İsteyince nasıl güzel oynuyorsunuz değil mi? Şimdi maçtan önce zaten galibiyetle ilgili kafamda hiçbir soru işareti yoktu. Maça başladıktan sonra ve maç içinde de çoğunlukla bize dönüktü oyun. Arada tutukluk yaptığımız dakikalar var, rakibin zorladığı anlar var fakat bu maç üç gün oynansın Galatasaray yine kazanırdı. Maçın en iyi oyuncusunu seçemiyorum bu oyun özelinde. Çünkü takımda herkes mevkiinin gereğini yerine getirdi. İlla bir isim seçeceksek skordan bağımsız Barış Alper derim. Çünkü kaybettiği ikili mücadele yok. Maç içinde tam bir joker. Beke çekersin oynar, açığa koyarsın oynar ve hiç sırıtmaz. Eh, takipçiliğini gösterip golünü de attı. Daha ne olsun?! Elbette buraya Dries yazmamak için kendimi zor zapt ettiğimi fark etmiş olmanız gerekiyor. Zekası, güler yüzü, çevresindekileri organize edişi yetmezmiş gibi bir de üst üste şutlar çekerek o golü arıyor ya, geçen sezon başında geldiğinde "yatmaya geldi, paraya geldi" diye hakkında konuşanlara en güzel cevabı yine veriyor. Keşke birkaç sene önce kesişseydi Galatasaray ile yolu da doyabilseydik... Maça dair yazabileceğim olumsuz tek şey Mauro'nun bu maçı da boş geçmesi. Benlik bir sıkıntı yok, neticede takım gol sıkıntısı çekmiyorsa bu Mauro'nun defansı mıknatıs gibi çekip Barış'a veya Dries'e alan açılmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Fakat kendisi bu golsüzlük durumunu kafaya takarsa, gereksiz düşer performansı. Galatasaray, Başakşehir engelini de takılmadan geçmiş olsa da önümüzde perşembe günü UEFA maçı, akabinde de pazar günü patates tarlasında Ankaragücü maçı var. Yani Mauro'ya da Kerem'e de çok çok ihtiyacımız olacak. Öyleyse her zamanki şekilde bağlayayım. Hedef 24, yürüyedurun!
Günlerden Galatasaray #25
Galatasaray 2-0 Başakşehir (Barış Alper, Dries)
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
2/11/2024 11:00:00 ÖÖ
Issız Kadınlar Sokağı | Canan Tan
Bu leş gibi dünyada kadın olmanın zorluklarını kısa kısa gerçek kadın hikayeleri ile anlatıyor Canan Tan. Eşinden, nişanlısından, abisinden, babasından şiddet gören kadını mı ararsın, cinsiyetinden dolayı kariyer yapamayanı mı yoksa okuyamayanı mı?! Her türlü sıkıntı başınıza taç etmeniz gereken kadınların başında. Amaç o bazılarının burun kıvırdığı yönüyle "feminizm" değil. Gel gelelim artık sıkılmadınız mı yahu kendinizden fiziksel olarak daha güçsüz insanlara zarar vermekten? Mesela bir erkek başka bir erkeğe sen okuyamazsın, sen şununla evleneceksin, sen benim olacaksın ya da kara toprağın gibi cümleler kurabilir mi? Yer mi yani, açıkça sormak gerekirse? Eee kadınların kabahati ne mesela hocam bu noktada? Bazı sayfaları, bölümleri, dehşete düşerek okudum. Bir insanın bir insana yapabileceği kötülüğün hududu olmadığı gibi, bir insanın kendisine yapabileceği kötülük ise bunun fersah fersah ötesine geçebiliyor. Görece şanslı olanlar arkasını dönüp kötülükten kaçabiliyor. Ama ya o kadar şanslı olmayanlar? Tüm kalbimle dilerim ki herkes kalbinin güzelliğince insanlarla karşılaşsın. Kötüler kötülerle birlikte olup yalnızca birbirlerine zarar versinler. Kalpleri güzel insanların karşısına da hep iyi insanlar çıksın. Annelerimizin "Allah iyi insanlarla karşılaştırsın" duası hiç bu kadar anlamlı gözükmemişti gözüme zira. Kitabın bendeki baskısı Doğan Kitaptan, 144 sayfa ve indirimsiz fiyatı 49 TL. Okumak için sıkı bir psikoloji lazım uyarısını düşerek kapatayım. Çünkü beni güzel salladı bu kitabı okumak.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
2/10/2024 11:00:00 ÖÖ
Yılan Avı | John Verdon
Bugün polisiyeyi yaratan rabbin için ne yaptın? Alerjiden zaten fenalaşmış olan zavallı gözlerim şişene kadar kitap okumak da biraz şov, farkındayım. Ama elimden de gelen bir şey yok. İçimdeki meraklı velet, kitabın dibini sıyırana kadar kopamıyor kitaptan. Daha önce John Verdon tarafından anlatılan David Gurney dedektiflik hikayelerinin yedisini de okumuş bir kitapsever olarak, kitapçıda fink atarken "ouuuuuvv yeni kitap" diye yapışmak suretiyle kendisini ağıma düşürmüştüm. Geçen gün ne okusam diye elimi okunmayı bekleyen kitaplar rafına atınca cazibesine daha fazla dayanamadım. Gurney, bu hikayesinde eşi Madeleine'in bir arkadaşı olan Emma'nın yönlendirmesiyle kendisini bir cinayet davasının hem de sonuçlanmış bir cinayet davasının neticesini eleştirirken buluyor. Tabii kafamızda birbiriyle eşleşmeyen onlarca yapboz parçası dönüp duruyordu. Kitabın gelişme ve sonucuna dair spoiler vermemek adına detaya girmiyorum. Gerilim dozu yüksek, merak unsuru ön planda tabii her zamanki gibi. Kalbim ağzımda okudum kitabı, yalan yok. Öte yandan bünyem adrenalin istediğinde hiç pişman etmeyecek kadar güvenmek Verdon serisi için yapabileceğim en net tanım. Gözünü kırpmadan okumak tabiri geçerli olduğundan hedefe, yani adrenaline, ulaştığımı söyleyebilirim. Polisiye seviyorsanız ve hiç Verdon okumadıysanız referansınız benim, ıskalamayın. Kitabın bendeki baskısı Koridor Yayınlarından, 440 sayfa ve indirimsiz fiyatı 190 TL.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
2/09/2024 11:00:00 ÖÖ
Zorba | Nikos Kazancakis
Vay, vay, vay! Arkadaşlar, dostlar, sevgili Romalılar! Erken konuşan horozun başını keserler ama horoz olmadığım için erkenden konuşabilirim sanıyorum. Sanırım bu seneki top 5 kitaplarımdan birisini yılın ilk 5 kitabının içerisinde buldum. Nikos Kazancakis ile o kadar uzun süredir rastlaşıyoruz ki kendisini okumayı çok istiyordum. Geçenlerde kitapçıda dolaşırken göz göze geldik ve yapıştırdım geçtim. Okuma listemde de üst sıralara seri şekilde tırmanarak dün itibariyle bitti. Kitabın anlatıcısının tesadüfen tanıştığı Aleksi Zorba ile geçirdiği günleri okuyoruz. Kitap iki erkeğin patron-çalışan, iki dost, iki ev arkadaşı olarak yaşamlarını anlatıyor, tanıştıkları andan itibaren. Birlikte Girit'e gidiyorlar, anlatıcının para yatırdığı bir maden işletmeye başlıyorlar. Aleksi burada ustabaşı gibi çalışıyor. Akşamları da birlikte yiyorlar, içiyorlar, sonra da hayatı, kadınları, yemekleri, Tanrı'yı, ölümü, yaşamı, hayatta konuşulabilecek ne varsa konuşuyorlar, ne kadar sorgulayabiliyorlarsa o kadar sorguluyorlar. Cevap bulmak her zaman mümkün olmasa da, amaç varılacak yer değil yolculuk neticede. Kitap bende okurken Yaşar Kemal okuyormuşum gibi bir his bıraktı. Bu kez Çukurova'da değil, Ege'deydim. Betimlemeler daha az, diyaloglar daha fazlaydı, bunun sayesinde de çok daha akıcıydı. Nedenini anlayamadığım şekilde beni kıskıvrak yakaladı. Tüm kalbimle öneririm benim gibi okumakta geç kalanlardansanız. Kitabın bendeki baskısı Can Yayınlarından, 348 sayfa ve indirimsiz fiyatı 220 TL. Okuyun!
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
2/06/2024 11:00:00 ÖÖ
Günlerden Galatasaray #24
Samsunspor 0-2 Galatasaray (Victor, Barış Alper)
Akşama ne olur inanın bilmiyorum. Fakat gönlümden geçen maçın berabere biteceği ve ligin kırılma anının dünkü bu maçla gerçekleştiği yönünde. Bir dahaki maça ben demiştim demek nasip olur umarım. Son söylemem gerekeni baştan söylediğime göre maça geçebilirim. Şimdi, Galatasaray'ın bir huyu var. Ben 25 senedir bilinçli olarak Galatasaray maçı izliyorum, bu kulübün tüzüğünde falan var galiba, bir bakmak lazım. Bu huy şu; Galatasaray bir maçta erken gol bulursa, o maç rahat geçer. Bulamazsa kafası kopmuş tavuk gibi döneler durur. Bu maçta duran toptan (ALLAHIM DURAN TOPTAN GOL BULAN GALATASARAY MI?!!!) Victor'un henüz beşinci dakikada bulduğu gol ile rahat başladık maça. Hemen akabinde de tak Barış Alper müthiş çabasıyla ikinci golü attı mı? Attı! Transfermiş, yangın yeriymiş, deplasmanmış, oradan sonrası çok da mühim olmadı açıkçası. Samsun çok ofansif oynadı, zevkli bir maç oldu. Fakat dediğim gibi benimkiler golü erken bulunca maç dönmedi. Maçın adamı olarak Victor'u yazarım. Yalnızca attığı gol ile değil. Sahadaki sakinliği ve golden ziyade defansif olarak verdiği katkı şapka çıkarttırır. Sezon başında düştüğü psikolojiden güçlenerek çıkmasına ayrıca hayran kalıyorum. Maşallah. Bir cümle de hakem üçlüsüne, beşlisine, artık kaç taneyse onlara gelsin. Galatasaray'a ısrarla vermediğiniz penaltılara muhtaç kalırsak ligin sonunda, çok çirkinleşme potansiyelim var. Bir değil iki değil zıkkımın dibi artık. Neyse modumuzu bozmuyoruz. Cuma galibiyeti candır. Hedef 24, yürüyedurun!
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
2/03/2024 11:00:00 ÖÖ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


