Arda Turan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arda Turan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Fanatizm mi Sevgi Körlüğü mü?

Tam da Terim ile ilgili yazdığım yazının akabinde bir özeleştiri olacak galiba beyin fırtınası bölümünün ikinci ayağı. Ama bir süredir bu konu üzerine düşünüyorum. 
İçimdeki "sevgi delisi" kadının ne yapacağı, sevgisini ne ölçüde kime doğru taşıracağı hayatımın hiçbir döneminde belli olmadı. Ben 5 yaşındayken de böyleydim bugün, 35 yaşındayken de böyleyim. Sevdiğim her şeyi ölçüsüz bir şekilde seviyorum. Kimisi bu sevgiden boğulup kaçıyor kimisi de yer yer boğulsa da beni dürtüp benle devam ediyor. Ama bu ölçüsüz sevgi hangi noktada fanatizme bağlar? Nerede zarar vermeye başlar işte tam da bunu konuşmak istiyorum bugün. Hazırsak başlıyorum!

Evlat?

Ben çok şaşırdım. Beklemiyordum. Evlat bazen kızdırıyor, bazen şaşırtıyor, bazen duygulandırıyor. Ben o eski Arda'yı bugün görür gibi oldum. Benim yetiştirdiğim Arda bu. Bu Arda kalbe de girer gönle de girer.
Fatih Terim.

Git

Candan Erçetin'in en sevdiğim şarkılarından birisi der ki;

"madem ki benli hayat sana kafes kadar dar,

uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.
hadi git, benden sana dilediğince izin,
öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin."

Arda Turan Aslan Yürekli Kaptan | Sabri Ugan

Arda Turan'ı canım kadar sevdiğimi artık sağır sultan bile duydu zira çığırtkanlık yerine görsellikle anlatıyorum bunu daha çok... Şaka bi yana, Arda ile ilgili okuduğum 2. kitap oldu Aslan Yürekli Kaptan. İlki için reklamları izlediniz. Bir İspanyolun yazdığı kitaba nazaran bir Türkün yazdığı kitabı yeğlerim. Çünkü biz bu adamı sonradan tanımadık. "Elimizde büyüdü" tabirini en çok kullanabileceğimiz insanlardan birisi Arda. Bu yüzden sanırım Sabri Ugan'ın kitabı benim gözümde bir tık önde şu ana kadar. Daha nicelerini okuyacağız inşallah. 

Kitaba odaklanacak olursak Arda'nın Barcelona'dan teklif aldığı süreç ile başlayıp Galatasaray Altyapısına ilk geldiği güne, hatta onun da öncesinde Arda'nın ilk sakatlandığı güne kadar gidiyor. Çoğu yerde duygulandığımı ve gözlerimin dolduğunu itiraf etmeliyim. Yer yer o günleri hatırladım gülümsedim, "aaaağğ ne goldü bee" diye düşündüm. "Allah fenerin belasını versin" dedim :). Ama çok gururlandım, çok duygulandım. Arda ile ilgili genel fikrim bu çünkü her zaman. Kitapla ilgili eleştireceğim tek nokta sayfalardaki yazı puntosunun biraz büyük olması. Alışık olduğumdan fazla olunca ilkokuldaki okuma kitaplarına dönmüş gibi hissettiğimi söylemeliyim. Sonunda bir de Arda Turan röportajının olduğu kitap 200 sayfa ve D&R fiyatı 15 TL.

Rüyalar gerçek oldu

"Bayrampaşa'daki her çocuğun hayali Galatasaray'da oynamaktır. Galatasaray formasıyla sadece bir maça çıkabilmektir. Ama demek ki hayalin de ötesi varmış. Şu an hayalini kuramadığım şeyleri yaşıyor, aklımın yetmediği durumların içinde bulunuyorum. Eğer yetenekliysen ve çalışıyorsan bir şekilde bunlar gerçekleşiyor. Bunun için her zaman şükrediyorum. Güzel bir kariyere, güzel bir çocukluğa sahiptim ve şimdi de onun keyfini sürüyorum."

Ne kadar gurur duysak az. 
Sen şampiyon olacaksın,
Seni sevmeyen ölsün! ÖLSÜN :)

Bide formalar pazardan Allah korusun nazardan.

Hiç tanımadan da sevebildiklerimiz

Çok insanı sırf sevgi kelebeğiyim diye çok sevdim. Ben hep iyi olmaya, hep güzel kalpli olmaya, hep insan olmaya çalıştım. İyi olmak bana bir şeyler kazandırmakla kalmayıp hep yolumun iyi insanlarla kesişmesini sağladı. Kayahan'ın tabiriyle "yolu sevgiden geçen insanlarla"... 
ps: Sonradan edit; devamını da okuyun bak, çok güzel oldu.

Kurulan hayaller itinayla gerçeğe dönüşür | Arda Turan

Nerede olursa olsun kalbinize dokunan insanlar vardır. Arda Turan benim için nereden baksan 10 senedir böyle. Manisa'daki Arda, Galatasaray'daki Arda, Madrid'deki Arda ve şimdi de Barcelona'daki Arda.

Haberi ilk duyduğum anda iş yerinde en çok, hayatımın genelinde ise bayaa çok sevdiğim bi abiye söyledim. "Serap bu iş olmazsa seni boğarım" demişti. Yok yere heveslendirdiğim için... "Ya olursa?" diye cevap verdim. İş resmiyet kazandığında da Barcelona'nın twitter, facebook ve instagram hesaplarından paylaştığı o fotoğrafı aynı anda birbirimize whatsapp üzerinden gönderdik :) 

Tatlı anılar bir yana dursun, 10'un tırnaklarıyla kazıya kazıya Bayrampaşa'nın dahisi oluşunun hemen hemen her anına şahit olan biri olarak diyebilirim ki, kurduğu her hayali gerçekleştirmesi asla tesadüf değil. Hep dedim, hep diyeceğim, buralARDA onunla gurur duyuyoruz. (Twitteki tarih: 2011)

#reklam# Arda ile ilgili hepsi ve daha fazlası için linki tıklayınız #reklam#

Bayrampaşa'nın Dahisi - Juan E. Rodriguez Garrido

Arda Turan'a duyduğum yoğun ilgi çeşitli yazılarımdan ve bakış açınıza göre sol kısmından da anlaşılıyordur sanırım. Bir süre önce almıştım bu kitabı. Göz ucuyla ne zaman görsem okumaya kıyamıyordum "ya içindekiler çok güzelse, ya hemen biterse" korkusuyla. Nihayetinde okumaya başladım ve bitirdim. Arda'nın Galatasaray'da geçirdiği dönemi, Manisaspor dönemini, Milli Takımlardaki oyunlarını ve nihayetinde de Atletico Madrid günlerini kaleme almış Juan. Ben Galatasaray'daki dönemlerini ve 2008 Avrupa Şampiyonası bölümlerini baya, bildiğin dolu dolu gözlerle okudum. ArdaTuranismo felsefesinden dem vurarak anlatmış Arda'yı sayfalarca. Bir Türk futbolcuyu bir İspanyol yazarın kitabının herhangi bir bölümünde yazıyor olması bile müthiş bir olayken, bir İspanyol yazar Arda'nın 27 senelik hayatından bir kitap çıkarmış. Hiçbir ayrıntıyı atlamadan. Gayet taraflı ve romantik gözlerle. Sanırım kitabı kadar sevmiş olmamın en büyük nedeni de buydu. Yer yer çeviri sorunları çıksa da, keyifli bir Arda Turan kronolojisi olmuş. Futbol severseniz, ArdaTuranismo fikrine yakınsanız, bu kitaba karşı koymak zor. Ben koyamadım şahsen. Kitap 216 sayfa ve D&R'da liste satış fiyatı 15 TL. Okuyun*

Onu yeniden görmek!

Dün akşam bizim oğlanla, bizim oğlanların maçı vardı. Maç berabere bitti, yenişemediler. Benim için çok duygusal bir maç oldu. En duygusal anıysa Arda'nın maç sonunda yine Galatasarayımızın formasını giydiği andı. Maç sonunda ise Arda yeni açtığı instagram hesabından bu fotoğrafı paylaştı. Kendisini seviyor ve en kısa sürede dönmesini rica ediyoruz. 

Arda Turan OLEY!

Saat 18.40, Barcelona - Atletico Madrid maçı henüz başlamadı. 
Spora çıktık.
Spordan döndük, eve çıktık. 
Twitter'da geziyorum. 
Arda'nın fotoğrafını ve yeni imajını gördüm.
"Velet ne güzel olmuş saçları" dedim ve fotoğrafı ablama gösterdim.
Yarım saat geçmedi bu sefer ağlarken çekilen fotoğrafını gördüm.
Sakatlanmış, oyundan çıkmış.
Gözüm Galatasaray maçında, aklım onda. Acaba iyi mi, acaba oralARDA da şampiyonluk yaşayabilecek mi diye düşünüyorum.
Gol atıyorlar. Maç beraberlikle bitiyor. Maç sonunda ağladığı için hafifçe şişen gözleri gururla parlıyor.
Ben mi?
Ben ondan çok uzaklarda, onun için evladımmışçasına sevinip gururlanıyorum.
Muhtemelen Galatasaray'a döndüğü sene, en çok da onun için, gidip o kombineyi alacağım.
Kutlarım sipsi, tüm kalbimle. 
Şampiyonlar Ligini de al gel, evimize, Galatasaray'ımıza dön.

Ah be çocuk...

Ailede bazı elemanlar vardır. Hatalar yapar affedilir. Bir türlü kızılmaz, kızılamaz. Şeytan tüyünün onlarda olduğuna inanılır. Galatasaray bir aileyse, bizim ailenin şeytan tüylüsü de bu çocuk. Şimdi dönsün dönmesin goygoyu yapılıyor ya, dönse, Koca Kafa #66 gibi oynasa, en istemem diyen adam bile Galatasarayın ruhu Arda, kardeşim Arda diye en önde bayrak tutanlar olur onu sevenler içinde. Ben mi? Ben ona bi türlü kızamadım ki... En kızgın olduğum zamanlarda bile hep gözümün ucuyla onu takip ettim. Gittiği gün dediğim gibi "ayrılığın da sevdaya dahil olduğunu" düşündüm hep... Derginin bu ayki sayısında Galatasaray için mektup yazanlardan birisi de o olmuş. Daha giriş cümlesini okuduğumda dolan gözlerim, okumayı bitirirken, "ah be çocuk" derken de dolu doluydu. Gelsin, bi parçamız olsun yine, özledik. Mektup yazının devamında.

Aferin çocuk vol.2

Geçen sefer Uefa kupasını kazandığında ona "aferin çocuk" demiştim. Bu kez, daha büyüğünü yaptı ve Chelsea'yi yendikleri maçta takımıyla Süper Kupayı kazandı. Hani abilerinin, kaptanlarının, büyüklerinin, özetle bizim daha önce kazandığımız Süper Kupayı.. Kim ne derse desin Arda hala Galatasaraylı. Hem öyle bir Galatasaraylı ki, Galatasaray'ın yolundan ilerliyor. Aferin len, daha güzellerini kazan, daha iyi takımlarda oyna, çok daha iyi yerlere gel. Sonra dön dolaş yine bize gel. Arada çok konuşsan da, sen o çok sevdiğimiz, "sen sahadaki biz, biz tribündeki sen" dediğimiz, 66'yla da 10'la da Galatasaray'ın evladı olan, hepimizin koca kafasısın. Kötü olan her şey geçer gider zamanla. Kalanlar da böyle güzel fotoğraflardır. Çünkü herkes ayrılıklardan sonra güzel şeyleri hatırlar. Allah yolunu açık etsin. Sen orada mutlu, biz burada mutlu. Böyle ayrılıklara can kurban.

Galatasaray, hazırlık, goygoy...

Galatasaray geçtiğimiz sezonun şampiyonu. Güzel bitirdi ama güzel başlayamadı gibi görünüyor şu ana kadar. Şöyle geçtiğimiz sezonun sonuna ve bu sezonun başına, transferiydi, dedikodusuydu, hazırlık maçlarıydı falan bir göz atayım blog futboldan uzak kalmasın dedim. Rengimiz de belli olsun tabii. Başlıyorum.

Aferin çocuk!

Biliyorum, biliyorum, içimizde hala vakitsiz ayrılığından dolayı ona kızgın olanlar var. Ve yine biliyorum gittikten sonra ettiği laflar gitmesinden daha çok koydu, koyuyor ve belki Arda çenesini tutamazsa koymaya da devam edecek. Aslında içten içe hepimiz, tamam len birçoğumuz, Arda'nın içinde kötü niyet olmadan konuştuğunu ve sözlerinin büyük bir kısmının da çarpıtıldığını biliyoruz. Fakat, bazen suçlamak, yargılamak, sen kötüsün demek maalesef ki affetmekten, gurur duymaktan daha zor geliyor insana. Şu fotoğraftaki gururu, mutluluğu, bir sene çalışmanın ardından gelen o başarıyı yaşayan bilir. Arda bundan 12 sene önce bunu taraftar olarak yaşadı. Şimdi de futbolcu olarak yaşıyor. Verdiği karar kendi adına doğruymuş demek ki. Bu pisliğin, bu iğrenç ortamın içinde kalıp kirlenmeye devam etmektense, defolup gitmeyi doğru yol bildi ve o yoldan dönmedi. Ama doğru ama yanlış.. Dün akşam da bu kararın meyvelerini toplamış. İstedim ki kupayla bir fotoğrafını bulayım. Elinde o kupa, sırtında bayrağı, o koca kafasında, saçlarıyla daha da kocaman olan hani, kocaman bi gülümsemeyle poz vermiş olsun onu atayım bloga hatıra diye de, henüz asıl kupa seremonisi yapılmadığı için malum fotoğraf birkaç gün gecikmeli gelebilir.

O kupanın kenarında sallanan Türk Bayrağı mı ne o ya? :)
Aferin çocuk, aynen böyle devam et. Çok daha büyüklerini kazan, çok daha başarılı ol. Biz de buralardan izleyip mutlu olalım gurur duyalım.

#14


Arda Turan Javier Hernandez
Türkiye 2-1 Kazakistan Polonya 1-1 Meksika

Arena Aslanı

O ağladı ben ağladım :)
Değil İspanya'ya, Amerika'ya gitse değişmeyecek bu durum.
Bu herif hep kıymetli, hep özel, hep bi başka kalacak.
Kusura bakılmasın ama Arda > diğerleri!

Madrid'de bi aslan

İlk gelen fotoğraflardan koymak istemedim. Ne yalan söyleyeyim beğenmemiştim. Suçu formaya atsam da asıl beğenmediğim onun ruh haliydi belki de.. "Galatasaray aşkı hep içimde olacak" dercesine verdiği bu pozu ise sevdim. O da artık bizim gibi bi taraftar. Her şeyden öte huzurlu olacak ve sadece işini yapacak. Sırf bunun için bile değerdi gitmesine.. Yolun açık olsun Arda :)

*Resmin üzerine tıklarsanız büyür. Ayrıntıları okuyabilirsiniz.

Galatasaray'da yeni sezon

Bana futbolu sevdiren gol; yukardaki fotoğrafta laci formayı üzerinde taşıyan adamın Brezilya'ya 2002'de attığı o goldür. Çılgınlar gibi sevinmiş ve kendimi sakatlamıştım o golde :)) Malum golden 11 sene sonra, Galatasaray'ımın kalbinin attığı yerde, evimizde, yine o adam bana futbol aşkını depreştiriyor! Yuvaya hoşgeldin Hasan Şaş. Sana upuzuuun bi yazıyı cumartesiye düşünüyorum.

ps: Kaptan ve Hasan Şaş, işte geçmiş ve bugünkü aslanlarım!

#10'a Veda..

Çok şeyler söylemek geçiyor içimden bugün. İçim dolu, kalbim kırık.. Ah Arif, haklıydın kardeşim. "Futbol için fazla duygusalsın" dediğinde sonuna kadar haklıydın. Öyleymişim, bugün bi daha gördüm bunu. Arda'nın gerçekten gideceğini, gidebileceğini, onu parçalı dışında başka bi formayla daha izleyebileceğimi düşünüp farkettiğimde anladım.