenmiş. Kitap da wiki'ye göre tarihin en eski stratejik eserlerinden birisiymiş. Etkileyici olan kitapta yazanların hiç eskimemiş olması. İnsanların bugün de yüzlerce yıl öncesindeki gibi birbiriyle gırtlak gırtlağa gelmesi, sınırların keskinliği, bölünmüşlük hiç değişmemiş. Muhtemelen tarih boyunca da değişmeyecek. Aslında zaman ve mekan kavramlarının kaybolmaya başladığı günümüzde insanların bir şeyleri paylaşamıyor olması çok enteresan geliyor bana. Mevzuyu derinleştirmeden toparlayayım, kitapta özetle diyor ki şunu yaparsan savaşı kazanırsın, böyle biri olursan sırtın yere gelmez falan... Kitabın eminim yüzlerce dile çevirisi ve farklı yayınlardan çıkan baskıları vardır. Bendeki baskısı Türkiye İş Bankasının 80 sayfa ve 8 TL. Kütüphanenizde olması gereken kitaplardan biri.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...