Günlerden Galatasaray #18

Galatasaray dün öğleden sonra Denizlispor'u ağırladı. Maçın özellikle ilk yarısında gösterilen performansın lige yayılması durumunda, Galatasaray şampiyonluğun en büyük adaylarından bir tanesi olacaktır. Martin ve Emre'nin takıma dönmesi, Mario'nun hırsı, Radamel'in çabası ve Seri'nin ilk devreye nazaran takıma daha iyi adapte oluşu ilk yarıdaki oyunun sebepleri arasında diyebiliriz. Özellikle yeni transferlerden Marcelo'nun çizdiği performans ise ilk maçı olmasına rağmen dikkat çekiciydi, bir süredir oynamadığı şerhini de düşelim buraya... İkinci yarıda ise taban tabana zıt bir Galatasaray izledik yazık ki. Alınan 2-0'lık sonucu korumaya yönelik ve ilk yarının performansını dengelemek maksadıyla ikinci yarıda biraz daha geride oynamayı bir nebze de olsa anlayabilirim. Her taraftar gibi ben de ilk yarıdaki oyunun tüm sezona yayılmasını dilerim elbette ama öyle bir dünya yok elbette bunun da bilincindeyim. Hani illa eleştireceksek bu kadar arzulu bir ilk yarının farklı bitmesini isterdim ki bunun sebebi de son vuruşların tatmin edici olmaması diyebilirim. Maçı Emre ve Radamel'in golleriyle 2-1 kazandık ve lige galibiyetle dönüş yaptık. Umuyorum kalan 16 maçı da kazanır (oooo peri masalı) ve şampiyonluğa yürürüz. Sen yine aslan gibi savaş GALATASARAY!

Jojo Rabbit ~ Tavşan Jojo | 2019

Oscar adayları açıklandı. En iyi film adaylarından izlemediklerimin fragmanlarını seyrediyorum. Hani her sene benzer filmler aday oluyor diyoruz ya en iyi film dalında, işte bu film o her sene aday çıkaran ikinci dünya savaşı türünün bir örneği. Fragmanı izlerken bile "bu film oscar adayı olsun diye yapılmış" cümlesi yanıp yanıp söndü kafamda. Fakat izledikten sonra fark ettim ki kendi içinde o kadar keyifli ve bir o kadar farklı. Neymiş Tavşan Jojo'nun alametifarikası hadi konuşalım.

Engereğin Gözü | Zülfü Livaneli

Okuduğum en iyi Livaneli kitaplarından birisiydi, son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Livaneli kitapla ilgili, kitabın sonundaki söyleşi kısmında, "iktidar alevinin çevresinde dönen pervaneler için yazdım bu kitabı" diyor ki bence bu kitaba ilişkin yapılabilecek tek cümlelik özet de budur, ne bir eksik ne bir fazla. Bir harem ağasının ağzından bir padişahın kendi sarayının zindanına kapatılmasını dinliyoruz. Öyle güzel bir dil ve öyle sağlam bir altyapı var ki kitapta; kin, nefret ve hırsı okurken öte yandan ebeveynlik, sevgi ile merhameti de görüyorsunuz aynı cümlelerin içinde. Aslında tarihi değil psikolojik bir roman diyebiliriz Engereğin Gözü'ne. Tarih, yine Livaneli'nin tabiriyle bu hikayenin asıldığı bir askı, hikayenin önünde sergilendiği bir dekor gibi. Bir de bende yarattığı etkiyi paylaşayım, kitabı okurken nedense Ferzan Özpetek'in Harem Suare filmini izler gibi oldum. Benzer kadınlar, benzer olaylar, benzer harem ağası... Neyse daha fazla ipucu vermeyeyim okumayanlara sürpriz olsun. Kitaptaki kara kalem resimlerin sahibi Mahmut Karatoprak da çok iyi iş çıkarmış, atlamayayım. Kitabın bendeki baskısı Doğan Kitap'tan, 168 sayfa ve 22 TL. Sakın ıskalamayın bu kitabı!

Uzaktan Aşk | Amin Maalouf

Tiyatro türündeki (böyle bir tür var mı emin değilim) kitapları okurken zihnimde canlandırma yapmak daha kolay oluyor. Çünkü karakterlerin konuşmalarından oluşuyor, çünkü dekoru da anlatıyor, çünkü bölüm bittiğinde PERDE ile kapandığına işaret ediyor. Uzaktan Aşk bu türde bir kitaptı. Uzak diyarların birinde ozan olan o diyarın prensi hiç görmediği bir kadına aşık oluyor. Hiç görmediği bu kadının aslında var olduğunu ise bir gezginden duyuyor. Kadına olan aşkını şiirsel şekilde öyle güzel anlatıyor ki etrafındaki insanlara şiirleri, şarkıları döne dolaşa kadına ulaşıyor. Eh olay bir kitapta hem de bir tiyatro oyununda geçtiğine göre kadın da bundan etkileniyor elbette. Maalouf'un o şiirsel dilini yalnız romanlarında değil tiyatro metninde de bulmak keyifliydi benim açımdan. Yapı Kredi Yayınlarından çıkan kitap 82 sayfa ve 9,50 TL. Kitap bir Semerkant yada Doğu'nun Limanları değil, kabul. Herkesin sevmeyeceği bir tür olduğu şerhini düşerek okunabilir olduğu son sözümdür evet.

Gelmiş Bulundum | Edip Cansever

Bilenler bilir, şiir dedin mi İkinci Yenicilerin peşinden giderim. Orhan Veli, Edip Cansever, Turgut Uyar ve elbette Cemal Süreya... Hislerini bu kadar etkileyici şekilde paylaşan başka bir grup şair var mıdır bilmiyorum. Mümkün oldukça şiirlerini okuyorum, okuduğum diğer kitapların arasında. Son fethettiğim kale ise Edip'in Gelmiş Bulundum kitabı. Cemal Süreya, adını verdiği şiirde Edip için der ki, "her şeyin fazlası zarardır ya, fazla şiirden öldü Edip Cansever", demin sıraladığım isimler arasında benim içinse son sıradadır. Cemal Süreya ve Turgut Uyar'ı çok daha fazla severim mesela. Yine de Edip'i okumak keyifliydi. Kitapta yaklaşık 50 tane şiir var. Hayata dair yazdığı şiirler beni çok çarpmıyor ama sevmeye dair şiirlerine zaafım var. Yapı Kredi Yayınlarının seçme şiirler serisinin kitaplarından birisi olan Gelmiş Bulundum, 116 sayfa ve 8 TL.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...