Firefly Lane - Ateşböceği Yolu | 2021-2023

Katherine Heigl ve Sarah Chalke farklı yapımlarda izleyip oyunculuklarından keyif aldığım kadınlardı. Muhtemelen bir yaz gecesi, ne izlesem diye Netflix'te gezelerken izlemeye başladım. Dizinin kitaptan uyarlama olduğunu görünce bir parça daha merakla başladım. Final sezonu yayınlanan diziyi hafta sonu bitirdim. Imdb puanı 7.6/10 olan bu müthiş diziyi istedim ki konuşayım, buralara anı düşeyim. Başlıyoruz öyleyse!

Bazen Unutmak İstersin | Kürşat Başar

Kürşat Başar, roman yazdığında okumaktan çok keyif alıyorum. Çünkü kalbimin kuytu köşelerinde dolaşacak kadar sıcak bir dili var. Akıp gidiyor ayrıca. Sayfaları uçarak okuyorum adeta. Sonra bu makalelerden oluşan kitabı geçiyor elime ve tuhaf tuhaf fikirleri çıkıyor. Kurgu işini bu kadar iyi yapan bir yazarın, normal hayatla ilgili fikirleri nasıl böyle oluyor anlam veremiyorum. Okurken okurken bir kadın karşıtlığı peyda oluyor bünyesinde. Sıklıkla tekrar ettiği fikirlerden biri şu mesela; kadınlar o kadar iyi hafızaya sahip ki (yumuşatma), 20 yıl önce eski sevgilinize aldığınız hediyeyi size anımsatıp onun için yapmadığınız bir masrafı kafanıza kakabilir (tespit sıçışı). Pardon? Bir kere Allah'ın aşkına hangi kadın sevgilisinin 20 sene önceki sevgilisine aldığı hediyeyi bilmek ister ki? Bir başkasına geçiyorum; kadınlar o kadar detaycıdır ki, ajanların kadın olması gerekir 
(yumuşatma). Sizin her türlü yalanınızı anında yakalar (tespit sıçışı). Mesela çok enteresan bir fikrim var, kadınlara yalan söylemeyin? Ve bunu tek yerde de geçirmiyor, tekrar eden makalelerde var bu durum. Bu deneme işini pek beceremiyor. Bu kadar iyi "romantik" taklidi yapanını hiç görmemiştim. O karizmanın altında gölgeli bir adam var, çok enteresan, beni her seferinde tekrar şaşırtıyor. Kitabın bendeki baskısı Everest Yayınlarından, 224 sayfa ve 50 TL.

İnce Memed 4 | Yaşar Kemal

Memed ile vedalaşıyoruz artık. Tanıştığıma ne kadar memnun olduğumu anlatamam. Yaşadığı yerler benim için tam toprak. Torosların zirvesinde bir köyden geliyor bütün soy ağacım. Sıcağı sevmem bundan. Denizi tepelerden görünce cıvıldamam bundan. Kapalı yerlerde duramayıp bir ağacın gölgesinde oturmaktan keyif almam bundan. Zalime değil, zulüm edene değil, mazluma empati göstermem bundan. Tıpkı Memed gibi. Kitap aslında Memed isimli genç bir çocuğun hikayesi üzerinden Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyetin ilk yılları Türkiye'sine bir bakış atıyor. Bilhassa Güney Anadolu'nun durumunu bize Memed'in hayatının etrafından şekillendirerek gösteriyor. İnce Memed ile Yaşar Kemal'in bize anlatmak istediği sanıyorum şu; her zaman güçlüler, zenginler kazanmaz. Bazen bir köylü, bir yetim, cılız bir oğlan çocuğu gelir, zenginlerin, güçlülerin, o sırça köşkte yaşayanların kurduğu düzeni bir tekmesiyle yıkıverir. Mesaj kaygısı mı? Yoo ne alaka😋 Dördüncü kitapta Memed artık evli, düzenini kuruyor, baba olmaya hazırlanıyor yeniden (spoiler sayılmaz). İnce Memed'in bu 4. kitabının özelinde paylaşmam gereken bir detay da var tabii ki. Kitabın başında Da Vinci'den bir pasaj geçmişler. Da Vinci yaşarken Toroslara gelmiş ve tahminen Malatya - Elazığ civarında bir yerlerde dolaşmış. Oradaki tecrübelerini düşmüş tarihe not olarak. Bu da Memed'in hikayesinin dördüncü etabında karşımıza çıkıyor. Kitabı okurken oralarda geziyor, kokuları alıyor, ağaçların hışırtısını hissediyorsunuz sanki. Ben bu kadar detay detay yaratılan bir dünya hiç okumadım sanırım. Serinin en sevdiğim yönü de buydu. Bence Türk Edebiyatında ıskalanmaması gereken bir seri. Betimleme seviyorsanız, Akdeniz seviyorsanız kaçırmayın. Kitabın bendeki baskısı Yapı Kredi Yayınlarından, 639 sayfa ve 145 TL.

Ps: Da Vinci'nin hikayesi için detaylar şurada mevcut, meraklısına.

Günlerden Galatasaray #31

Öncelikle sahanın en iyisi olan çok sevgili sarışınım Lucas Sebastian Torreira Di Pascua’yı tüm kalbimle kutlarım. Bu takımın kondisyon
 sıkıntısı da basmaya başladı bana ha! Kaç maçtır şöyle elim ensemde bi rahat oturamadım. Sergio, Dries ve Kerem'de son birkaç maçtır ortaya çıkan bu dağınıklığı vücut yorgunluğuna bağlıyorum. Zihinsel değil de tamamen fiziksel bir yorgunluk. Haftada iki maç yapmıyor olsa bile bu adamlar yine de o yorgunluğun izlerini taşıyorlar. Başta şampiyonluk rehaveti sanmıştım ama mental bir rahatlık da yok. Kafası kopuk tavuk gibi dolanıyorlar sahanın içinde. Şu Başakşehir maçının galibiyetle biteceğine emindim, kaldı ki pozisyon bile verilmedi ama bu takımdaki saçma sabırsızlık oturduğum yerden beni bile geriyor. İnsan ister istemez acaba mı diye düşünüyor. E top yuvarlak, bir anlık Nando gafletine bakar. Girdi mi çıkmaz da işte. Sonra tepin dur. Neyse ki bu maçta öyle olmadı. Mauro'nun ceza sahası içinde düşürülmesine rağmen VAR'a bile gitmeyen hakem heyeti, birkaç dakika sonra olan sanıyorum Deniz'in dirseği ile ceza sahasından uzaklaştırdığı topu VAR ile lütfen verdiler. Mauro'nun nefis vuruşu neticesinde de 1-0'lık galibiyet ile sahadan ayrılmayı başardık. Ama iki pozisyonun arası biraz olsaydı muhtemelen yine kulağının üzerine yatacaktı herkes. Suyun öbür tarafına çatır çatır penaltılar çalınırken Galatasaray için bu rakam 3 düş 1 al mevzusuna dönmüş durumda. Sinir bozucu mu? Evet. Hepsinin intikamını alacak mıyız? Kesinlikle. Şen ola Cimbom, şen ola!

Günlerden Galatasaray #30

Galatasaray dün akşam Beşiktaş deplasmanındaydı. Kadıköy'de 20 sene galibiyet almadan geçen serinin ardından nur topu gibi yeni bir "galip gelememe" serimiz oldu. Mevzu Beşiktaş olunca çok kale alınmadı muhtemelen ama derbidir, puan farkını kapatır, geriden gelip şampiyon bile yapar evlerden ırak. Ligin en az gol yiyen takımıyken üst üste iki maçta yediğimiz 6 gol bile tehlike sinyallerini çalıyor bana sorarsanız. Beşiktaş maçını Mauro'nun maçın başında attığı tek gole rağmen 3-1 kaybettik. Konyaspor maçında takım bugün kazanmayı istemediği için kaybederek on küsur galibiyetlik seri kırılmıştı. Dün, Beşiktaş maçında yine kazanmak istenmedi. Gayet savruk, bezgin, sıkılmış bir maç çıkarıldı Lucas dışında. Şu ataklarda kanatlardan gelmek yerine dikine pas işinde de çok ısrar ediliyor gibi geliyor bana. Sağda Milot veya Nicolo veya Yunus, solda Kerem beklerken inadına aradan Mauro arandı dün her pozisyonda. Tamam gol atsın ama üç adamın arasındayken de pas verilmesin oyun biraz açılsın mı acaba? Neyse, bu da böyle olsun. Puan farkı vardı rehavetinden kurtulmuş olduk. Evet gençler, macera hakkımızı kullandık. Artık biraz kazanalım mı, ne dersiniz? Son 5 maç, hepsini kazan şampiyon ol. Bu kadar basit ve bu kez gerçekten önemli olan basiti başarmak. Yürüyedurun!