Sevdadandır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sevdadandır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Romantik Körelme

Nedir romantik körelme, ben bu körelmeyi yaşıyor muyum, neresindeyim, ne zamandır böyle hissediyorum, bu yola nasıl girdim ve en mühimi bundan sonra yeniden romantik görmeye başlar mıyım? Hadi konuşalım.

Obsesyon!

Türk Dil Kurumu obsesyonu takıntı olarak tanımlıyor. İşi bilen ruh bilimciler ise obsesyonu; "kişinin zihnine girmesine engel olamadığı, zihninden uzaklaştıramadığı düşünce, fikir ve dürtülerdir. Kişinin isteği dışında gelirler, kişi tarafından mantık dışı olarak değerlendirilirler ve yoğun sıkıntı ve huzursuzluğa yani anksiyeteye neden olurlar" şeklinde açıklıyor. Dün kendimle ilgili değerlendirme yaparken aslında hissettiğim şeyin tam olarak karşılığını obsesyon kelimesinde bulduğumu fark ettim. Haydi, kahvelerinizi alın, biraz Serap dedikodusu yapalım...

Büyük Acılar

Çok sevdiğim biri "hayatında büyük ebeveynlerin dahil hiç ölüm acısı yaşamadığın için her acıyı büyütüyorsun" demişti bundan birkaç sene önce sevdiğim adamla bilmem kaçıncı uzaklaşmamızın ardından hissettiğim hüznü eleştirirken. O günden sonra hissettiğim birçok hüzünden utandım ben. Gerçek bir kayıp vermeden kayıplarıma üzülmek yanlış bir şeymiş gibi...

Ah Frida....


"Kurbağa sevgilim, Diego’m… Bana dünyanın en büyük acısını yaşattın sen. Gün be gün öldüm seni sevmeye başladığım ilk andan itibaren. Ama sevgilim, bir daha gelseydim dünyaya yine seni severdim… Canlı canlı çürüyeceğimi bilerek…"

Sevgi ve türevleri

Ayrıldık diye çok üzülmüştüm. Ama haklıymış. Zamanla alışıyormuş insan. Sevgilisinden ayrılınca aşkın saçmalığından bahseden yada "en büyük aşkım Galatasarayım, hem o beni terk etmez" diyen insanlardan değilim, hiç olmadım. Hatta artırıyorum; bugün aşık olabileceğim biri karşıma çıksın, gözüm kapalı dalarım o suya (hala denizde olan Serap'ın yazısına yansıyan deniz enstantaneleri). Ama aşk bitti diye dünyanın sonu gelmiyormuş. Sevginin çok farklı halleri varmış. Şimdi onlardan bahsediyorum size..

Hep sonradan...

Çok affedersiniz durduk yere adamın ağzına sıçan şarkılar diye bir liste yapılsa, bu şarkıyı üst sıralara yazmayan henüz olgunlaşmamıştır. 
Şarkının sözleri herkesin canını yakacak kadar sığ değil çünkü. Belli bir hamlık, pişmişlik ve yanmışlık evresi geçirmiş olmanız gerekiyor.
"Ne sen leylasın, ne ben mecnun" der şarkı. Giden her sevgilinin ardından değilse de gidişi hakikaten üzenlerin ardından söylendiği zaman bünyede "artık sen de herkes gibisin" etkisi bırakır ki, kaldırması zordur. Gerçektir çünkü sözler. "Kederli bir akşam içmiştir" şair, sevgilinin güzelliği, hissedilen aşk, dünya bi yana sen bi yana kafası "hep bundandır".
"Ne sen bulutsun, ne ben yağmur" geçer şarkının ikinci dönüşünde. Doğru çünkü, çünkü çok gerçek. Çünkü yıllar yılı bizi dört koldan romantizmle istila ederek kafamıza sokulan şeyler doğru değil. Çünkü "böyle şeyler sadece filmlerde olur canım" dedirtir insana yaşamak istediklerini düşünürken.
Şarkının enfes sözleri Ali Çınar'a ait. Zamanında Ahmet Kaya söylemiş, bugünlerde Mehmet Erdem o buğulu sesiyle kalpte tam dokunması gereken yere dokunuyor. Kahretsin tüm mantıklı olaylar diye düşündürüyor gereksiz yere. 
Video ve şarkının şahane sözleri yazının devamında. 

Ayrılık da sevdaya dahil

Rüzgar uzaklara savurmuş yıldızları,
Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan,
Onu çok arıyorum, ONU ÇOK ARIYORUM,
HER YERİNDE VÜCUDUMUN AĞIR YANIK SIZILARI.
Bir yerlere yıldırım düşüyorum,
Ayrılığımızı hissettiğim an DEMİRLER ERİYOR HIRSIMDAN.

Dünyanın en müthiş şiiri ile karşı karşıyasınız. Attila İlhan'a biat edin.

İki yabancı

“beni unutma ama seni seviyor olduğumu unut. 
senin gözlerini unutamadığımı unut. 
her gelişinde, kapılarımı açık buluşlarını unut.
bir söz beklediğimi senden, bir ses beklediğimi... 
unut her gece seni gördüğümü rüyalarımda. 
ben ki senin adını görünce bir esnaf tabelasında, bir sokak duvarında, bir bar girişinde oturur sabahlardım orada, öyle bir sevmek ki adına dahi saygı duyardım. 
 adın kilisede şarap kadar kutsaldı. yine de unut.”

Pişman olduğun zaman...

Fotoğraftaki cümlenin manası; "2 tür insan vardır, umutsuzca romantik olanlar ve gerçekçiler" Bugün bayram için annemin dizinin dibine geldim. Bi an geldi, kelimeler yine akmaya başladı. Akan kelimeler yazının devamında. Fotoğrafın alametifarikası ise ben hep ilk türden oldum. Mantığımla hiç hareket etmedim. Geride bıraktığım 2 aya kadar hiç de pişman olmadım. Şimdi en başından keşke ilk türden değil de ikinci türden olsaymışım diyorum. Gelelim yazının aslına.

Hayatım;

Ps: i love you soundtrack'inden Demet Akalın şarkılarına dönüştü.
Keşke cici kız olmayı bırakıp kötü konuşan, beddua eden, canı yanan değil can yakan birine aniden dönüşebilsem. 
Ne dersiniz, hoş olmaz mıydı?
Gençlere ve gelecekteki bana not: sevil de sevme, ağlama ağlat. 

Adaletsiz seçim.

"Kahramanım beni kurtarmak yerine öldürmeyi tercih etti"
Şarkısı...

Bazı filmler vardır. Gözlerin dolar ama tebessüm de edersin. Bu ekran görüntüsünü gördüğümde o filmleri izlermiş gibi bir hissiyata kapıldım. Doğru, makul ve etkili bir cümle değil de ne yukarıdaki...
Canımın acımadığı günlerdeyim. Boş bıraktığım tek bir anım yok. Çünkü biliyorum ki her boşluk ona doğru süzüleceğim bir kara delik. Çünkü biliyorum ki her boşluk içimdeki sancının üstüne bastırdıklarımdan sızması ve beni acıtması. Çünkü biliyorum ki her boşluk "bitti" kelimesini daha da anlamsızlaştıracak.
Ve ben bugün biraz daha büyük biraz daha olgunum. Turabi'nin survivor'da söylediği gibi; "öldürmeyen konsey güçlendirir abiee"
Şarkının da dediği gibi, "şarkıların günahı yok, acıtan sensin içimi"...
Güzel bir hafta sonu olsun.

Pembe tişört

İşten dönüyorum, 1-1.5 saat önce falan..
Çok yorgun değilim. Aylak aylak dışarı bakıyorum camdan. Bi yandan da Neşeciğimle günün kritiğini (bildiğin goygoy) yapıyoruz
Serviste önümde oturan adam pembe bi gömlek giymiş.
Hani ona doğum gününde aldığım tişörtün pembesinden.
Erkekler neden pembe giyiyor ki? Ondan başkası giymesin. Giymese olmaz mı? Nolur giymesin ya...
Bi de Göksel şarkı söylemesin.
"Kalbimin ortasına bıraktın aşkını, acıyor" dedikçe acıtıyor.
Kimse aşktan da aşksızlıktan da ölmez, kabul.
Ama 5 senenin acısı da 5 günde geçmiyor.
Az müsaade edin de acımızı yaşayalım.


Bitti.

20 Mayısta,
doğum gününde,
gülerek kutlamak yerine bi değişiklik yaptık.

Kimi sevsem sensin...

Durduk yere akla gelen bi şiir gibisin sevgili,
acıyorsun, acıtıyorsun,
yoksun...
Serap susar Attila konuşur; "in misin cin misin anlamıyorum."

...

Sana dokununca renkleniyor tüm dünya.......

sevgililer günü postu

Near, far, wherever you are...
İyi ki varsın, iyi ki benim bitanemsin. Nerede olursan ol, bize her gün sevgililer günü :)