Kitap fuarında dolaşırken gördüm kitabı. Öncelikle kapağına sonra da fikrine vuruldum. Kitapta bir çiftimiz var Bay J ve eşi Elena. Çiftimiz şehrin kalabalığından ve keşmekeşinden sıkılıp sahilde bir ilçede bir çiftlik satın alıyor ve orada yaşamaya başlıyor. Ne klişe ama! Kitabın verdiği mesaj ise, herkesin hayal ettiği şey her zaman hayal ettiği gibi olmayıp evdeki hesabımız çarşıya uymuyor. Başta tatil modunda başlayan sahil hayatı sonradan sonraya mevsim değişiklikleri, geçim derdi, çiftliğin, hayvanların, ağaçların bin bir düzeni derken çileye dönüşüyor ve sonuçta da biri ülkenin öbür ucuna savrulurken diğeri canından oluyor. Spoiler vermiyorum neticede hiçbiriniz okumayacaktır. Ama bence okuyun. Sahile taşınma hayalinizden vazgeçmeden "hakikaten kışın naparım ki acaba" diye düşündürdü bana. Belki okuyanlara da düşündürür. Bi deneyin. Kitap Nora Yayınevinden çıkma, 168 sayfa ve 18 TL.
Başlangıçta Deniz Vardı | Tomas Gonzalez
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
10/31/2018 11:00:00 ÖÖ
Günlerden Galatasaray #10
O kadar sinirliyim ki son çıkılan üç maçın üçü de birbirinden beter. Hiçbir söyleyeceğim söz yok. Malatya'ya 2-0 yenildi Galatasaray. Ahmak yöneticilerle, beceriksiz kondisyonerlerle bu kadar olması bile mucizeydi. Hakem hatası falan diye konuşanı görmemek için kapattım maçın sonunu bile beklemeden. Şu maçta hakem hatası konuşulacak son şey. Geçmiş olsun. Devre arasında gönderilsin isimlerine koşarak giden bir de 7 numaramız var. Bari para kazandırarak gitse...
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
10/29/2018 11:00:00 ÖÖ
The Champioooooonns! #3
Porto maçında ne kadar üzüldüysem bu maçta da o kadar kızdım. Öyle gereksiz öyle vasat öyle kabullenen bir oyun vardı ki sahada sindirmek elde değil. Hocamın planı belliydi aslında, "sabırla kabullen, bekle ve öldürücü vuruşu yap". Tek sıkıntı o vuruşu yapamamaktı maalesef. Yoksa sabretmekte, kabullenmekte ve beklemekte değildi. Benim gibi canı tez değilseniz tabii. Bekle, bekle, bekle... Aradaki pozisyonları oh gol olmadı diye atlatmaya çalış... Atılan golün ofsayt olmasına bi daha oh de... Hakemlerin atladıklarına sevin... Epey yorucuydu. Bu maçtan çıkan 1 puanın başımızın üzerinde yeri var zira 3 puanı hak etmediğimiz konusunda hepimiz hemfikiriz diye düşünüyorum. Öte yandan kızdığım kadar üzüldüğüm bir nokta da vardı o da Yuto'nun sakatlanmasıydı. Öyle kısmetsiz bir takımız ki nerede saçma sapan bir sakatlık var bizi buluyor. Senelerdir futbol oynayan, kendine çiçek gibi bakan ve sıklıkla profesyonelliği ile övülen bu adamın nefes problemi yaşaması kötü bir karadeniz fıkrası gibi adeta. Geldiğinden beri en iyi futbolunu oynayan Belhanda'yı hep yerin dibine sokmayayım da bir kere de öveyim dedim. Hele ki takımda sapır sapır dökülen Eren, N'diaye, Garry gibi adamlar varken. Nando ile Ozan'a ise apayrı güzellemeler yapmak lazım ama nazardan korkuyorum. Çok güzel bir stoperimiz olacak inşallah ama siz yine de çaktırmayın... Umuyorum ki kalan 3 maçtan minimum 4 puan çıkarmak kısmet olur da yola devam ederiz. İnanıyorum ki bir forvetle bu iş çözülecek. YÜRÜYEDURUN!
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
10/27/2018 11:00:00 ÖÖ
Başıbozuk Sevdalar | Canan Tan
Canan Tan kitabı okumuyordum epeydir. Ayşe Kulin kitaplarından sonra onların devamı gibiydi, iyi geldi. Şiir isimli baş karakterimizin hayatına giren yanlış adamlara yaşadıkları 3 ilişkiyi anlatıyor kitap. Yanlış adamlarla diye açık açık söyleyebiliyorum zira kitabın adı Başıbozuk Sevdalar. Ezel, Baran ve Recep de anlayacağınız üzere "Başıbozuk Sevdalılarımız" kitaptaki. Benim en çok hoşuma giden detay; bölümlerin başına serpiştirilmiş kimisi Sabahattin Ali'den kimisi Can Yücel'den, kimisi Nazım Hikmet'ten kimisiyse Mevlana'dan... O kadar dokunaklı ve önüne geldikleri bölümün havasına o kadar uygun sözler seçilmiş ki tasnif eden arkadaşı tüm kalbimle tebrik ediyorum. Eğer Canan Tan ise bunu yapan zaten kitabı için en doğrusunu yapmış. Kitabın benim okuduğum baskısı Doğan Kitap'a ait, 336 sayfa ve 28 TL. Kırık dökük aşk hikayeleri okumak sanırım kadınların daha çok hoşuna gidiyor ama benim zülfü yarime dokunuyor bu aralar ve dolayısıyla da sevdim ben bu kitabı. Herkes sever mi hitap eder mi bilmiyorum ama deneyin be ne kaybedersiniz ki?
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
10/22/2018 11:00:00 ÖÖ
Günlerden Galatasaray #9
İki gün geçti ancak kendime geldim. Evet, ben Galatasaray'ın 16 maç sonra iç sahada puan kaybettiği Bursaspor maçındaydım. Ama giden 2 puanın mes'uliyetini kesinlikle üstüme almam zira daha iyi sebeplerim var. Öncelikle milli takım arası... 10 gün birbirlerinden ayrı oynayan takım bir araya gelince ve as oyuncularından da yoksun kalınca böyle oluyor. Sonra hafta içi oynanacak olan Şampiyonlar Ligi maçı da var ki akıllar oradaydı. Son olarak da Hocam'ın dediği gibi maç yerine "sakata gelmiş" olmamız. Daha ben stada girmeden 2 değişiklik yapılmış bile. Bursaspor dersine iyi çalışmış Fenerbahçe'den sonra buradan puan çıkarabilen ilk takım oldu. Maç Eren'in golüyle 1-1 berabere bitti. Denecek çok bir şey kalmıyor bu durumda. Geçen hafta 3 puan önde bitirmenin kaymağını yiyoruz ki bu maçın ardından 4 puan oldu ve puan kaybettiğimiz bu haftayı da lider kapatmayı garantiledik. Giden 2 puana üzülmemenin en güzel yönü dilerim Şampiyonlar Liginden alacağımız 3 puan olur. YÜRÜYEDURUN ASLANLARIM!
ps: Statta maç izlemek hayatta beni en çok heyecanlandıran ve mutlu eden olay. Eklemeden geçemedim.
ps: Statta maç izlemek hayatta beni en çok heyecanlandıran ve mutlu eden olay. Eklemeden geçemedim.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
10/21/2018 11:00:00 ÖÖ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



