Olmadı, Giresun'a sezonun ilk iç saha maçında 1-0 mağlup olduk. Çok hırslı, çok istekli, çok galip gelme, çok bayram havasındaydık. Belki de bir parça şımarık... Eh, futbol da böyle romantizm kokan hareketleri kaldırmıyor pek. Aksiyon istiyor, akıl istiyor, gole yürüyebilmek istiyor. Yapamadık. Yani ilk maçtan çok enseyi karartmaya gerek yok, evet dün epey kızdım, üzüldüm hatta. Öte yandan yanlışları görmek için ve o "biz olduk" havasından da çıkabilmek için sanıyorum böyle bir soğuk duş hepimize lazımdı. Sepete elma toplar gibi transfer yapan yönetime de, havaalanında stattan daha coşkulu olan taraftara da, uçuyoruz kaçıyoruz müthiş olacağız diye düşünen takıma da, bu takım 54215 gol atar diyen bana da... Hatta özellikle bana. Üzerine yatıp uyuyunca daha net görüyor insan hatasını. Müthiş işler yapacak bu takım, buna olan inancım hala baki. Lakin biraz zamanı daha var. Oturacaklar, birbirilerini tanıyacaklar, birbirleri için savaşacaklar, birbirlerine haset gütmeyecekler ve bom! O hayallerimizi süsleyen nefis takım sahada olacak. Benim içinse dün gece bir soğuk su çarpması, bir nazar kırılması ve sezon sonu şampiyonluk kutlamaları zamanı geldiğinde hatırlanacak kekremsi bir anı olarak kalacak. Ve elbette Dries'ın ilk maçı olması. Sarı saçları ve tüm neşesiyle kalan 30 küsur maçta arzı endam edecek ve çok canlar yakacak. Tarihe not düşülsün, sonra hatırlar gülümseriz. Son sözüm; Abdülkerim'e kızılmasın. Eğer takım gole yürüyebilmiş olsaydı Abdülkerim'in hatası maçın 2-1, 3-1, 4-1 bitmesine neden olurdu ve nazar boncuğu derdik, biliyorsunuz. Bireysel hata her oyunda var. Bence bu, kabul edilir bir hata. Yeter ki kafalar bu gecede kalmasın. Yürüyedurun!
Günlerden Galatasaray #2
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
8/14/2022 11:00:00 ÖÖ
Günlerden Galatasaray #1
Bu seriyi yeniden yazmayı çok özledim. Birkaç sezon yapıp son dönemde mutsuz bitişlerin ardından uzak kalmıştım. Ama bu sezonki takım, beni heyecanlandırıyor ve bu kutlamaları da hak ediyor. Öyleyse başlayalım. Nuri Şahin'in Antalya'sını geçen sene de çok beğeniyordum. Bu maçta da defansif olarak güzel direndiler. Serilerini sürdürmelerini dilerdim, zira gerçekten iyi takım. Fakat daha çok dilediğim açıkçası kendi takımımın galibiyetle yola çıkmasıydı. Çünkü yeni kuruldu, alışma evresini sıkıntısız atlatması gerekiyor ve bilirsiniz, böyle durumlarda nasıl başlarsan öyle gider mottosu, ilk elin günahı olmaz mottosundan daha mühimdir. Maçın yıldızın yukarıdaki fotoğrafta görüyorsunuz. Kusursuz bir başlangıç yaptı sezona, dilimizi ısırdık mı? Güzel. Nando penaltı kurtardığı an maçın döneceğinin hissiyatı gelmiş olsa da galibiyet için bir devre daha beklememiz gerekiyormuş. Ne derler bilirsiniz; geç oldu güç olmadı. Maçın diğer yıldızı Yunus. Çok güzel bir kariyerin ilk adımlarını seyretmeye devam ediyorum kendi adıma. Güzel günler onu bekliyor. Son olarak Fredrik. Melo'dan bu yana beklediğimiz orta saha profili olabilir. On dakikayla değerlendirmek istemiyorum ama gösterdiği performans tatmin ediciydi. Antalya'yı Bafe'nin golüyle 1-0 geçtik. Üzgünüm Nuri, kalan maçlarının tamamını kazanmanı diliyorum. Elbette bu devre için :) Sıradaki?
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
8/08/2022 11:00:00 ÖÖ
Alias Grace | 2017
Takip edenler anımsayacaktır geçtiğimiz günlerde Margaret Atwood'un Nam-ı Diğer Grace kitabını okumuştum. Kitapla ilgili notlarımı güncellerken bir de dizisi olduğunu hem de dizinin Netflix'te yayınlandığını keşfettim. Kitabın akabinde diziyi de izlemek için zaman ayırdım her gün birer bölüm olmak suretiyle ağır ağır tadını çıkararak diziyi bitirdim. Bir kere dizi mini dizi 6 bölüm. Bölümler aşağı yukarı 40 dakika kadar sürüyor. IMDB puanı ben baktığımda 7.7/10 durumunda. Başrolde duru ve müthiş güzelliği ile Sarah Gadon var ama benim için dizinin x faktörü açık ara Zachary Levi oldu. Jeremiah rolü üzerine o kadar yakışmış ve o sakalları ile ekranda öyle bir arzı endam etmiş ki, yan rollerden biri olmasının yanı sıra tek kelime ile bayıldım! Dizinin konusunu kitaptan bahsettiğim sayfada zaten gördüğünüz için tekrara düşmemeye çalışacağım. Kitabı okumadan diziyi izlesek ne olur diye soracak olursanız işte oradan yürürüz. Zira bu diziyi izlemek için kitabını okumanız şart değil çünkü kitap nefis yansıtılmış ekrana. Uzun süredir okuduğum bir kitabı aynı zamanda zihnimde canlandırırken çekilen film/dizinin bu kadar örtüştüğünü düşünmemiştim. Dizi izler gibi değildim de kitabı izler gibiydim adeta. Bu hissi yalnızca kitap okurken acaba filmi nasıl olurdu diye düşünen benim gibi saykolar anlayacağı için teferruat veremiyorum. Diziyle ilgili tek ofsayt diyalogların arasında boğulduğunuz anlar olabilir, takılmayın. Gerekirse dinlenerek izleyin, hepsinin bir anlamı olacak, bana güvenebilirsiniz. Grace'in farklı hikayesi bir kez daha anlattı ki gerçek hayat aslında en güzel sanattır. En güzel hikayeleri barındırır, en doğru mesajları verir. Yeter ki görmeyi bilelim. İzleyin.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
8/05/2022 11:00:00 ÖÖ
Metot | 2021
Bundan tam 7 sene önceymiş. Hayatımın en keyifli yıllarından birisi olan ve her şeyin yerli yerinde olduğu, birçoğumuzun son huzurlu senesi olan 2015 yılının ekim ayı. Tiyatroya gitmeye karar verilmiş ve bizi ağırlayacak oyun Grönholm Metodu olmuş. O gün hissettiklerimi de şuraya yazmışım elbette aksiyon kontenjanından. Peki 7 sene önceki oyun ile bugünkü başlığın ilgisi nedir? Hemen bağlıyorum. Metot, Gain'de yayınlanan 4 bölümlük bir mini dizi ve konusu da Grönholm Metodu adlı tiyatro eserinden uyarlama. Bölümler 30 - 45 dakika arasında değişiyor. Gerilim unsuru ise hiç düşmüyor. IMDB puanı ben baktığımda 8.1/10'du ki epey güzel bir puanç Dizide Serkan Keskin, Şebnem Hassanisoughi, Mustafa Kırantepe ve Sarp Aydınoğlu oynuyor. Bir şirketin satış müdürü kadrosu için yapılan mülakat dizinin asıl konusunu oluşturuyor. Alt metinde ise riyakarlığından tutun da çıkarı olduğunda her kabın şeklini almasına kadar genişleyen bir skalada sıralayabileceğimiz birçok insan defosundan bahsediliyor. Yargılıyor olmak istemem zira sanırım insanı insan yapan biraz da bu defolar. Bu defolarla nasıl başa çıktığımız yahut çıkamadığımız. Vereceğiniz molalarla 2-3 saat arasında bitecek bir iş. Kesinlikle keyifliydi fakat aynı hikayeyi tiyatro sahnesinde, oyuncuların gözlerinin içine bakıp nefeslerinin kulağıma doluşuyla izlemek gibi yüksek bir çıtaya sahip olunca benim için biraz yavan kaldı. Uzuuuun süredir tiyatroya da gitmediğimi hatırladım diziyi izlerken. Bir buçuk saatten uzun süre nefes bile almadan izlemiştik bu oyunu. Sıkılmak şöyle dursun, bugün düşünüyorum da perde arası bile vermeden izleyip büyülenmiş şekilde çıkmıştık salondan. Eski güzel günler... Neyse, dizinin konusu nefis. Oyun hala sergileniyorsa elbette gidip tiyatroda görün. Fakat artık gösterimde değilse dizi de işinizi görür.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
8/04/2022 11:00:00 ÖÖ
Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma | Stefan Zweig
Zweig kitaplarının bir bitirme anı gelecek ama ben o ana kadar büyük ihtimalle her kitabından daha çok keyif almaya devam edeceğim. Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma'da kitapla aynı adı taşıyan bir hikaye, bir de Prater'de İlkbahar isimli iki hikaye bulunuyor. İlk hikayedeki zanaatkar bir yankesici. Zanaatı da cepçilik özetle. O sırada sokak keyfi yapan birisi bu adamın yankesici olduğun fark edip büyülenmiş şekilde onu izlemeye başlıyor. Hikayenin kurgusu da bu andan itibaren başlıyor. Diğer hikaye olan Prater'de İlkbahar'da ise, sosyeteden bir kadının bir davete katılamamasıyla halktan biriymiş gibi giyinip sokağa çıkması ve orada birine aşık olmasın anlatıyor. Takdir edersiniz ki içimdeki uslanmaz romantik (netflix film janrları), ikinci hikayeyi daha çok sevdi. Zaten içinden bahar geçen bir hikayeyi sevmememe imkan yok diyerek de soyadıma selamı çakarım. Kitabın bendeki baskısı İşbankası Kültür Yayınlarından, 64 sayfa ve 12 TL. Zweig sevseniz de sevmeseniz de, uslanmaz bir romantik de olsanız aksi de, bu nefis kitaba bir şans vermenizi tavsiye ederim. İlk hikayede ne kadar gerilip heyecanlanıyorsanız ikincide de o kadar gevşeyip tebessüme boğuluyorsunuz. Bunu da ancak Zweig başarır!
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
8/02/2022 11:00:00 ÖÖ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



