Bir Aşk İki Hayat | 2019

İtiraf: Ben bir dönem (İmirzalıoğlu ile çektiği bi dizi vardı işte o dönem) Bergüzar Korel'i hiç sevmiyor ve kazulet buluyordum. Gel zaman git zaman Bergüzar, Vatanım Sensin'i çekti, ben kendisini daha yakın takibe aldım ve çok sevmeye başladım. Bugünlerde vizyonda Bir Aşk İki Hayat ile boy gösteriyor ve filmde taktığı gibi ip, örgü, boncuklu bileklikler takma isteği uyandırıyor bende. Neyi sevip neyi sevmeyeceğimize biraz da zaman karar veriyor sanırım. İnsanın tüm hücreleri altı ayda bir mi ne değişirmiş ya, bugünkü Serap ne altı ay önceki kadınla aynı ne de altı ay sonraki kadınla aynı olacak. Bu gereksiz bilgilerin ışığında filmi konuşmaya başlıyorum öyleyse...

Evrak Kürek | Selçuk Aydemir

Tam adıyla Evrak Kürek Sektörden Arkadaşlara Giriş 101. Selçuk Aydemir'in 3. ve geçtiğimiz pazartesi yayınlanan son kitabı. İflah olmaz bir stalker olduğum için kitabın imzalı baskısını ön satıştan sipariş verip (imzasızını istedim önce, sonra dayanamayıp ilk siparişi iptal ettim ve imzalısını istedim, stalker derken şaka yapmıyorum) 2 gün içinde de bitirdim. Bir kitabın güzelliği kısa sürede bitmesinden ziyade verdiği keyifle alakalı. Bitince yüzünde oluşan tebessümde... Okurken yer yer güldürüp yer yer gözlerin dolmasıyla... Gerçi muhtemelen bu kitabı okurken gözleri dolan dünya üzerinde 2 kişi vardır: Selçuk'un annesi ve ben Serap. Bazı insanları lüzumsuz şekilde çok seviyorum ve yaptığı her işin altına imza atma heveslisi oluyorum. Evladını kollayan bir anne misali eleştiri falan gördüğümde "yoo ne alakası var" moduna giriyorum ya, işte Selçuk o güruhun içinden bir arkadaşımız. 

Mahalleden Arkadaşlar ve Liseden Arkadaşlar kitaplarını okurken katılarak güldüğüm o kadar çok yer vardı ki Evrak Kürek için tüm şartlar oluşmuştu. Müthiş eğleneceğimi düşünüyordum ki eğlendiğim yerler çoğunluktaydı fakat ben bu kitaba hüzünlendim de... Selçuk'un Cemcir'den küçük küçük bahsettiği yerlerde gurur duydum, Çalgı Çengi'nin yapıldığı dönemde yaşadığı zorluklara üzüldüm, Erdal Tosun ile ilgili sayfalarda duygulandım, Necati Akpınar ile ilgili sayfalarda gözlerim dolu dolu oldu. Tam manasıyla bir Selçuk Aydemir eseridir gözümde yani. Güldürürken ağlatabilen, düşündürürken kalbe dokunabilen... Aslında kitap iki kitleye hitap ediyor: ilki kesinlikle benim gibi ruh hastası Selçuk Aydemir fanları, ikincisi ise sinema işine bir şekilde bulaşmak isteyen, bu işten ekmeğini kazanmak isteyen yapımcı, yönetmen, ekip elemanları. İşe girerken nasıl zorluklarla karşılaşabilirsiniz, kim dost kim düşman, nereden ne kazanır ne kaybedersiniz kısa kısa bunları anlatmış Selçuk. Bize de okumak düşmüş. Son sayfada da Sektörden Arkadaşlar'ın müjdesini vermiş hadi spoiler'ı da çakayım! Özetle nefis kitap. Ben büyük keyif aldım okurken ki Selçuk'a ait her işten keyif alan birisi olarak objektifliğimden çok  da emin değilim aslında. Siz yine de okuyun. Kitabın telif hakları Mikader'e gidiyor. Sevmeseniz bile ("anne mod on" öyle bir ihtimal yok bu arada "anne mod off") bir sevap işlersiniz fena mı?! Kitap Küsurat Yayınlarından, 224 sayfa ve 28 TL'den satışta. İndirimle 18'e aldım ben. Kitapyurdu.com ve D&R'ın internet sitesinde güzel indirim var. İmzalı baskıyı da D&R'dan aldım ama imzalı nüsha kaldı mı bilmiyorum. MUTLAKA OKUYUN!

Günlerden Galatasaray #22

İkidir şampiyon gibi oynuyor bu takım. Dün akşam Kasımpaşa deplasmanında 4-1'lik bir galibiyete dönüştü bu oyun da. Gerçekten topun peşinde olunca işler bir şekilde yoluna giriyor. İlk yarıda hakem hatalarına giden puanlara kahretmemek elde değil. Olsun, yine de döneceğiz, yine de şampiyon olacağız inşallah! Maça dönecek olursak öncelikle Selçuk'u konuşmamız gerekiyor. Verdiği paslarla, girdiği mücadeleleri kazanmasıyla, oyuna dokunuşuyla dün akşam maçın adamlarından biriydi Galatasaray adına. Atletine kurban olduğum tam bir kaptan gibiydi bugün! Soso'nun hattrick yapması, Donk'un arkada Marcao ve Ludi ile uyumunun başarısı ve Belhanda'nın oyun arzusu maçın dikkat çeken diğer detayları. Mbaye hala benim gözümde çok iyi değil, adaptasyona bağlıyor ve bir dahaki maçta daha iyi olmasını umuyorum tüm kalbimle. Zira gol makinesi diye aldık çamaşır makinesi çıktı olayına dönmeye başlıyor göz göre göre. Sezonun sonuna kadar puan bırakmayız inşallah hiçbir yerde. Bu takım bu sene önüne çekilen setlere rağmen şampiyon olmalı çünkü. O setlere inat! Sen yine aslan gibi savaş GALATASARAY'IM!

Phil'in Dehşet Verici Kısa Saltanatı | George Saunders

Her seferinde bir kez daha ikna oluyorum ki ben bilimkurgu dediğimiz tarza hiç mi hiç yakın değilim. Bu kitap da yetmiş küsur sayfa olmasına rağmen 2 günde kesinlikle bitmezdi ama Selçuk'un kitabı Evrak Kürek kargodan gelince sırf ona bir an önce başlayabilmek için deli bir heyecanla okudum kitabı. Saunders için müthiş hikayeci falan diyorlar ki eminim öyledir. Ama neden bilimkurgu? Sadece soruyorum. Üç göbekli yaratıklar varmış bunlar tek kişinin girebileceği genişlikte bir ülkenin vatandaşıymış... Tamam bunların hepsi diktatörlük yönetimini eleştirmek ve yönetimlerin halktan uzaklaştıkça kendilerini dev aynasında görmek için asıldıkları birer askı ama böyle mantıkta yer bulamayan olaylar en gerçek konularda bile bana sahici gelmiyor. Hayvan Çiftliği'nin modern hali demişler kitabın arkasında ki ben henüz Hayvan Çiftliği'ni okumadım (linç?). Şimdi kafamda iki soru var 1) Hayvan Çiftliği de böyle bilimli kurgulu mu? 2) Hayvan Çiftliği'nden önce okuduğum için mi sevmedim ben bu kitabı? Yine de itiraf etmek gerekirse distopya dediğimiz şeyi bu kadar kısa bir kitapta müthiş yansıtmış. Phil bebeğim, ne olacak sanmıştın mesela?! Kitap Deli Dolu Yayınevinden, 80 sayfa ve 13 TL. Ya bu kitabı tavsiye etmem ben, kendim çok sevmediğim kitabı size niye okuyun diyeyim ki? 

Kar Kokusu | Ahmet Ümit

Çok şaşkınım. Birincisi Komiserim Nevzat yoktu, ikincisi ve daha önemlisi hikaye Moskova'da geçiyordu ve kapkarlı (kapkarlı mı?) bir fonda geçiyordu ki bilenler bilir bu kız kardan da soğuktan da ruslardan da çok hoşlanmaz. Bu iki etkene rağmen ben bu kitabı sevdim. Kitap 80lerin sonunda Komünizmin beşiği olan Rusya'da bir eğitim merkezinde geçiyor. Çeşitli ırk ve milletlerden Komünizmin teorisini öğrenmek için bu merkeze gelenlerden bir grup da Türkler. Öğrencilerden birinin öldürüldüğünü fark ediyorlar. Sırtından bir buz kıracağı ile hem de. Yani bir insan Rusya'da daha farklı nasıl öldürülebilir ki?! Bu ölümün peşinden sorgular ve peşi sıra gelen bir ölüm daha geliyor kitapta. TKP, Komünizmin ülkeye etkisi, parti okulları, bir dönemin solculuğunun fikri olarak nasıl eğitildiği ve çoğunlukla da gerçeği anlatan bir eser Kar Kokusu. Sonlara doğru nedir yani bu muymuş dedirtebiliyor ama yazıldığı tarih ve sonradan gelen efsanevi kitapları düşününce Ahmet Ümit'in nasıl geliştiğinin göstergesi gibi. Kitabın bendeki baskısı cep boy, Everest Yayınlarından, 472 sayfa ve 9 TL. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...