Pal Sokağı Çocukları | Fereng

İlkokulu mu bitirmiştim, liseye mi başlamıştım, zamanı aklımda yok. Ben bu kitapların birçoğunu okumuştum. Ama canım şimdi hepsini, büyümüş Serap olarak, yeniden okumak istiyorum. Sanırım yapmam dediğin şeyleri yapıp, girmem dediğin yollara girince, kim olduğunu anımsamaya çalışınca sıfırdan başlamak ihtiyacı hissediyor bünye. Bu yeniden okuma işini Şeker Portakalı serisini okuyarak başlatmıştım aslında. Şimdi de Pal Sokağı Çocuklarını, Nemecsek ve Boka'nın hikayesini yeniden okudum. 
Yüzyıllık kitap Macaristan'da Buda'da geçiyor. Aynı mahallenin çocukları, iki çete, paylaşılamayan bir arsa... Ve hazin bir son. Artık okumayan kalmamıştır diye hazin son diye bahsettim ama, bu kitabı da okumuşsunuzdur yahu! Masumiyet, dostluk, uğruna savaşılacak şeyler, çocukların dünyalarının ne kadar dar, ama aslında ne kadar da büyük olduğunu ve minicik şeylerle mutlu olup, paylaşmanın önemini ne kadar kolay kavradıklarını okurken sürekli tebessüm ettirdi bana. Ta ki sona kadar. Son 10-15 sayfayı gözlerim dolu dolu okuduğum doğrudur. Bence yalnızca çocukların değil, yetişkinlerin de okuması gereken tam bir klasik! Kitabın bendeki baskısı Kapra Yayınlarından, 200 sayfa ve bu yayınevinden edinirseniz yalnızca 30 TL!

Ödeşmeler ve Şahmeran Hikayesi | Tomris Uyar

Tomris Uyar'ın yazdığı bu hikaye kitabında on iki farklı hikaye var. Bana sanki bazı hikayeler birbirinin devamıymış gibi geldi. Devamı değilse bile bir hikayede işlenen vakayı başka bir hikayede başka bir karakterin açısından gördük, buna eminim. Ayrıca bir de Şahmeran başrollü hikaye var. Hikayelerin çoğu İstanbul'da geçiyor yalnızca Şahmeran hikayesi Adana'da geçiyor. Benim bu 13 hikaye içinde favorim ise kitaptaki ilk hikaye olan Önsöz oldu. Bir genç kızın tüm yaşamının ailesinin verdiği kararlara göre şekillenmesiyle ilgiliydi. Kız çocuklarının böyle baskılanmasıyla ilgili ne kadar gerildiğimi söylesem az. Zaten Tomris Uyar'ın hikayeleri ekseri kadın hikayesi oluyor, okuyanlar bilir. Ben de okurken bambaşka diyarlarda gezmenin tadına varırım. Ödeşmeler ve Şahmeran da böyle bir kitap olarak kitaplığımı süslemeye başladı bile. Kitabın bendeki baskısı Yapı Kredi Yayınlarından, 148 sayfa ve indirimsiz fiyatı 135 TL.

Ripley | 2024

Andrew Scott, benim Sherlock'tan beri göz ucuyla takip ettiğim bir oyuncu. Netflix'e bir dizi çekmiş, duydum. Ufak bir araştırmanın ardından da Ripley ile göz göze geldik. Twitter'da falan çok övülüyor diye burun kıvırıyordum ama bu Andrew'un oynadığını görmeden evveldi tabii ki! Baktım, ne zamandır top ve kitap dışında görsel sanatlardan bir şey yazmamışım, "hah, ne güzel denk geldi" dedim ve işte buradayım! Başlayalım mı?

Haklı Çıkma Sanatı | Arthur Schopenhauer

Serdar Kuzuloğlu bu ara
Haddini Aşan Yaşam Rehberi isimli bir podcast serisi yapıyor PodBee eşliğinde. Her yeni bölüm de aşağı yukarı 20-25 dakikadan oluşuyor ve sabahları işe giderken servis eşlikçim oluyor kendileri. Bölümlerde işlediği konulardan bahsederken sıklıkla Schopenhauer'e atıfta bulunuyordu. Ben de bir süredir felsefe okuması yapmayı istiyor fakat başlangıç noktası seçemiyordum. Bu bir işaret Serap dedim ve son alışverişime üç kitabını ekledim. Haklı Çıkma Sanatı, uslanmaz bir snop olduğum için elbette başladığım kitap oldu. İyi ki de başlamışım! Müthiş keyifliydi. Önce, aslında görece yorucu bir diyalektik açıklaması yaptı. Kavramlardan bahsetti. Sonrada tamı tamına 38 haklı çıkma yönteminden bahsediyor. Hile 1, hile 5, hile 18... şeklinde. Favorim öfkelendirme yoluyla ikna hilesinden yana. Öfkeli insan doğru yargılara varamaz diyor Arthur'cuğum (evet samimi olduk bu kitap sayesinde kendisiyle), sen de karşındaki düşünemez durumdayken derdini anlatır arkana yaslanırsın diyor hile 8'de. Bazı hilelerde de çamurluk yapabilirsinize getiriyor ama abartmadan. Sonra kavgaya dönüşür, hoş olmaz demeyi de ihmal etmiyor. Ben daha önce Mutlu Olma Sanatı kitabını da keyifle okumuştum. Anlaşılacağı üzere bu kitabı da sevdim. Sabahtan akşama biten bu güzel kitabımızın bendeki baskısı Can Yayınlarından, 56 sayfa ve indirimsiz fiyatı 59 TL. Bir paket sigaranın an itibariyle 75+, bir bardak kahvenin 120+ olduğu ortamda harcayabileceğiniz daha iyi bir 60 TL yok gibi...

Hikayeler | Ömer Seyfettin

Bu kitap nasıl bitecek dedim, on günlük bayram tatilinde çözerim dedim, bitmedi bitmiyor dedim. Ama her şeyin gerçekten bir sonu varmış, bitti! Bayram tatilinde bitiririm dediğim kitabı yaklaşık üç haftada bitirdim. Güzel oldu güzel. Aslında Ömer Seyfettin külliyatını okurken bir açıdan Osmanlı'nın son dönemini takip ediyor gibi hissettirdi. İlk 50-100 sayfadaki hikayeler eski kelimelerle bezeliydi. Okurken neredeyse her satırda okuduğum kelimeleri araştırma ihtiyacı duydum. O bölümleri hızlı geçince devamı daha keyifliydi. Çocukken, ilk gençliğimde, okuduğum Ömer Seyfettin hikayeleri de vardı kitapta. Falaka gibi, Ant gibi ve elbette Pembe İncili Kaftan gibi... Öte yandan ilk defa okuduğum çok güzel hikayeler de mevcuttu. Üç Nasihat onlardan birisiydi. Bazı hikayelerinde güttüğü koyu milliyetçilik yoruyor olsa da Türk Yazınının önemli yazarlarından birisi olduğu için, kitap armağan edildiği için, okumanın gerekliliği fikriyle başlamıştım. Fakat yalan yok, severek bitirdim. Bu kadar daha olsa, bu kadar daha keyifle okurdum ki ikinci cildi de varmış şimdi gördüm. İlerde bir alışverişte de onu edinir, devam ederim diye planlıyorum. Kitabın bendeki baskısı Dergah Yayınlarından, 884 sayfa ve indirimsiz fiyatı 400 TL.