Sofie'nin Dünyası | Jostein Gaarder

Felsefe dersi almıştım lisedeyken, üniversitede de düşünce akımları ve filozofları anlatan çeşitli dersleri görmüştüm. Keşke tüm bunlardan önce okumuş olsaydım bu kitabı. Çünkü o derslerin hepsi baş ağrılarıyla sonuçlandı. Bu kitaptaki gibi bir hikayenin içine yedirilerek anlatılsaydı oysa yahut Platon'un Devlet kitabı gibi karşılıklı diyalog ile geçilseydi muhtemelen Felsefe benim en sevdiğim derslerden birisi olurdu. Fark etmeden onlarca bilgiyi yükleyiveriyor zihne. Böyle kitapları gençliğin ilk zamanlarında okutabilsek keşke yetişen fertlere... Ders olsun diye değil, görev olsun diye değil, sadece doğru şekilde öğrenmeleri için. Ben çevremdeki gençlere okumalarını önereceğim, akıllarına, kalplerine bir şekilde dokunup; ben neyim, kimim, nereden geldim, nereye gideceğim gibi soruları düşündürebilirsem; kârdayım demektir. Kitap Pan Yayıncılık tarafından basılmış, 591 sayfa ve 40 TL. Okuyun, okutun! Bu mühim. Düşünen insan lazım zira.

Günlerden Galatasaray #17

Galatasaray'ın oynaması gereken oyunu nihayet 17. haftada oynamaya başlamış olması bir yana devreye gidecek olmak çok üzücü yahu! Tam da sakatlar iyileşti takım kıvamını alacak derken hem de... Varmış bunda da bir hayır demek lazım sanıyorum. Galatasaray dün akşam Sivas'ı ağırladı Samiyen'de. Henry'in 2, Soso'nun 1 ve Eren'in 1 golüyle 4-2 galip geldik. Galibiyetten güzeli, oynanan hırslı oyun, takımın asla vazgeçmemesi, konsantrasyonun dağılmaması ve sonunda atılan gollerdi! Belhanda ve Soso'nun oyunu ile ortaya koydukları karakter inanılmaz. Özellikle Belhanda'nın (kullandığı kornerler dışında) sakatlıktan dönüp bu kadar hırslı olması müthişti. Devre arası transferine oynamadıysa ve ikinci yarı da böyle oynarsa Soso gibi içeriden transfer olur çok güzel olur! Şimdi tek ihtiyaç transfer. Güzel transferlerle -gaza gelmek gibi olmasın ama- biz yine yeniden şampiyonluğa yürürüz Allahın izniyle. Son söz ise VAR sistemine. Vaktinde çok şikayet ettik söylendik ama bu maçta VAR sisteminin aslında doğru kullanıldığında işe yaradığını bir penaltı ve bir de gol ile görmüş olduk. Görüyorsunuz, doğru olursanız, dürüst olursanız, kötüye kötü demeyi başarırsanız; sonunda iyiler mutlaka kazanacaktır! Sen yine aslan gibi savaş GALATASARAY!

Günlerden Galatasaray #16

Takım son iki maçtır çok iyi oynamaya başladı. Tutkulu, arzulu, ne istediğini bilen... Dün akşam hedeflenen muhtemelen beraberlikti sakatlık ve ceza almadan fakat öyle temiz bir oyun oynadı ki takım galip gelemediğimize üzüldüm şahsen. Devreye kadar sıfır kayıpla gitmeyi çok istiyordum, olmadı, olmuyor. Karşı karşıya atılması gereken hatta atamamanın atmaktan daha zor olduğu pozisyonlar kaçıyor, bir anlık dalgınlıkla ceza sahası dışından goller yeniyor, gol atması gereken adamlar sakatlanıp çıkıyor falan... Bu talihsizlik üzücü gerçekten. Her şeye rağmen, özellikle Soso'nun performansı adeta takıma yeni transfer yapılmış da tutmuş gibi hiç zorlanmadan. Hocam kendisini epey yanında tuttu hatta bazı maçların kadrosuna bile alınmadı. Buna rağmen şimdi takımın sahadaki beyni oldu Soso ve umut vaat ediyor. Son bir maç kaldı devre arasına o da Sivas maçı ve içeride. Artık galibiyetle kapatmak lazım. Başakşehir de Alanya karşısında puan kaybederse yaklaşabiliriz. Sonra cezalar bitecek, sonra devre arası, sonra forvet transferi, sonra adım adım zirve olsun inşallah. 1-1 biten maçın tek golü penaltıdan Eren'den geldi. Sen yine aslan gibi savaş GALATASARAY!

Ölümlü Dünya | 2018

İşte Türkiye'de böyle değişik filmler de lazım artık diye düşündüm filmi izlerken sürekli. Var mı bu tarz aksiyonlu bir komedi? Yok ki! Bunu yapsa yapsa bu genç adamlar yapacak zaten. Ali Atay yapacak, Doğu Demirkol yapacak, Feyyaz Yiğit yapacak! Ahmet'i, Murat'ı, Selçuk'u ve Ata'yı çok seviyorum ben ve yaptıkları "Yeşilçam" tadında sıcacık komedileri de en az onlar kadar çok seviyorum öte yandan farklı bir şeyler de izlemek, izletmek lazım artık! Ölümlü Dünya tam da bu tarz bir film. Peşinden bu tarz filmler yapılmaya devam edilirse şahsen mutluluk duyarım. Öyleyse detaylandıralım.

UEFA, Avrupa Ligi değil, UEFA!

Dün akşam Galatasarayımız Şampiyonlar Liginde bu sezon için son maçını oynadı. Son ana kadar düşmeyen ve bu sezonki en hırslı maçını oynayan Galatasaray maalesef 3-2 yenildi. Şampiyonlar Liginde Porto'yla iki maç yaptık bu sene ve sezonun başından beri aşağı yukarı yaptığımız 20 maçta en çok beğendiğim oyun bu yenildiğimiz iki maçta oynandı. Keşke sezona biraz daha yayabilseydik bu oyunu. Çünkü oynadığınız zaman görüldüğü üzere forvetsizlik falan hikaye oluyor o top bir şekilde gidiyor kaleye. Mağlubiyete rağmen çok memnunum ben. Elbette gönül isterdi ki galibiyetle, galibiyetin parasıyla birlikte bu hırsın sonuca dönüşmesiyle bitmeliydi bu maç. Ama memnunum. Başlıkta da dediğim gibi bu kupanın adı benim gözümde hiç Avrupa Ligi olmadı. Sanırım biraz eski kafalıyım :) Bu turnuvanın adı UEFA arkadaşlar. Biz eğer sonuca gidebilen bir oyuncuyu, çok değil bir oyuncuyu, bu takıma dahil edebilirsek ve elbette her rakibimize Porto'ya oynar gibi oynasak biz ikinci yarı ligi de domine ederiz, güzel bi kura şansıyla UEFA'da da (evet UEFA'da) yürürüz inşallah. Şimdi sen aslan gibi savaş GALATASARAY!