Günlerden Galatasaray vol.24

Alınan galibiyetin sarhoşluğuyla bazı hataları görmezden gelirsiniz genelde. Ama ben asıl sarhoşluğu sezon sonunda yaşayabilmek adına 2 büyük detaydan bahsedeceğim bugün. İlki maalesef çok sevdiğim Semih'in kaptan olarak sahaya çıkmasıydı. Kabul, oyuncuyu fair playden dolayı onore etmek istediniz. Fakat devamı gelirse sıkıntı. Semih'in 3 numaralı formayı giyip kaptanlık yapması benim belki de 3-4 senelik çılgın projem. Ama şimdi değil. Bu kadar erken değil. Semih'in olgunluğundan, adamlığından vasıflarından zerre şüphem yok. Gel gelelim önümüzde kaptanlığı aldıktan sonra üzen Arda ve Selçuk örnekleri varken Semih'i de bu yolda kaybetmek istemem açıkçası. İkincisi ise iç sahada aslanlar gibi oynayan takımın deplasmanlarda kedi yavrusuna dönüşmesi sorunsalı. Şu oyunu idareli kullanıp tüm maçlara yaysalar, 1-0'a yatmayıp dünkü gibi 6. golden sonra bile gol arasalar, 7'yi bulsalar ama ofsayt yüzünden iptal olsa... Deplasmanda giden puanların onda biri gitmese şimdi puan hesabı yapmamıza gerek kalmadan yürüyerek şampiyon olacaktık. 

Neyse. Galatasaray, dün akşam Akhisar karşısında 6-1'lik galibiyeti Drogba (2), Burak (2), Telles ve Sneijder'in golleriyle aldı. Burak'ın gollerden biri rakibe çarpmış falan ama siz orayı görmeyin. Adama gol lazım. Yürüyedur GALATASARAY!

Günlerden Galatasaray vol.23

Kafa karışıklığı yaşatıyor takım. Düşünsene sezon sonunda şampiyon olmak istiyorsun ve belki de olacaksın, hala ihtimal mevcut, ama deplasman galibiyetin bir elin parmakları kadar ya var ya yok. Şampiyonlar Ligine gidiyorsun, sonuç yok kabul, ama sonuca gidiş yolundan puan verilse yine en güzel puanları sana verecekler. Dengesiz bir durum çıkıyor ortaya. Ne düşünsek bilemiyoruz. Şimdi Çaykur Rize ile maç yapıyorsun, tek golü kornerden Chedjou, ki kendisi stoper olur, Rize'de 2 puan bırakıp geliyorsun. Liderle arandaki farkı yine çıkarıyorsun 6'ya. Bunlar geçer, bir gün şansa bi top direğe çarpar girer gol olur, bir gün çok müthiş oynar hepimizi şaşırtırsın, bir gün deplasman galibiyetini net bi skorla alırsın... Her şey yolunda gidebilir ya da tam tersi çuvallarsın Galatasaray... Kafa karışıklığımızı çözersin. Keşke kafamız karışsa deriz o gün yada işte bu diye gözlerimiz dolar. Her şey değişir. 

Asıl değişmesi gerekense bu işte. Bu çocuğa atılan, çakmak denen, aslında çakı olan, bu yüzü parçalayan şey. Bunu atabilen zihniyet. İnsanları, taraftarları, tarafları bu kadar kesin çizgilerle bölen düşünce. Olmasın. Yapılmasın. Altı üstü bi oyun için kimsenin canı yanmasın. Kimse acı çekmesin. Sen nasılsa yürüyedurursun dimi GALATASARAY!

Şampiyonlar Ligi vol.7

Şimdi yukarıda Allah var, şahsen çatır çatır oynayıp 2 farklı kazanmak suretiyle Londra'ya gitmeyi ve ordan da United ile eşleşip yarı finale yürümeyi hayal ediyordum. Kurduğum hayaller değişti mi? Tabii ki hayır! Biraz daha zor olacak ama güzel olacak, hissediyorum. Maça başlanan kadro şahsen beni şaşırtmıştı. Şaşırmakla kalmayıp golü erken yediğimiz an kızmaya da başladım işin kötüsü. Fakat Mancini Allahtan yaptığı hatayı kabul ederek Yekta'yı oyuna almakta gecikmedi. Maçın kırılma anı oydu. Kalan 60 dakikada Chelsea'ye havlu attıracak kadar iyi bir Galatasaray vardı sahada. Bir gol attı saymadılar, bir gol atacaktı direğe takıldı, artık üçüncü pozisyonda Chedjou sağolsun; yine bir Şampiyonlar Ligi maçında yine korner golünü atarak takımı 1-1'lik beraberliğe taşıdı. Sonuçta maç da 1-1 bitti. Şimdi 18 Martta Londra'da maç. Bakınca skor avantajı bizde. Yani 0-0 ve mağlup olmak dışındaki tüm skorlar Galatasaray'ımın işini görüyor. Gönlümden geçen ilk yarı 0-0 bitsin, ikinci yarının ortalarında (65-75 dakikalar arası) bir gol bulalım ve otobüsü kalenin önüne çekip maçın bitmesini bekleyelim. Sonra da kurada Manchester - Olimpiakos eşleşmesinin galibi gelsin diye dualar edelim. Hadi be Galatasaray güldür yüzümüzü! Yürüyedur GALATASARAY!

Günlerden Galatasaray vol.22

Adım adım ilerlemek önemli olan. Geçtiğimiz hafta oynanan Antalyaspor maçından sonra ilk adım lidere yaklaşmak değil, bir önümüzdeki takım olan Beşiktaş'ı alaşağı etmekti. Tamam bak, kabul. Hepimiz içten içe "la bu Chelsea maçı nolacak acaba" diye merak ederek izledik maçı dün. 2. de olsan, 3. de olsan nasılsa Şampiyonlar Ligi'ne gideceksin kafası yerleşmiş ya kafaya, şampiyon olursak pastamızın frambuazı olur (çilekten daha çok severim, üzgünüm) diyoruz. Öyle ki maçın geneline baktığımızda iki takımın da birbirine üstünlük sağlayamadığı manzarası ile karşı karşıyayız. Penaltıdan Selçuk'un bulduğu gol olmasa, belki berabere bitecek ve dün akşamki oyunla kimse de nasıl berabere kalırız diyemeyeceğiz. Takımda gözle görülür bir durgunluk var 2-3 maçtır. Umarım Chelsea maçına yansımaz bu durum. Her olumsuzluğa rağmen, yine en güzel şey Galatasaray. 

Yürüyedur GALATASARAY!

ps: Der ki marşlardan birinde "başarılar gelir geçer, asaletin bize yeter" bu marş dün gece vücut buldu. Semih Kaya, Galatasarayımızın gözbebeği. Dün akşam adına yaraşanı yaptı. Kornere giden topun korner olduğunu algılayamayan 5 (BEŞ) hakemin karşısına dikilip, hocam ayağıma çarptı dedi. Adamlığını yine ön plana koydu. Helal olsun aslanıma!

Günlerden Galatasaray vol.21

Dün maç başlamadan evvel, günümün kötü geçmesi sebebiyle de olabilir, maça dair hiçbir heyecanım yoktu. Oysa bünye 3 günde 1 maça alıştığından sabah bugüngünlerdenGalatasaray diye uyanmıştım. Maç başlarken ise poker face ile izlemeye başladım. Burak hemen maçın başında golü atınca, "içindeki kötülükleri sal Serap" dedim ve biraz gevşedim. Lakin tek gevşeyen ben değildim. Futboldaki en büyük kabusum maç izlerken bi futbolcunun sakatlığını canlı canlı görmektir. İkincisi ise, ilk golü bulduktan sonra sahasına kapanan ve savunma ağırlıklı oynayan takımı desteklemektir. Dün twitter'da da dedim. Allah 1-0'a yatan takımın belasını versin. Bu benim takımım bile olsa... Yenilen iki golün ardından maç 2-1'e geldi. Hastası olduğumuz, gönlümüzün sahibi olan adamlar sahada yürüyorlar artık. Oynamayı, savaşmayı falan bıraktım bak, adam koşmuyor, yürüyor ya! Tam dedim ki, tamam maç bitti, Beşiktaş maçından önce puan kaybı gelecek. Bi anda Umut gol attı. Gazete manşetleri gibi söylemek gerekirse; Umut'umuz oldu. 2-2'lik biten maçın ardından puan farkı maalesef yeniden 6. Deplasmanda 11 maç yapılmış, yalnızca 3'ü kazanılmış, biri Olimpiyat'taki maç. Bu çok kötü bi istatistik ve Galatasaray'ın neden liderlikten uzaklaştığının da göstergesi bence. Yine de yürüyedur GALATASARAY'ım!

ps: Bu fotoğrafı atmazsam tabii ki olmazdı!