Günlerden Galatasaray #13

Galatasaray 4-0 Alanyaspor (Mauro, Dries x2, Wilfred)
Selaaaaam. Biz geri döndük, özlediniz mi? Zamanın ötesine bu maçı şu şekilde gönderiyorum; öyle tempolu bir maçtı ve Galatasaray kaybettiği toplara bile öyle seri şekilde cevap verip, öyle istekli oynuyordu ki, maçın hakemi sakatlanıp kendisini kenara aldırdı. Milli takım arasından önceki Hatay mağlubiyetinin ligin tek mağlubiyeti olmasını temenni ederek bu maçı atlattığımızı söyleyebilirim. Zira o maçta ne kadar ite kaka oynadıysa da takım bu maçta da o kadar arzuluydu. Bunun bence en büyük sebebi 10 numara pozisyonunun asıl sahibinin sahaya inmesiydi. Maçı izleyenler anladı bile çünkü Dries'in orta sahadan hücuma geçerken takımı mıymıylıktan uzaklaştırması (üzgünüm Kerem) bu maçın keyifle geçmesinin en büyük sebebiydi. Nefis oyununu 2 gol ve 1 de asist ile süsleyen Dries, keşke yollarımız daha önce kesişseydi, seviyorum seni! Maçı gol yemeden bitirmek de önemliydi bu noktada. Maç fazlasıyla lideriz. Önümüzde Manchester maçı var. Bu maçı almak gruptan çıkmak için kıymetli. Şimdi odağı oraya çevirmek lazım. Hedef 24, yürüyedurun!

Paranın Cinleri | Murathan Mungan

Kısacık bir Murathan Mungan kitabı Paranın Cinleri. Kendi tabiriyle söylüyorum "otobiyografisinin zorunlu kardeşi"ymiş bu kitap. Otobiyografiyi kotarana kadar bununla idare edersiniz demeye getirmiş. 
Mardin'de köy ağalığının verdiği o zenginlikten İstanbul'da işçi ailesi olmanın yokluğuna uzanan bir ailenin çocuğu olarak, çocukluğunun geçtiği Mardin'den kendisiyle, yakın çevresiyle, ailesiyle ilgili kısa kısa anekdotlar okuyoruz kitapta. On tane anı var. Doğu ile batıyı sentezlemeye çalışması, devleti görüş şekli ve gözünde konumlaması, ilk sevgilisi için teptiği yollar, çocukluğunu gösterdiği aşkı üzerinden yaptığı ve beni çarpan nefis aşk tanımlaması, bir erkek çocuk olarak illa ki babası... Gerçekten kaç yaşına gelirlerse gelsinler erkek çocuklarının sürekli babalarına kendilerini ispat etme çabasını ne yapacağız yahu? Günün sonunda Mungan'ı daha yakından tanımak keyifliydi. Kitabın kapağında Mungan'ın çocukluk fotoğrafı olduğu gibi içinde de ailesinin çeşitli fotoğrafları mevcut. Tek şaşırdığım tarafı ben bu kitabı sabahtan akşama bitirirdim normal şartlarda ama tüm hafta sonumu işgal etti. O da benim tembelliğimden yahu şimdi kitaba suç bulmayalım. Kitabın bendeki baskısı Metis Yayınlarından, 104 sayfa ve indirimsiz hali 80 TL.

Kefaret | Ian McEwan

İkinci Dünya Savaşı İngilitere'sindeyiz. Soylu bir ailenin kızı olan Briony Tallis, ki kendisi 12-13 yaşlarında bir kız çocuğu, ilk oyununu yazmış ve ailenin diğer çocuklarını oynatarak büyüklere bir gösteri hazırlamıştır. Provalar esnasında ablası Cecilia ile ailenin müştemilatında kalan Grace'in oğlu Robbie'nin yakın temasını, yanlış yorumlayarak kız çocuğu şımarıklığı ile oyunu iptal eder ve bu ailedeki diğer çocukların tepkisine neden olur. Gecenin ilerleyen saatlerinde yaşanan bir olayı da Cecilia ile Robbie'nin yakınlaşmasına bağlayan Briony'nin lafıyla Robbie tutuklanır ve Almanya karşısında savaşmak için Fransa'ya gönderilir. Hikayenin ana çatısı bu şekilde. Kitaptaki karakterlerin, birinin değil, ikisinin değil, baş karakterlerin değil, tüm karakterlerin birer birer okura anlatılması ve hepsini etiyle kemiğiyle karşınızda görmenize sebep oluyor. McEwan'ın en büyük başardığı şey de bu sanırım. Kitabı Briony'nin ağzından yazıyor ve ne 12-13 yaşında bir kız çocuğuyken anlattıklarına ne de 85 yaşındaki doğum gününden yazdıklarına inanmakta güçlük çekiyorsunuz. Bir yanlış yorumun birden fazla insanın hayatını nasıl alt üst ettiğini okuyunca iki düşün bir söyle atasözünü anımsatıyor. Kitap Atonement isimli bir filme de uyarlanmış ki akşama da onu izleyeceğim Amazon üzerinden. Kitabın bendeki baskısı Yapı Kredi Yayınlarından, 336 sayfa ve indirimsiz fiyatı 110 TL. 
Güzel kitap bence denenir. İndirim kovalayıp mutlaka okuyun. 

Günlerden Galatasaray #12

Hatayspor 2-1 Galatasaray (Wilfred)
Ve namağlup serisi sona erer! Geçen sezonki Beşiktaş maçından sonra ligde hiç yenilmeyen, Şampiyonlar Liginde elemeler dahil yaptığı 10 maçta da yalnızca Bayern'e mağlup olan Galatasaray'ı yenecek takım Hatay'daymış! Öncelikle kendilerini tebrik ediyor ve maça geçiyorum. Kötü oynayarak kazandığımız, ite kaka kazandığımız maçlar olmuştu, evet, fakat mağlubiyeti bu kadar aradığımız maç ilk kez izledim bu sezon ve bulduğumuzu da gördük. Kağıt üzerinde kurulabilecek en iyi on birlerden birisiyle çıkmış olmakla birlikte bu kalitenin nasıl çalışmadığını anlayabilmek mümkün değil. Şampiyonlar Ligi'ne giderken akıllar orada, Şampiyonlar Ligi'nden dönerken fiziksel ve mental yorgunluk var. Şampiyonlar Ligi'nde olmak istiyorsanız, bunlar olacaktır üzgünüm. Alışmak ve maç maç gidip seri şekilde kafayı lig-şl arasındaki odakta geliştirmek gerekiyor. Yeni bir takımız fakat ekseri bunları başarmış, tecrübeli oyunculardan oluşan bir takımız. Bu tarz problemleri yaşamamak gerekiyor artık. Maçın sonundaki pozisyon, hakem falan konuşmak istemiyorum zira bu maçın kaybedilmesinin sebebi -ve artırıyorum son birkaç maçın sancılı geçmesinin- gole çevrilemeden harcanan pozisyonlardır. Son vuruş çalışması lazım takımın. Gol atamadıkça lüzumsuz bir elektrik yükleniyor. Bu maç da böyle geçsin bakalım. Milli takım arasına kendimizi 3 puanla atabilseydik iyiydi ama, kısmet. Hedef 24, yürüyedurun!

Aşka Övgü | Alain Badiou

İncecik bir felsefe kitabı bulmuşken kaçırmamak için aldım ve gün içinde de bitirdim. Kısacık, hap gibi, Zweig kitapları gibi, çok tatlı oldu. Badiou, Rabat doğumlu bir felsefeci. Fransa'da sevgililer gününde bir konferans düzenleniyor. Bu konferansa Badiou'yu konuşmacı olarak çağırıyorlar. Truong isimli bir de yayıncımız var. Badiou ile söyleşi yapıyorlar. Soru cevap şeklinde yapılan bu paneldeki konuşmayı da kitaplaştırmışlar. Serap da dayanamamış almış okumuş. Kitap, sunuş ve son söz hariç altı bölümden oluşuyor. Aşkı sanatla, siyasetle, felsefeyle eşleştirerek kendince anlatıyor. Benim en yakın hissettiğim bölüm "Sevgililerin Kurduğu" isimli olandı. Çünkü uslanmaz bir romantik olduğum için siyaseti, felsefeyi falan değil sevdiceğe duyulan aşkı anlatıyor. Sarkozy'nin Fransa Devlet Başkanı iken aldatılmasına ilişkin yazdığı kitaptan da bahsedilen yerler vardı. Kesinlikle magazin değil, ama örnek verdiği şekilde okumak keyifliydi. Ben okurken keyif aldım. Denemek isterseniz, biraz felsefeye ilginiz varsa, bence çalışır. Kitabın bendeki baskısı Tellekt Yayınlarından, 72 sayfa ve indirimsiz fiyatı 72 TL. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...