Casus | Paulo Coelho

Gerçek bir karakterden bir hikaye yazmış Coelho. Kendisini bugünlerde twitterda attığı Türkçe twitlerle tekrar görüyoruz tuhaf şekilde. Buna değinmeden geçemedim. Mata Hari karakteri 20. yüzyılın başında yaşamış ve casuslukla suçlanmış bir dansçı. Kendini içine düştüğü boğucu hayatlardan hep dansla kurtarmış bir kadın. Düştüğü son kötü durum hariç maalesef. Dünya savaşının ortasında, düşman iki millet olan Almanya ve Fransa'nın arasında, boyun eğmeden yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Kitap avukatıyla olan yazışmaları içeriyor. Mata Hari'nin geçmişe doğru yaptığı kendi iç yolculuğunu okuyoruz kitap boyunca. Arka kapakta yanlış zamanda doğmuş özgür bir kadın diyor. Bu cümleyi okurken kendimi gördüm. Ben de hep yanlış iklimde, yanlış coğrafyada doğduğumu düşünmüşümdür. Hızlıca akan, heyecanlı ve keyifli bir kitap. Hafta sonunda bir buçuk günde bitti. Kitabın bendeki baskısı Can Yayınlarından, 152 sayfa ve 21,50 TL.

"Hasretle" Nazım Hikmet Mektupları

İnsanların yazdıkları mektupları okumak yatak odalarına girilmiş kadar özel hayatlarına müdahil olmak gibi geliyor bana. Öte yandan, çok kıymet verdiklerimizin kendilerinin izinleriyle yayımladıkları mektupları okuyunca, hayatlarına dahil oluveriyoruz birden. Kitap üç bölümden oluşuyor. İlkinde Nazım'ın yazdığı mektuplar vardı. Nazım'ın mektuplarını okurken, hem de kendi el yazısıyla, onun çevresine daha çok vakıf olduğumu hissettim. Bazen Türkçe, bazen Rusça, bazen de Fransızca yazılmış mektuplardı bunlar. İkinci bölümde de Nazım'a yazılmış mektuplar vardı. Yaşar Kemal'den, Abidin Dino'dan, akrabalarından, çevirmenlerinden gelen mektuplar paylaşılmış. Son bölüm ise en çok duygulandığım bölüm oldu. Çünkü, ölümünden sonra son sevdiceği Vera'ya yazılan taziye mektuplarını okudum. Çevresinin ne kadar saygı duyduğu bir sanatçı olduğunu sadece taziye için yazılan mektuplardan bile görmek mümkün. Saygı duymamak elde değil. Kitabın bendeki baskısı Yapı Kredi Yayınlarından, 228 sayfa ve 12 TL. 

Bir Yerde | Jerzy Kosinski

Bir Yerde müthiş bir hiciv kitabı. Aslında günümüz sosyal medyasının, linç kültürünün ve tam tersi yersiz övgülerin ne kadar güçlü şekilde yapıldığının bir anlatısı gibiydi. Çarpıcı olansa, bu kitabın bu sene değil, birkaç sene önce değil, hatta 10 sene önce bile değil, tam 50 sene evvel yazılmış olması. Evet, yanlış okumuyorsunuz abartmanın, övgü ve yerginin bu kadar günümüz diliyle anlatıldığı kitap 1970 yılında yazılmış. Yayın yılını gördüğüm zaman daha çok etkilendiğimi söylemek zorundayım. Kitapta, ömrü boyunca bahçıvanlık yapmış bir adamın, geçirdiği bir kaza sonrasında Amerika'nın kodamanlarından birinin evinde geçirdiği birkaç haftalık süreçte, tüm dünyada büyük bir iş adamı ve ekonomist olarak meşhur olmasını anlatıyor. Aslında ne ekonomist ne de iş adamıdır. Popülistliğe getirilen nefis bir eleştiri. Kitabın bendeki baskısı E Yayınlarından, 115 sayfa ve 17 TL.

Alef

Benim ilk gençliğimde Kenan İmirzalıoğlu mafyalı bi dizi yapıyordu ve ben kendisinden pek de haz etmezdim. Fakat bir süredir, zevklerimin değiştiğini seziyorum ve değişikliklerden birisi de İmirzalıoğlu ile ilgili aslında. Milyoner'i sunmaya başladıktan, onu Cingöz Recai, Uzun Hikaye, Son Osmanlı Yandım Ali ve elbette Ejder Kapanı'nda izledikten sonra daha sempatiyle baktığımı itiraf etmek zorundayım. Alef'in çekilmeye başlandığını ve yayınlanacağını duyduğumda da heyecanlandım çünkü BluTv'de yayınlanacaktı, polisiyeydi ve BluTv'de izlediğim polisiyeler (Masum, Şahsiyet, Bozkır) benim için şahane referanslardı. Tüüüüm bu fikirlerin ışığında diziyi izlemeye başladım ve dün itibariyle de bitirdim. Hadi neleri sevip neleri sevemediğimi konuşalım...

Demir Ökçe | Jack London

Jack London'un daha önce Beyaz Diş kitabını okumuş ve çok da hoşlanmamıştım açıkçası. Distopik bir kitap olduğunu gördüğümden beri okumak istedim bu kitabı. Bu tarz kitapları ve yaratılan dünyaları seviyorum. Çünkü yönetimlerin, idareyi, iktidarı elinde tutanların halkı baskılaması fikri bana çok gerçek geliyor artık. Bu kitapta da gerçekle bağlantılı bir sanal evren var. Toplumdaki tabakalaşmayı, işçi sınıfını, iktidarın sahibi oligarkları, devrim yapmayı hedefleyen kitabımızın baş rolündeki karakterleri, sosyalizmi, marksizmi, kapitalizmi, emeğin sömürülmesi fikrini aslında didaktik sayabileceğimiz bir şekilde anlatıyor. Anlatırken öğretiyor, öğretirken düşündürüyor. Geleceğe dair fikirlerini okuyoruz yazarın zira 26. yüzyılda geçiyor olay örgüsü. Ama ileriye dönük fikirlerin ve yazılmış öngörülerin, kitabın yazıldığı 1900'lü yılların başını da bugün yaşadığımız dönemi de kapsıyor olması ürkütücü derecede başarılı. Kitabın bendeki baskısı Türkiye İş Bankası Yayınlarından, 320 sayfa ve 16 TL.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...