Kılıç Ali

Süleyman Asaf Emrullah... Birbirinden bağımsız bu üç erkek ismi sizin için bir şey ifade etti mi? Tanıdık gelmemiş olabilir, evet. Fakat bir parça Osmanlı'nın son dönemi, Cumhuriyet'in ilk yıllarına dair okuma yaptıysanız, sizin, benim ve hepimizin, en azından birçoğumuzun, Kılıç Ali dediğim an zihninde bir şeyler canlanabilir. Şimdi biraz Kılıç Ali'den bahsedeceğiz.

Yüksek Topluklar | Murathan Mungan

Vay vay vay! Neler kaçırmışım da haberim yokmuş. Öncelikle kitap Mungan'ın ilk romanıymış. İlk kitabında bu kadar kapsamlı bir kadın cinsi tanımı yapabilmek hem de erkek haliyle bunu yapabilmek için öncelikle müthiş bir gözlemci sonra da derin bir bilge olmak gerekiyordur herhalde. Buna bir saygı duruşumu göstereyim. Kitabın detayına inmemiz gerekirse Nermin isimli bir karakterimiz var. Beyaz yaka, reklamcı, çocuk değil kariyer yapan, kendi düzeninde kendi kendine yaşayan bir ablamız. Bir arkadaşı "evliliğini kurtarmak için" eşiyle tatile çıkarken 5 yaşındaki kızını Nermin'e emanet etmek istiyor. Nermin ne kadar istemese de mecburen tamam diyor ve bu 5 günlük emanetçiliği okuyoruz Nermin'in gözünden. Tuğde isimli kızımız o yaştaki bütün veletler gibi biraz şımarık, biraz bilmiş, bıcır bıcır bir sinir bozuculuğu var. Kız çocuklarının o dönemini bilirsiniz, dünya kendi etraflarında dönüyor zannederler ve her şeyi kendi keyiflerinin istediği şekilde olmasını isterler ya, işte onun bir versiyonu. Nermin bir yandan çocuğu boğup bir kenara atmamak için çaba sarf ederken diğer yandan çocuğun bazı özellikleri üzerinden geçmişinden kadınları ve onların özelliklerini anlatıyor okura. Kitabın alt metninden bana geçen en net mesaj şu oldu; kadınlar doğdukları andan itibaren toplumsal cinsiyet kodlarına maruz kalarak kız çocuğu olarak değil, aslında kadın olarak büyüyorlar. Bu şımarıklıklar, ben oldum havaları, çocukluğunu yaşayamamak falan hep bundan. Nokta atışı bir tespit, saygı duymamaya imkan yok. Bu sene okuduğum en iyi kitaplar sıralamasına kafadan ilk üçe koyarım. Kesinlikle ıskalanmaması gerekiyor. Kitabın bendeki baskısı Metis Yayınlarından, 536 sayfa ve 232 TL.

Günlerden Galatasaray #4

Galatasaray 4-2 Samsunspor (Kerem A.x2, Abdülkerim, Mauro)
Vallahi özlemişim! Milli arasından başlayacağım diye giriş yapmak istedim yazıya. Zira 2 haftalık molalar istemiyorum. Gerçi şimdi bi başladık önümüzdeki yaklaşık 2 ay üç güne bir maçtan kafamızı kaldıramayacağız ama güveniyoruz, maçların tamamını da dün akşamki gibi alır geçeriz inşallah. Samsunspor maçına başlarken içerideki maça rağmen parçalıyı değil de beyaz formayı giymişler diye bir miktar surat asmış olsam da sonu güzel bitti. Maçın hemen ilk 30 dakikasında Kerem'in attığı 2 golle zaten baskın başlayınca devamı geldi. Abdülkerim'in yine kornerden attığı gol ile ilk yarıyı 3-0 önde kapatmış olmak keyifliydi. Gerçi ikinci yarı daha başlamadan yediğimiz golün devamı gelince birden 3-2 oldu maç. Sonra yeni şahane sağ açığımız Hakim bey oyuna girdi ve attığı nefis şutu ağlarla buluşturdu... Zannediyorduk biz. Meğer Mauro o füzeye kafasını sokup kendi serisini sürdürerek golünü atmış. Gol geldikten sonra çalan şarkıyı anlamaya çalışırken birden aşkın olayım şarkısını fark etmem kendi payıma maçın en keyifli anlarından biriydi. Anonsçunun helali var, pozisyonu 3. izlememden sonra fark ettim ben golün Mauro'ya ait olduğunu 😄. Neticede keyifli bir maç oldu, çarşamba akşamı için tatlı sinyaller verdi bana. Dördüncü maçta üçüncü galibiyete maşallahtan başka bişey demek doğru değil. Hedef 24, yürüyedurun!

Kayboluş | Georges Perec

Tuhaf sözcüğü, bu kitap için hafif kalıyor. Tuptuhaf gibi farklı bir sözcük uydurasım var, o kadar yoğun duygular yaşattı bana. Yazarımız olan adam, bu kitapta d-f arasında bulanan harfi hiç kullanmıyor. İşin tuhafı kitabı dilimiz için okunur kılan adam C.Yardımcı da aynı harfi hiç kullanmamış. Bu yazıyı yazan kadın da kullanmamak için çabalıyor şu an 😅. Kitapta Anton isimli bir arkadaşımız var. Kitabın başında ortadan kayboluyor. Kitaptaki kadınlarla adamlar da Anton'un kayboluşuna ilişkin fikir sunarak onu bulmaya çabalıyor. Kitapta 29 bölüm var. 6. bölüm hariç. 6 da o kullanım dışı olan harfin karşılığı. Bu tarz nahif nüanslarla sözcük oyunlarının şahsımı mutlulukla doldurduğunu bu noktada anlatmak durumundayım. Zira hafif bir ruh hastalığına sahip olduğum bilgisi okuyanı da sırıttıracaktır kanımca. İşin goygoy kısmı bir yana, malum harfin kullanılmamasının saiki çok acı. Yazarımızın anası, babası İkinci Dünya Savaşı sırasında kayboluyorlar. Yazar da bu boşluğu hayatından malum harfi çıkararak yansıtıyor. Arka kapaktaki bu bilgi şahsımı bir parça üzdü. Biraz da olumsuz yargı; kitabı okumak çok zor. Çünkü bazı sayfalarda ciddi ciddi kaybolmuş hissi hasıl oluyor. Boş boş kitaba baktığım anlar oldu. Anlamaya başladığım noktada da kitap bitti. Farklı bir türdü, uyanık tuttu, uzun zamandır okumayı düşündüğüm bir kitaptı aradan çıktı. Yazarla C.Yardımcı'ya saygı duruşum olarak da malum harfi kullanmadan yazıyı tamamladım✌. Kitap Ayrıntı Yayınlarından, 352 sayfa ve 175 TL.

Günlerden Galatasaray #3

Gaziantep 0-3 Galatasaray (Mauro x2, Kerem A.)
Şampiyonlar Ligi molası, tatil falan derken buralar biraz boş kalmış. Nasılsınız bakayım? Ben iyiyim Galatasaray sağ olsun hayatımda en güzel giden şey desem, yeri. Dün akşam da şehir dışının ikinci ayağının son gecesinde Gaziantep maçı denk geldi. Telefonla ite kaka izledim maçı ama izleyebildiğim kadarından çok büyük keyif aldım. Millet gibi tatava yapıp gözlerinize işkence etmeyeceğim zira bir maçı 0-3 kazanıyorsak hem de 5 atıp 3 sayıyorsak öper başıma koyarım. Mauro'nun yürüyerek 2 gol atması beni ziyadesiyle mutlu ediyor mesela (Mauro bizim topçumuz, tapusuyla falan bayaaaa bizim hem de). Yahut Kerem A.'nın maç başlamadan golü bulması sonra da ısırmayı hiç bırakmamış olması keza aynı şekilde mutluluk veriyor. Victor'un performansı, Kerem D.nin ben buradayım şeklinde koyduğu oyun ve karakterden memnunum. Milli takım arasında 1 maç eksikle 2 galibiyet 1 beraberlik ve bunu gol yemeyen tek takım olarak başarmış olmak da benim adıma pozitif şekilde yorumlandı yine. Transfer falan patronların işi takdir edersiniz ki. Zira geçen sezon sıfırdan takımı kurup 13.lükten şampiyonluğa yürütenlerin bu sezon için de bir planı vardır diye öngörüyorum kendi adıma. Sosyal medyada dönen goygoyda denildiği gibi; "sakin olup plana sadık kalıyorum" kendi payıma. 
Teşekkürler Galatasaray! Hedef 24, yürüyedurun!