Günlerden Galatasaray #31

Galatasaray için sezonun kırılma noktası elbette Hocam'ın takıma dönüşü oldu. Bunu lig sonunda şampiyonluk yazısında uzun uzun konuşacağız tabii ki fakat psikolojik üstünlük sayesinde ikinci yarıdaki derbi maçlarının tamamında yediğimiz tek gol Trabzon maçında karşı yakadan vurulan şuttu. Maçta Beşiktaş şanssızdı aslında. Kaçırdıkları çok kritik birkaç pozisyon var ki İngiltere'de oynanan maçlar gibi oohhhh sesleri yükseldi salondan. Galatasaray ise baskın oynayan taraftı. Özellikle ikinci yarının ortalarında artık her pasta oley çekti taraftar. Bu şımarıklığa gerek yok belki gel gelelim, futbol da bir şov ve bu şovun hakkını veren tek takım da Galatasaray. Bu şovu yapabiliyor olmanın tek yolu da tertemiz futbol oynamak. Şu maçta Beşiktaş'ın itiraz edeceği hiçbir şey yok. Maçın golleri her ne kadar Garry ve Fernando'dan gelse de ben maçın 3 puanını Nando'ya yazarım. Dün akşam çok hırslıydı. Hiçbir hata yapmadan maçın kazanılmasında büyük pay sahibi oldu. Şimdi Akhisar, Malatya ve Göztepe maçları kaldı. Üçte üç yapıp şampiyon olmamak için hiçbir sebep yok şimdi. YÜRÜYEDURUN!

Günlerden Galatasaray #30

Gomis'in henüz maçın başında bulduğu gol olmasa yine tutuşacağımız maçlardan birisiydi Alanya maçı. Yok yere bi deplasman fobisi yarattık ya kendi kendimize. Sonra rakibin kendi kalesine attığı müthiş gol ve yediğimiz yine efsane olan gol ile devre 2-1 lehimize sonuçlansa da ikinci yarının başında yediğimiz golle Alanya beraberliği yakaladı. Sinan'ın yine dışarıdan gelip golü bulması şampiyonluk turuna çıkmak gibiydi. Galatasaray'ın yaptığı en iyi işlerden birisi bu. Oyunun temposunu istediği zaman yükseltip istediğini alıp yoluna bakmasını çok seviyorum. Dilerim ortaya koyduğu heyecan veren oyundan sonra Galatasaray şampiyon olur. Çünkü bunu gerçekten hak ettik. İki senedir çok bekledik. Kaldı dört maç. İnşallah kayıpsız yürümeye devam ederiz. YÜRÜYEDURUN!. 

Mürebbiye | Stefan Zweig

Üst üste iki Zweig kitabı okumak beni bozmadı, aksine keyif bile aldığımı söyleyebilirim. Mürebbiye kitabında 4 tane hikaye anlatıyor Zweig. Bu hikayeler; kitaba adını veren Mürebbiye, Yaz Novellası, Geç Ödenen Borç ile Kadın ve Yeryüzü. Zweig'in psikolojik tahlilleri kadar beğendiğim yeni bir özelliğini keşfettim bu kitabında. Tasviri de çok başarılı yapıyor. Bilhassa Kadın ve Yeryüzü isimli hikayede doğanın tasviri, doğaya ilişkin yapılan benzetmeler beni benden aldı. Mürebbiye ikinci beğendiğim hikayeydi, çocuklara öğretmenlik yapan bir kadının evden ayrılma sebeplerini ve çocukların bundan nasıl etkilendiğini anlatıyordu. Yaz Novellası biraz savruk ve sıradan geldi. Geç Ödenen Borç ise genç kızken arkadaş olan iki kadından birinin orta yaşlarının sonunda diğer arkadaşına yazdığı mektuptan oluşuyor. Kitabın bendeki baskısı İşbankası Yayınlarından, 96 sayfa ve 9 TL. Artık biliyorsunuz, okuyun!

Amok Koşucusu | Stefan Zweig

Çok kıymetli yazarımız Zweig Beyin bir kitabı ile daha karşınızdayım. Zweig'in psikolojik çözümlemelerinin ne kadar başarılı olduğunu defalarca kez yazmıştım. Bu kitapta da bir doktorun mesleği ile alakalı yaşadığı bir olayın kendi ağzından dinliyoruz. Kitaba adını da veren "Amok Koşucusu" tabiri de şuradan geliyormuş; insan hayatın hayhuyu içinde önüne gelen her şeyi yok etmeye çalışırmış ve en sonunda da kendisini yok edermiş. Şuursuz bi şekilde saplanıp kalma hali. Aslında düşününce hepimiz yaşadığımız hayatın içinde bir şeylere doğru amok koşuları yapmıyor muyuz? Gördün mü Stefancığımı, sana filozof gibi varoluşunu sorgulatır böyle. Kitabın içinde yer yer intihar ve ölüm düşüncesine değiniyor. Bilindiği üzere Zweig ve eşi de 2. Dünya Savaşında yaşadıklarına dayanamayıp intihar ediyorlar. Acaba kendi hayatıyla paralellik var mıdır diye düşünmeden edemiyorum. Al sana 2. büyük soru. Her Zweig kitabı gibi elbette tavsiyemdir. Kitabın bendeki baskısı İş Bankası Yayınlarından, 64 sayfa ve 7 TL. O KU YUN!

Günlerden Galatasaray #29

Geçen hafta giden 3 puana yandıkça yanıyorum. O maçı da alabilmiş olsak şimdi arayı iyiden iyiye açacağız. Kısmet. Dün akşam Başakşehir maçında Galatasaray çok sabırlı oynadı. Tam olması gerektiği gibi açtı kilidi. Allahı var rakip de iyi hazırlanıp gelmiş ama nefesleri yetmedi. İyi ki de yetmedi. Galatasaray iç sahadaki namağlup unvanını korumayı başardı. Maçın genelinde de oyun hakimiyetimiz mevcuttu. Başakşehir'in ciddi şekilde geldiği birkaç atak olsa da sonuca -Allahtan- gidememiş olmaları bizi yeniden liderliğe taşıdı. 2 haftadır çok başarılı olmayan Mariano'nun golle geri dönmesi ve aslında oyunun kilidini açmış olması gelecek adına olumluydu. Maçın uzatmalarında gelen Serdar golü ise Serdar'ın aslında müthiş oyununu golle de süslemiş olması adına mühimdi. Transfere para dökmeden kendi içimizden çıkaracağımız Serdar gibi, Donk gibi, Selçuk gibi oyuncular sayesinde kurtulacağız inşallah ekonomik sıkıntılardan. Neticede maçı 2-0 kazandık ve son viraja lider olarak girmeyi başardık. İnşallah lig sonunda da şampiyonluğu kucaklayacağız. Allah utandırmasın. YÜRÜYEDURUN!

ps: müthiş pankartlar için müthiş taraftara tüm kalbimle teşekkür ederim.