Thomas More, 16. yüzyılda yazmış bu kitabı. Olmasını hayal ettiği bir dünya var. Bu dünyayı da Ütopos tarafından kurulmuş bir ada devleti olan Ütopya üzerinden anlatıyor. Ütopya ada devleti, Ütopya tam bir cumhuriyet, Ütopya'da herkes bir şeyler ürettiği için ülke dışa bağımlı değil, Ütopya'da önemli olan para değil karakter... Tam bir ütopya yani. 21. yüzyıldan baktığım bugünden bir ülkenin Ütopya'daki gibi yaşaması imkansız görünüyor. Öte yandan insan düşünmeden edemiyor; ya başarabilseydik? Ya Ütopya gibi bir ülkede yaşıyor, yaşayabiliyor, bunu başarabiliyor olsaydık? Haydi bizi, yani Türkiye'yi geçtim, herhangi bir ülke yalnızca üretime dayalı bir coğrafya olsa ve dünyanın herhangi bir yerinde bu başarılabiliyor olsa, gerçekten insanlık için o kadar sevinirim ki... Elbette bir o kadar da özenirim. Çünkü dünyayı üretmenin kurtaracağını düşünen ekibe dahil görüyorum kendimi ve dünyadaki bütün sorunların özünde de bir şekilde tüketmenin üretmenin yerini almasını, en azından önüne geçmesini görüyorum. Neyse, kitap nefis, ben okudum ağzımın suyu aktı, siz de okuyun sizin de aksın. Kitabın bendeki baskısı Can Yayınlarından, 136 sayfa ve 44 TL. Iskalamayın.
Ütopya | Thomas More
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
7/20/2022 11:00:00 ÖÖ
Hesap Lütfen | Vedat Milor
Vedat Milor'un en sevdiğim yanı o entelektüel tarafı. Bilhassa eğitimini aldığı konulara olan hakimiyetini gıpta ile izlerim yıllardır. Bir kitap sahibi olacağını duyduğumdan okuduğum ana kadar kitapla ilgili müthiş bir beklentiye girdim. Beklentimi de fazlasıyla karşıladı kitap. Nurhak Kaya'nın sorduğu sorulara verdiği yanıtlarla çok güzel pencereler açtı karşımda. Bir kere Milor hayattan zevk almasını sonuna kadar bilen birisi. Kendi tabiriyle söylüyorum, iyi bir yemek iyi bir şarap Milor için o kadar önemli ki insana hayatın anlamını sorgulatıyor. Yemek yiyebilmenin verdiği Milor'a hazzı düşününce kendi hayatıma dönüp baktım. Keyif aldığım şeylerden asla ödün vermemem gerektiğini düşündürdü bana sık sık. Çünkü keyif almadığım bir yaşamın yalnızca beni değil bir şekilde hayatıma dokunan her insanı da olumsuz etkileyeceğini düşünüyorum. Kitapla ilgili bir diğer güzel yanıysa Milor'un sosyolog olmasından kaynaklı yaptığı tespitler. Büyük ihtimalle bir tür "mesleki deformasyon" ile sürekli etrafı gözlemliyor. Bu gözlemlerden de topluma ilişkin nefis tespitler çıkarıyor. Kitapta yalnızca Milor'u tanımamıza neden olan gastronomi yok yani. Kitabın baskısı Kronik Kitaptan, 272 sayfa ve 50 TL. Okuyun. Sakın ıskalamayın ki bakış açınıza yeni ve tatlı bir renk gelsin.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
7/10/2022 11:00:00 ÖÖ
Kolera Günlerinde Aşk | Gabriel Garcia Marquez
Kitaba başlamadan önce, hatta başladıktan sonra bile bu kadar çarpılmış şekilde kitaplığa kaldıracağımı hiç düşünmemiştim. Marquez kitapları beni hep allak bullak eder ama bu kez içim ezildi. Kitap doktor Juvernal Urbino'nun ölümüyle başlıyor olsa da aslında Fermina ile Florentino'nun elli küsur yıllık aşkını anlatıyor. Kitabın başında okumaya çalıştıkça kaybolduğumu hissediyor olsam da asıl hikaye başladıktan sonra gözlerim dolu dolu okudum birçok sayfayı. Spoiler sayılacak şeylerden kaçmaya çalışarak biraz konuşmak istiyorum. Sanki yüzyıllardır bir şeyler yazmamışım gibi... Kitaba başlayalı iki haftadan uzun süre oldu. Normalde bu kadar oyalanmazdım fakat işte asıl hikayeye başlayana kadar geçen sayfalar bir parça uzayınca devamı da haliyle gecikmiş oldu. Sonrasındaysa kitap akıp gidiyor zaten. Başları atlatırsanız gerisi geliyor. Ben elimden bırakamadım hatta. Kitabın adında geçen aşkın yanı sıra bir de kolera var elbette. Olay kurgusunun geçtiği ülkede kolera salgını ile başlıyor akabinde de ülkenin durumu, insanların yaşadıkları olay örgüsünün arka planına yerleşiveriyor. Marquez'in betimlemeleri sayesinde de o ülkenin bir bireyi gibi hissediyor ve bu öğrenilmiş çaresizliğin içerisinde adeta boğuluyorsunuz. Kasveti iliklerinize kadar hissederken bir yandan da Mazhar Alanson gibi "aşkın kenarından" geçiyorsunuz. Sevmiş ama kavuşamamış bir kalp olarak kendimi de aradım kitapta. Galiba beni en çok bu noktada yakaladı... Sonra da kafamda hep aynı cümle "bebeğim, böyle şeyler yalnızca filmlerde olur" :) Neyse, kitabın bendeki baskısı Can Yayınlarından (kapağın tatlılığını görüyorsunuz), 442 sayfa ve ben aldığımda 48 TL'ymiş. Filmi varmış, bi ara onu da izleyeyim diye kendime bir notla bitiriyorum. Okuyun.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
7/02/2022 11:00:00 ÖÖ
Kuş Uçuşu | 2022
Normalde ikinci sezonunu beklediğim işleri yazmam, daha çok dizi bitince son söz minvalinde olur. Kuş Uçuşu biraz istisnam sayılacak dizilerden birisi. Çünkü o kadar güçlü, bahsettiği sektöre vakıf olmamakla birlikte, o kadar sahici ki, yazmaktan kendimi alamıyorum. Her şeyin birbirinin tekrarı gibi olduğu, "piyasa" işlerinin yapıldığı günümüzde diğer ıvır zıvırların arasında adeta ışıl ışıl parlıyor. İlk dört bölümünü bir gece ikinci dört bölümünü de ertesi gece olmak üzere iki gecede bitti. Konuşalım öyleyse biraz.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
6/11/2022 11:00:00 ÖÖ
Kurtlarla Koşan Kadınlar | Clarissa P. Estes
Çok zor kitap, öncelikle buradan başlayayım. Aslında birçok kişi tarafından feminizmin 101 kitaplarından birisi olarak görülüyor. Ben de bunu öğrendiğimden beri okumak için fırsat kolluyordum. Neticede kitabı edindim ve yaklaşık bir ay evvel okumaya başladım. Kişisel okuma serüvenimin en ağır akan ve en uzun süre elimde kalan kitap olarak tarihime geçti diyebilirim. Kitapta nesiller boyu aktarılan ve kadınların hayata hazırlanmasını sağlamaya çalışan hikayelerden bahsediliyor. Sonra da bu hikayelerin alt anlamlarına değiniyor uzun uzun. Okumanın zorluğu ise şuradan geliyor; Estes, psikoloji eğitimi almış ve sıklıkla psişe, arketip, sezgiler gibi literatürden tabirler kullanıyor, psikolojinin babalarından Jung'dan alıntılar yapıyor ve temel bir psikoloji eğitimi olmayan benim gibi okurları yorabiliyor. Yine de bırakmadım, bırakmak istemedim. Çünkü zaman zaman anlamakta güçlük çeksem de kitabın dokunduğu şeyler bir kadın olarak ilgimi epey çekti. Bir kadının ayaklarını sağlam şekilde yere basmasından tut da arkadaş seçimine, çocuk eğitiminden yangında ilk kurtarılacak şeyin kendisi olması gerekmesinden değinmediği şey kalmıyor. Kimi yerlerinde hissettiğim tatmini ve bu bağlamda da yüzümde oluşan tebessümü anlatacak güzel bir cümlem yok. Çok iyi kitap. Yorucu... Uzun... Ama çok iyi! Kitabın bendeki baskısı Ayrıntı Yayınlarından, 542 sayfa ve 90 TL.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
6/10/2022 11:00:00 ÖÖ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




