Mösyö İbrahim ve Kuran'ın Çiçekleri | Eric-Emmanuel Schmitt

Karenina'dan sonra hap gibi bir lokmada yutacağım bir kitaba ihtiyacım vardı. Mösyö İbrahim ve Moiz'in hikayesi işte tam bu noktada ciğerparemin tavsiyesi üzerine okuma serüvenime konuk oldu. İşyerinden çıktım, servise bindim okumaya başladım. Eve geldiğimde kitap bitmiş, gözlerim dolmuştu bile... Kitapta aynı sokakta yaşayan birisi Sufi birisi Yahudi, biri hayatının sonunda biri henüz başında olan iki erkeğin yol arkadaşlığının hikayesi vardı. Şeker Portakalı tadında ama daha kısa bir kitaptı. Bir Fransız'ın gözünden Sufizmi okumak keyifliydi hepsinden öte. Hikaye bir kısmında yol hikayesi olarak aktı, nefisti mesela. Uzun uzun anlatılmayı değil tek nefeste okunmayı hak eden bir kitaptı özetle. Sakın ıskalamayın! Kitabı bulamazsanız filmi de çekilmiş ve başrolünde de Ömer Şerif oynuyor, belki onu izleme fırsatı bulursunuz, ben izlemedim ama sinematografik açıdan da keyifli olacağına eminim. Kitabın benim okuduğum baskısı Bilge Kültür Sanattan, yalnızca 58 sayfa ve satışı varken 7 TL imiş.

Anna Karenina | Lev Nikolayeviç Tolstoy

Başlığı koca koca yazdım ki bu kitabı yaklaşık iki haftada pes etmeden okuyup bitirebildiğimi kendime gösterebileyim... Kitabı benim gibi gözü korktuğundan okumayanlar varsa kısa bir özet geçiyorum; iki tane aşkı merkez konu olarak almış kitap. İlki Anna ile Vronsky, diğeri Kiti ile Lenin. Anna evli bir kadınken Vronsky'e aşık oluyor ve evliliğini dağıtıyor, Kiti ve Lenin ise başta ayrılıp sonradan yolları yeniden kesişiyor. Ama kitap kesinlikle bir romantik komedi değil. Tam aksine geçtiği 19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başı dönemi fona alarak hem toplumu anlatıyor hem de Tolstoy'un fikir dünyasının pencerelerini açıyor. Hatta Lenin'in bir nevi toprak ağası olması üzerinden kapitalizme ve feodalizme de yer yer göz kırpıyor. Kitaba belki de haddim olmayarak getireceğim eleştiri ise Anna'ya biçilen rol. Bu tarz olaylarda genellikle kadın suçlu bulunur ve toplumdan dışlanır ya, Tolstoy da o yolu seçiyor yazık ki. Aslında seçeceği yolu "öç benimdir, karşılığını ben vereceğim" cümlesiyle kitaba başlayarak işaret etmiş ama kitabı bitirmeden ben anlayamamıştım elbette. Rus Edebiyatı beni çok yoruyor. Böyle kallavi kitaplar, birbirine benzeyen isimlerin olduğu karakterler, o karakterlerin neredeyse tüm sülalesini barındıran hikayeler... İlk 400 sayfada bu kitabı neden bırakmıyorum sorusunu sıklıkla sordum kendime fakat sonra tempoyu alıp karakter tanıtımları artık nihayete erince akmaya başladı ve kitabın kalan %60'lık kısmını daha kısa sürede okumuş bile olabilirim. Kendinize ve elbette gözlerinize güveniyorsanız başlayın. Kitabın bendeki baskısı İş Bankası Kültür Yayınlarından, 1062 sayfa ve 38 TL. 

Çatışma Yönetimi | Nezir Akyeşilmen

Uluslararası İlişkiler yüksek lisans programında önce İnsan Hakları sonra da Barış Çalışmaları dersini veren Nezir Hoca'nın kitabını da tamamladım nihayet. Dünyada yaşayan ilk insanlardan itibaren çatışma kavramı var olmuş ve çatışmayı çözmek için çeşitli yollar geliştirilmeye çalışılmıştır. İşte Nezir Hoca'nın kitabı dünyayı ilgilendiren çeşitli konulardaki çatışmaları işliyor. Dört bölüm ve bir sonuçtan oluşan kitapta akademisyenler tarafından yazılan 22 makale var. Bu 22 makaleden en dikkat çekici olanıysa, bence, Kosova ile ilgili Metin Aksoy, Armand Polisi ve Mehmet Büyükçiçek'in ortaklaşa çalışması olan Kosova: Kimin Barışı? isimli makaleydi. Balkanlarla ilgili okuduğum her çalışma beni etkiliyor, bu da onlardan biri oldu. Kitabın dördüncü bölümünde Türkiye'deki 3 temel çatışma işlenmiş. Buradaki makaleler de alanda çalışma yapanlar için kaynak olabilecek seviyede. Kitabın bendeki baskısı Orion Kitapevinden. 472 sayfa ve 70 TL. Eğer çatışma yönetimi veya barış çalışmalarıyla ilgili bir kaynak arıyorsanız, ıskalamayın. 

Küresel İlişkiler Çağında Uluslararası Örgütler | Şaban H. Çalış

Uluslararası ilişkiler maceramın sonuna yaklaşırken öğretmenlerimden biri olan Şaban Hoca'nın son kitabını okuma fırsatı buldum. Geçen hafta Ankara'ya giderken trende bana yol arkadaşlığı eden kitap, dün itibariyle bitti. Kitapta 20 tane makale var uluslararası örgütlerle ilgili. Önce uluslararası örgüt kavramının bir açıklaması yapılıyor; tanımlar, tarihsel ilerleme, uluslararası örgütlerin önemi gibi kavramsal bir çerçeve çiziliyor. Sonra da uluslararası örgütlerden hocanın belirlediği 19 tanesini çeşitli akademisyenler tarafından yazılmış hallerini görüyoruz. Uluslararası ilişkiler alanında eğitim almayı düşünüyorsanız illa ki uluslararası örgütleri ders olarak alacaksınız. Bu sebeple kitabı öneriyorum. Çünkü tam bir başucu kitabı olmuş uluslararası ilişkiler alanında. Ödev yazarken sıklıkla hem bilgilere hem kaynaklara hem de o kaynakların nasıl kullanıldığına ilişkin akademik yazım kurallarına bakarak epey kullandığımı itiraf etmeliyim. Kitap Çizgi Yayınevi tarafından basılmış, 624 sayfa ve 60 TL. 

Saatleri Ayarlama Enstitüsü | Ahmet Hamdi Tanpınar

Yıllardan bu yana okumayı sürekli ertelediğim bir kitaptı, çünkü sebebini bilmediğim bir şekilde bana çok sıkıcıymış havası vermişti. Kitabın başında öyle ağır aktı ki mevzu, hatta mevzuya öyle girilmedi ki, ben bu kitabı ne güzel ertelemişim yahu diye düşündüm durdum. Neden sonra kitap öyle bir akmaya başladı ki, belki de ben kitabın ne olduğunu anlamaya başladım, üç günde bitti. Hala benim gibi tembellik edip okumayan varsa, özetle şöyle hikayesi; Hayri isimli bir baş karakterimiz var, ebleh bi herif ne okumuş ne yazmış, kimseye bi hayrı yok, adının aksine. Kader ağlarını örüyor ve Halit diye biriyle tanışıyor. Halit, tüm saatlerin aynı anı göstermesi, senkron ilerlemesi için bir kuruluş icat ediyor (kitabın adı buradan geliyor) ve Hayri'yi de kendisinden sonra ikinci adam yapıyor. Gel zaman git zaman kendi söylediği yalana inananı mı ararsın, iş büyüyünce el etek öpeni mi ararsın, alaturkanın dibiyken alafranga olmak için kendini paralayanı mı ararsın? Her türlü tuhaflık mevcut bu kitapta. Fantastik bi iş aslında. Sanıyorum benim için kusursuz olamamasının sebebi biraz bu, biraz da dilinin zaman zaman ağırlaşması. Evet, geçtiği dönem ve yazıldığı tarih itibariyle dilinin ağırlığı normal ama yorduğu yerler olmadı değil. Kitabın bendeki baskısı Dergah Yayınlarından, 382 sayfa ve 46 TL.