Dün, günlerdir ne kadar heyecanlı olduğumu yazmıştım. Heyecanım yerini bulmadı, bulamadı. Galatasaray, United deplasmanından mağlubiyetle ayrıldı. Hem de tek gollü mağlubiyet.. En sevmediğim skor 0-0'sa ikincisi de 1-0 yenilmek. Bala göte yenmek diye bi tabir var ya, amiyane tabir olacak affedersiniz ama bizdeki durum bu. United resmen bala göte kazandı maçı. Şanssızlığımızı yeneriz umarım kalan maçlarda ve bu gruptan çıkıp daha iyi yerlere geliriz. Kaptan iyileşsin defansı toparlar zaten. İleridekiler de biraz son vuruş çalışsa tamam bitti gitti. Dün Umut'un sakatlığı kırılma noktasıydı. Tabii olumsuz anlamda. Kötü konuştuğumuz son maç olsun. İlk maç günahı olmaz. Biz yürüyeduralım.
ps: Fotoğraf kaynağı.
ps 2: Beyaz forma siyah şort kombinasyonuna kafam girsin.
ps 3: Terbiyesizliğim için blogumdan özür dilerim.
Ta cumartesi günü başladı bu yürek sıkışması. Heyecana yordum. Günlerdir içim pır pır. Bugünse tavan yapmış durumda. Yaş ilerledikçe düşünmüştüm ki futbola duyduğum heyecan azaldı. En azından artık daha olgun izleyebilirim. Ama öyle bir dünya yokmuş, cumartesiden beri hayattan öğrendiğim bu. Şampiyonlar Ligi 6 sezon sonra illa ki heyecanlandıracaktı beni. Siz gelir ilk maça benim iki takımım olan Manchester United ile Galatasaray'ı verirseniz, maçı da Old Trafford'da yaparsanız bendeki heyecan bin misline yürür haliyle. Bu akşam sonuç ne olursa olsun Galatasaray'ın yeniden Avrupa'ya dönüşü olacak. Bugün yaşadığım en heyecanlı günlerden biri. On saat sonra düşünmeyi bırakıp sadece yaşamaya başlayacağız. Avrupa kolla kendini, cehennem geri döndü!
"Seni seviyorum. Senin sayende şu an olduğum kişiyim. Sahip olduğum bütün umutlara ve rüyalara sebep sensin ve gelecekte ne olacağı umrumda bile değil. Her zaman senin olacağım ve sevgilim, sen de her zaman benim."
Her sene illa bi musallat olur Antalya deplasmanı. Puan kaybederiz, o artık Allah'ın emri de, maçtan sonra maç dışında birçok şey konuşulur. Bu sene hiçbir olumsuzluk yaşamadan "dört köşe" olup döndük. Çok rahat bir şekilde aldı Galatasaray maçı. Dün maçın adamı Amrabat'tı. Kenardan gelerek verdiği katkıyı direkt 11de başlayarak verdi. Bir golü, bir de taçtan asisti var. Gollerimiz Elmander, Amrabat, Burak ve Umut'tan geldi ve maçı 4-0 kazandık. Burak'ın frikik golü, Antalya'dan 4 gollü galibiyetle dönmek, milli maçtan sonra puan kaybetmemek, Selçuk'un yaptığı kaptanlık ve Amrabat.. Cennete hoşgeldiniz! Çarşamba günkü United maçından önce de moral depolamış oldu. Tahminim United maçına da Aydın-Engin değişikliğiyle dün akşamki takım çıkacak. Heyecan basıyor, yürüyedur Galatasaray!
Dünya Kupası elemelerinde ikinci maçı Estonya ile oynadık ve nihayet kazandık. Rakibin özellikle ilk yarım saatteki istekli oyununu göz önünde bulundurunca, on kişi kalmasalar onu da zorla yapardık ya yine şans yanımızdaydı. Estonya on kişi kaldıktan sonra Emre'nin, Umut'un ve oyuna "yine" sonradan giren Selçuk'un birer golüyle 3-0 kazandık. Memleket meselesi haline gelen Selçuk versus Abdullah Avcı olayında Selçuk sonradan girerim işimi hallederim kafasıyla ve tüm karizmasıyla 1-0 öne geçti. Hocanın inadından ve tüm egolarından arınmasıyla bu işi kıvıracağını düşünüyorum. Benim tanıdığım, yaptığı işi sevdiğim ve o işe güvendiğim Abdullah Avcı böyle yapardı zira. Şimdi mikrofonlarımız ligde sonra da Şampiyonlar Ligi! İyi ki varsın futbol, eğlencesi pek bol!
ps: Umut, mucize misin nasıl bişeysin?