Takımın üstünde bi beceriksizlik var Allah etmeye. Kaleye kadar gidip sonucu bulamamak çok sinir bozucu. Özellikle Garry'nin "gol atacağım" inadı yüzünden hiç olan kaç pozisyon var sayamadım. Garry'nin üzerine oynanan oyunu da eklemek lazım bu noktada. Ceza sahası içinde/dışında sahanın muhtelif yerlerinde öyle çok faul yapıldı fakat o fauller o kadar sayılmadı ki şaşkınım gerçekten. Hakemlere teknolojinin de işlemediğini görmüş olduk böylece. İnsanların kötü niyetli olunca böyle oluyor sanırım. Neyse. Konuşulması gereken asıl mevzu Hocamın yaptığı rotasyonların tutup tutmadığı. Takım galip geldiği sürece kimse itiraz edemeyecektir, öte yandan bu oyunla Şampiyonlar Ligine gidersen sulu götürür susuz getirirler adamı. Hiçbir rakibi küçümsemeyelim tamam, öte yandan Galatasaray bu maçları da gerilmeden tık tık tık oynayıp geçsin, geçmeli artık. Motivasyon açısından mühim, oyuncuların kendilerine güvenmesi açısından mühim, iç sahadaki yenilmezlik serisi açısından mühim, ligin üst sıralarında kalmak açısından mühim... Daha kaç neden sayılır kim bilir... Biraz daha derli toplu ve ileriye dönük oynamak lazım. Maçın tek golü Maicon'dan geldi. Serdar ve Ömer'i beğendim. Özellikle Ömer, Yuto'nun rotasyonu ve arada dinlendirilmesi açısından önemli bizim için geniş zamanda. Şimdi önümüzde Porto maçı var. Dilerim güzel bir sonuçla döneriz Portekiz'den. YÜRÜYEDURUN!
Günlerden Galatasaray #7
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
9/29/2018 11:00:00 ÖÖ
Agatha'nın Anahtarı | Ahmet Ümit
Okumadığım Ahmet Ümit kitaplarından biriydi Agatha'nın Anahtarı. Sanıyorum ilk kez 99'da basılmış, bu yazıyı okuyan birçok kişiyle hemen hemen yaşıt olan bir eser. Ahmet Ümit'in ilk kitaplarından biridir sanıyorum. Çünkü kitapta inceden bir acemilik hissediliyor. Kitap Ahmet Ümit'in daha önce okuduğum Şeytan Ayrıntıda Gizlidir kitabını andırıyor epey. Ondaki gibi kısa kısa hikayeler var. Bugünkü kitaplarda başkomiser olarak okuduğumuz Nevzat, kitabın yazıldığı dönemlerde komiser ve Ali de yeni göreve başlayan bir polis memuru olarak karşımıza çıkıyor. Seri kitaplardaki karakterlerin zaman içindeki gelişimini bir yeni bir eski kitap okuyunca daha net görmek mümkün. Kitaptaki hikayelerden birinde mesela sevgilisini öldüren bir kadınla ilgili Ali diyor ki "bir kadın tarafından bu kadar sevilmeyi isterdim". Bu cümleyi okurken Zeynep'i düşünüp istemsiz şekilde tebessüm ettim. Kitaptaki hikayeler birbirinden bağımsız. Neticede cinayet masasının çözdüğü birçok farklı türde cinayet var. Gerçekten kader mahkumu olanlar, gerçekten cani olanlar, gerçekten sevdiği insanı öldürenler... Ne ararsan var denecek cinsten. Durup düşününce biraz da haber takip ediyorsanız hikayelerin aslında sadece hikaye olmadığını fark ediyorsunuz. Özetle keyif alınan bir Ahmet Ümit kitabı daha attım koleksiyonuma. Kitabın bendeki baskısı Everest Yayınlarından, 148 sayfa ve 16 TL.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
9/28/2018 11:00:00 ÖÖ
Üstü Kalsın | Cemal Süreya
Müthiş bir adam Cemal Süreya. Yazdığı her şiirde, satırda, kelimede, harfte bir başka anlam buluyorum okurken. Sözleriyle beni bu kadar çarpan ikinci bir yazar daha var mı bilmiyorum. Sevda Sözleri kitabında seçme şiirleri vardı onu okumuştum. Üstü Kalsın da Sevda Sözleri gibi seçme şiirlerinden oluşan bir kitap. Önceki kitapta gördüğüm şiirleri anımsama fırsatı buldum Üstü Kalsın'da. Ayrıca ilk kez gördüğüm şiirleri de vardı. Okuduğum uzun romanların, hikayelerin, denemelerin arasına şiir kitapları serpiştirmeyi seviyorum. Cemal Süreya olunca ise daha çok... Kitaplarda şiirlerin sıralamasını kim yapıyorsa bu işi iyi biliyor. Gittikçe yükselen bir duygulanma ile okudum zira. Özellikle son iki şiirinde geçen;
"bir kez daha diyeyim: Özenle katlanmış bir mendil gibisin. Sil beni n'olur kırk yıllık pasım gitsin."ve;
"Pencereden bakmayı öğreteceğim sana. Sesin balkonda asılı çamaşırcasına havalansın dursun sokakta değil balkonda..."
mısraları ile kalbimi eritti. Dilerim daha çok şiirini okur hatta hafızama alır sıklıkla düşünür ve belki de başka başka anlamlar çıkarırım. Cemal Süreya, yattığın yer nur olsun, sevdiğini senin kadar güzel anlatan çok azdır herhalde... Kitabın bendeki baskısı Yapıkredi Yayınlarından, 120 sayfa ve yalnızca 6 TL. Okuyun lütfen.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
9/25/2018 11:00:00 ÖÖ
Günlerden Galatasaray #6
Şampiyonlar Ligi dönüşü konsantrasyon eksikliği mevzusunu Hoca dillendirmişti zaten. Bunun farkında olup bile bile şu oyunu ortaya çıkarmak çok enteresan. İşler istediğimiz gibi gitti aslında Akhisar'ın attığı gol ofsayt olduğu için iptal edildi arkasından penaltı verildi falan... O penaltıyı gole çevirse Garry, kilit açılacak tık tık tık golleri sıralayıp geçeceğiz. Ama takımda duran top krizi başladı yine. Duran top kullanabilecek kişileri düşünüyorum aklıma Selçuk dışında kimse gelmiyor. İkinci mevzu da şu deplasman fobisi diye Tudor döneminden beri uydurulan tabir. Allahın aşkına futbolun içerisi deplasmanı mı olurmuş? Deplasman maçlarında top oynayan adamlara daha az/fazla para mı veriyorlar? Hayır. O zaman çıkıp çatır çatır oynayacak herkes. Sadece Yuto'nun çabasıyla bir şey olmayacak bunun farkına varılması lazım. 6 haftada 2 mağlubiyet için yangın çıkarmak doğru değil ama teşhis ne kadar erken olursa o kadar kolay çıkarız bu kendi kendimize yarattığımız çukurdan. Akhisar'ın kalecisi Fatih gecenin adamıydı tüm kalbimle kutlarım. Akhisar'a 3-0 yenildik biz dün akşam ve bu olay dün akşamda kaldı. Cuma akşamı Erzurum maçını kazanıp devam edeceğimizi diliyorum. YÜRÜYEDURUN!
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
9/24/2018 11:00:00 ÖÖ
Karmaşık Duygular | Stefan Zweig
Bir süredir elimde gezdirdim kitabı. Aslında sıkıldığım veya akmadığı için değil okuyamadığım için gezdi benimle. Gezdi diyorum çünkü kurban bayramıydı, iznimdi derken fırsat yaratamadım kitap okumaya ki bu benim için büyük bir kayıp oldu gerçekten. Kitapta 7 adet hikaye var. Bunlar; Ormanın Üzerindeki Yıldız, Erika Ewald'ın Aşkı, Unutulmuş Düşler, Alacakaranlık Hikayesi, Zıt İkizler, Bir Yüreğin Çöküşü ve kitaba da adını veren Karmaşık Duygular. İlk hikayeden itibaren kademe kademe yükselen bir güzelleşme var. Muhtemelen farklı zamanlarda yazılmış hikayelerin bana en çok dokunanı Karmaşık Duygular oldu. Zweig'in yalnızca insani duyguları ve profilleri değil aynı zamanda doğa ve çevreyi de betimlemedeki üstün başarısını her seferinde dillendirmeden geçemiyorum çünkü beni büyülüyor. Kitaptaki her hikayenin atmosferine bu kadar kolay şekilde çekilebiliyor olmak ve aslında kurgu olan bu kahramanları ete kemiğe bürünmüşçesine karşımda görüyorum adeta. Bilhassa son 3 hikayede epey keyif aldım. Zweig'i seviyorum zaten ve beni avucunun içi kadar iyi bilen birinin de dediği gibi eğer seviyorsam ilkokul günlüklerini bulsam onu bile alır okurum. Bence siz de okuyun. İşbankası Kültür Yayınlarından çıkan kitap 264 sayfa ve 15 TL.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
9/20/2018 12:00:00 ÖS
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



