Klasik yazının günü gelmiş de çatmış bile. Maalesef artık hepiniz benim gibi pijama terlik televizyon üçlüsünden devam edeceksiniz. Biliyorum çok kötü bir yıl geçirdik, çoğunda evdeydik, belki etrafımızdan birilerini kaybettik, belki bizzat kendimiz çok hasta olduk ama 2020 levelini bitirip 2021'e geçtiğimiz için mutlu olmalı ve bunu kutlamalıyız. Nasıl mı? Bu akşam keyfinize göre çayınızı, meyve suyunuzu, kolanızı, alkolünüzü alıp geçin televizyonun karşısına ve yazının devamında sizin için hazırladığım programı seçip izleyerek 2020'den kurtuluşumuzu kutlayın! Haydi, ne duruyorsunuz?! Başlıyorum.
Yılbaşında Televizyonda Ne Var? 2020
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
12/31/2020 11:00:00 ÖÖ
2020'de Olan 2020'de Kalabilir Mi Lütfen?
Biliyorum, hepimiz için çok kötü bir yıldı. Hayat özellikle o maskeler yüzünden burnumuzdan geldi, kabul. Ama artık bitiyor. Yarın son. Umuyorum 2021'de öncelikle bu hastalıktan kurtulacağız sonra da hayatımız eski normal ve vıcık vıcık haline geri dönecek. Yine sarılacağız, yine öpüşeceğiz, yine diz dize oturup kahvelerimizi içeceğiz. Sırf bu dilek ve temennilerim sebebiyle cıngıllı bir 2021 gifi bulmak yerine Future'un şarkısını kapak fotoğrafı olarak kullanmaya karar verdim. 2021'den en büyük temennim de budur. Hadi 2020'yi çekiştirelim.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
12/30/2020 11:00:00 ÖÖ
#14 Trabzonspor - Galatasaray
ön not: Galibiyet sarhoşuyum. Ne yazsam hükümsüzdür :)
Galatasaray, hoca değişikliği yaptığından beri mağlup olmayan Trabzon deplasmanına gidiyordu. Ben de mağlup olmamış hoca yoktur, Galatasaray ile karşılaşmamış hoca vardır diye düşünüp duruyordum. Şükürler olsun takım beni yanıltmadı. Önce Arda, sonra da Oğulcan'ın attığı birer gol ile 2-0'lık galibiyete yürümeyi bildi ve liderliği eline aldı. En bebeklerimin gol attığı maçla galip geldiğimiz için kalbimden kopup gelen bir üç puan alındı dün akşam. Mantıkla baktığımda takımda Belhanda'nın bazı top kayıpları dışında takımı eleştirecek tek bir nokta göremiyorum. Belki şu rakibin ani ataklarını durduramamayı yazabiliriz eleştiri olarak ama o gün bugün değil herhalde. Bu olumsuzlukları bir yana koyarsak Chelo'nun oyun becerisi, Arda'nın tüm eleştirileri haksız çıkarmaya çalışırcasına deli gibi hırsı ve oyun zekası, Ogi'nin yaşının da vermiş olduğu enerjiyle bir forvetten çok daha fazlası oluşu, Okan'ın Nando'dan aldığı eldivenlerle Nando gibi oynuyor olması beni inanılmaz mutlu ediyor. Hocam'a verilen 5 maçlık cezanın 2'sini atlattık bile. Maç sonunda verilen yukarıdaki poz bile şampiyonluğa yürüyen takım pozu inşallah. Gönlümün dileği odur ki bitmemesinden korktuğum bu ligi Galatasaray'ım şampiyon bitirsin. Hedef 23!
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
12/27/2020 11:00:00 ÖÖ
İnsan Hakları Teorisi ve Hukuku | Mustafa Erdoğan
Ulusların arasındaki ilişkiyi öğrenmek için verdiğim çabanın ikinci kaynağı da sona erdi. Kitabın bir teori kitabı olması, tanım ve kavramları içermesi ders kitabı kafasına kaysa da, artık bir şeyleri okuyup bitiremiyor olmaktan kurtulmam güzel oldu. Okul mevzusuna yönümü döndüğümden beri kitap okumaya fırsat bulamamak beni bir miktar üzüyor itiraf etmek gerekirse, fakat sonu güzel olacak, çabalamama değecek, inanıyorum. Neyse konumuz bu değil. Kitapta insan hakları tanımı, hakların tarihsel gelişimi, hakların sahip oldukları özellikler, insan haklarının türleri ve bunların açıklamaları mevcut. Eğer bu yönde bir eğitim alıyorsanız veya kariyer yapacaksanız elinizin altında olmasında fayda var. Çünkü teknik terimlerden kaçınarak, konuya ilişkin literatürde eseri olanlara da atıfta bulunarak, en anlaşılır şekilde ifade edip geçiyor kavramları. Bir nevi ders notu tutmuşsunuz gibi kitap. Ama başarılı bir not öyle karalayıp geçmeli değil. Anlatım gayet yalın ve anlaşılır. Kitabın bendeki baskısı Hukuk Yayınevinden, 350 sayfa ve 48 TL.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
12/25/2020 11:00:00 ÖÖ
#13 Galatasaray - Göztepe
İlk 15 dakika oynanan oyun deyip yazıyı bitirmek lazımdı aslında biliyorsunuz değil mi? Galatasaray iyi oynadığı zaman hayatın 15 dakikalığına da olsa daha kırmızı olması tesadüf olamaz ayrıca. Gelelim maça. Galatasaray'ın ilk 15 dakikada nefis oynadığını söylemiştim zaten. Fakat sonra yediğimiz golle bıçakla kesilir gibi kesildi o nefis oyun. Gereksiz bir şekilde oyundan düştü takım. Artık Hoca'nın kenarda olmayışı mı yoksa bambaşka bir durum mu bilmiyorum. Sonra da bir miktar bocalandı falan. En sıkıştığımız anda bir gol daha bularak -klişemizi de yapalım- üç puanı üç golle almayı bildik. Atılan üç gol de orta sahalarımızdan, güzel ataklarla, tertemiz vuruşlarla geldi. Forvet hattının yerin dibine indiği bugünlerde takımın hala golle değil gollerle galip gelebiliyor olması beni o kadar memnun ediyor ki anlatamam. Maçın başındaki o nefis oyuna kar olsa dayanmaz erirdi ki Emre (54) ve Arda'nın birer golüyle 2-0 öne geçtik. İkinci yarıda ise Soso'nun golüyle 3-1'lik galibiyete yürüdük. Lider Alanya ile puanları eşitledik, bir farklı averaj yüzünden şu an ikinci sırada görünüyoruz. Olsun. Geriden gelip buraya yerleşmek de mühimdi. Şimdi önümüzde zorlu bir Trabzon deplasmanı var ki o takımın bizle ne derdi var inanın ben de bilmiyorum saçma sapan gerginlik yaşıyorlar bizim maçlarda. Üstesinden geleceğimizi umuyorum. Gönlümün dileği odur ki bitmeyeceğini düşündüğüm bu ligi Galatasaray şampiyon tamamlasın. Hedef 23!
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
12/23/2020 11:00:00 ÖÖ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



