Yakıcı Sır | Stefan Zweig

Zweig'in maceralarına devam ediyorum. Keşfedebildiğim için ne kadar mutluyum anlatamam. Bu kitap da diğer kitapları kadar iyiydi. Kitap Edgar isimli bir çocuğun üzerinden dönüyor bu kez. Annesiyle hastalık sonrası nekahet dönemini geçirmek üzere bir otele gelen Edgar, kendinden yaşça büyük bir beyle tanışır. Halbuki adamın niyeti Edgar'dan ziyade annesi ile münasebet kurmaktır. Edgar bir şeylerin döndüğünü fark etse de annesi ile adamın ne sakladığını bir türlü çözemez. Annesini bırakıp büyükannesinin yanına gidecek kadar da hırslanmıştır çözemediği için. Kitabın konusu özetle bu. Zweig bu kitabında kadın çözümlemesinin ötesine geçip bir çocuğun gözünden kurgulamış kitabı. Kadın çözümlemelerinin daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Ama kitabın geneline hakim olan tutku hissi de "kadın" kitaplarının hiçbirinde yoktu, o şerhi de düşerim. Yine kısacık, yine sallana sallana okumama rağmen iki günde biten, yine hap gibi yutuverdiğim bir eser olmuş. Ne büyük keyif alıyorum okurken... Kitabın bendeki baskısı İş Bankası Kültür Yayınlarından, 96 sayfa ve 9 TL. Artık biliyorsunuz; okuyun!

Onca Yoksulluk Varken | Emile Ajar

Hangi kitabı alayım diye sordum, söylediği kitaplardan birisi buydu. Kendi tabiriyle "içinde arıza olan kitapları" sever. Kitabımızın baş karakteri Momo arıza olarak tabir edebileceğimiz bir arkadaş. Hayat kadını olan annesi, Momo'yu bir Fransız kadının yanına bırakır ve mesleğini icra etmeye devam eder. Momo, Madam Rosa'nın yanında büyümeye devam eder. Kitabı okurken -kıyaslamak gibi olmasın- sıklıkla Çavdar Tarlasında Çocukları düşündüm. Momo, Holden kadar serseri değil ama olma yolunda kocaman adımlar atmış bir velet. Kitabın hemen hemen her sayfasında bir aforizma mevcut. Benim sevdiğim tarafı ise büyük resme baktığımda gördüğüm aforizma: bir çocuğun kalbine dokunduğunuz kadar varsınız hayatta. Dini, dili, cinsiyeti, ırkı aynı olmayan bir kadınla bir çocuğun hikayesi Onca Yoksulluk Varken ve gerçekten içe işlemeyi başarıyor. Masum bir çocuğun gözünden bu beş para etmeyen dünyaya bakmak gibi kitap. Bana okuyayım diye önerilen bu kitabı okumanızı öneririm. Bendeki baskı Agora Kitaplığından, 197 sayfa ve 22 TL. Okuyun.

Günlerden Galatasaray #15

Maçın henüz başında diyebileceğimiz bir dakikada kendi kalemize gol yemenin ardından saçma sapan 2. golün ardından lüzumsuz gerginlik yine başladı. Oysa yapılması gerekenlerle ilgili bir sorun yoktu ve dolu tribünler önünde takım iyi de oynuyordu. Galatasaray'ın bu aniden kapıldığı panik atakları beni çok tedirgin ediyor. Sistem değişikliğinden, hocanın beğenilmemesinden, yönetim zafiyetinden bile çok! 2-0 geriye düştükten sonra 4 gol atmak da her yiğidin harcı değil öte yandan. Zaten tek golü atınca karşısında oynayan rakip kim olursa olsun devamını getirebilecek kalitede bir Galatasaray var bu sezon. Önce Fernando'nun sonra sırayla Gomis, Belhanda ve Fegu'nun golleriyle 4-2 kazandık dünkü maçı. Şimdi Başakşehir'in puan kaybetmesi halinde liderlik yeniden gelecek inşallah ve hedeften sapmamış olacağız. Her hafta hakem konuşmaktan bıktım usandım. Herkes bıktı. Bir tek Galatasaray değil kimse memnun olmuyor bu durumdan. Yapacak bir şey yok maalesef. Şimdi Malatya deplasmanına kitlenip o maçta ve son maç olan Göztepe maçında puan kaybı yaşamamak lazım. Allah yardımcımız olsun. Yürüyedurun!

Gecelerim ve Falaka | Ahmet Rasim

Kitapyurdu.com'dan kitap sipariş ediyordum. Kargo parası vermek içime sinmedi. Kargo ödeyen ürünlere girdim. Ahmet Rasim'in üçlü kitap setinin 7 TL gibi komik bir rakam olduğunu görünce araştırmaya başladım. Sonra da almaya karar verdim. Üçlüden okuduğum ilk kitaptı. Kitapta Ahmet Rasim'in çocukluğunda yazıldığı çeşitli mektepler ve oralarda yaşadığı olaylardan bahsedilmiş. Çocuğun gelişim döneminde ona yaşatılan korkular, dayaklar ile ruhunda açılan yaralara epeyce parmak basmış Ahmet Rasim. Osmanlının son dönemleri gibi görünüyor. En fazla Tanzimat Devri falandır muhtemelen. Eğitime yönelik yapılan eleştiriler bu sebeple de mühim. Yazarla ilgili en çok dikkatimi çekense en fazla 3-5 kelimelik cümleler kuruyor olmasıydı. Tık tık tık anlatmış, geçmiş hikayesini. Ağdalı, uzun, sanatlı cümleler yok hafif bir kitap, bana Zerdüşt'ten sonra epey iyi geldiğini itiraf etmeliyim. Kitabın bendeki baskısı Üç Harf Yayınlarından. Yazım hatalarının fazla olduğunu söyleyeyim, okumayı düşünürseniz başka yayın evlerini denemenizi öneririm. 189 sayfa olan kitap tek başına 8 TL'den satışta ama ben üçlü setini buradan 7 TL'ye aldım dediğim gibi. Diğer iki kitabı merak ettirdi dersem beğendiğimi anlatmış olurum sanırım.

Günlerden Galatasaray #14

Şu maçtan 3 gol yedik ve maç öyle bitti ya, baya iyi. Çok iyi. 5 yediğimiz Başakşehir maçının çok ötesinde oynadı Beşiktaş. Yiğidin hakkı yiğide. Beceriksizliklerine rağmen 3 golle 3 puanı aldılar (klişenin dibine vurmalıyım). Cidden konuşulacak bir şey yok. Hedef şaşmadı 21. şampiyonluk. Küçük tökezlemeler kabulüm ama seriye binmemesi lazım. Muslera fotoğrafının sebebi muhtemelen geldiğinden beri ilk kez ona kızmış olmam. 6 senede 1. Kredisi arşı alada, değişmeyecek de. Çok sevmem eleştirmeme engel elbette değil. Devre olana kadar maç kaybetmeyip liderlikten ayrılmamayı dilerim. Birkaç senelik naftalin kokan totemimizi çıkaralım kalbimizin sandıklarından: şampiyonluk şarkısı düşmesin dillerden!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...