İş Bankası Kültür Yayınlarının Zweig baskılarının tamamını peyderpey alıp okuyordum. Hayatın Mucizeleri, Zweig külliyatımın son eseri oldu. İş Bankası'ndan çıkıp okumadığım kitabı kalmadı neticede. Başka kitabı çıkar da basılır mı bilmiyorum. Fakat benim açımdan nefis bir yolculuktu. Son kitap Hayatın Mucizeleri ise aslında Zweig'in yazdığı ilk hikayelerdenmiş, önsözünde belirtiliyor. İlk hikayelerinden birisi olmasına rağmen tasvirlerdeki o müthiş kuvveti ellerimle tutup gözlerinle görebildim. Buradan da anlaşılıyor ki edebiyata eser oluştururken çalışmak değil, yetenek asıl işi ortaya çıkaran. Kitapta yaşlı bir ressamdan, kilise bir Meryem Ana portresi resmetmesini ister. Ressam da gençten temiz yüzlü bir kızı model olarak seçer ve çizime başlar. Öyle naif, öyle başarılı bir portre çıkar ki ortaya resimden ne kız vazgeçmek ister ne de ressam... Kız resmi içselleştirir ve artık o resmin bir parçası gibi hisseder kendini. Kitap kısa bir roman gibiydi, novella dedikleri cinsten. Yine, yeniden kendini sevdirdi Zweig. Bazı şeylerin bitmeye mahkum olması çok acı. Oysa yirmi kitabı daha olsaydı, yirmi kitap daha okurdum onun elinden. Siz de okuyun. Fiyat/performans oranı bu kadar iyi ikinci bir yazar bulamazsınız, böyle de iddialıyım. Kitabın bendeki baskısı İş Bankası Kültür Yayınlarından, 73 sayfa ve 8 TL.
Hayatın Mucizeleri | Stefan Zweig
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
2/26/2021 11:00:00 ÖÖ
Hatırla | Alp Paksoy
Kitap benim için bir parça hayal kırıklığı oldu, son söyleyeceğimi yine baştan söyleyeyim. Fakat bu benim beklentilerimle ilgili de olabilir. Zira ben "kelimelerin serüveni" alt başlıklı bir kitaptan şöyle bölümler beklerdim; "müteşebbis kelimesi, teşebbüsten türemiştir ve teşebbüs eden anlamındadır." Kitabı alırken bu tarz serüvenler okumayı hayal ediyordum (ruh hastası olduğumu düşünüyorsunuz değil mi?). Herkesin merak ettiği bir şeyler vardır ben de kelimelerin oluşumunu merak etmişimdir kendimi bildim bileli. Ne nereden türemiş, nasıl oluşmuş, hangi kelime kiminle akrabaymış vs... Kitabı görünce de Allah kalbimi biliyor ya, "yarabbim dedim benim gibi bir ruh hastası daha varmış" yanılmışım, hala yok. Alp Paksoy, okumak istediğim şeye yakın bir şey çıkarmış, evet. Fakat kelimelerin yabancı dillerden yahut en eski Türkçeden gelişiyle biraz daha teferruatlandırınca, bende film koptu. Kitap biraz dağılmış gibiydi bu yüzden. Neyse bu da böyle olsun bakalım. Bir de yakın arkadaşlarım bilir ki, benim renklerle ilgili sorunlarım vardır. Rivayete göre (bence kesinlikle öyle değil) yeşilin bazı tonlarına mavi diyormuşum mesela... Kitapta beni gülümseten bir detay vardı ki, yaklaşık üç sayfa, evet ÜÇ SAYFA, renk adı sıralanmış. Adını daha önce duymayı bırakalım, hayal bile edemediğim renkler vardı. Kitabın bendeki baskısı Ötüken Neşriyat'tan, 216 sayfa ve 25 TL.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
2/24/2021 11:00:00 ÖÖ
Bro On The Go | Barney Stinson
Barney Stinson... Rahmetlinin arkasından konuşulmaz ama bu adamda da bu var işte, konuşturuyor. Artık serinin kitap olarak da sonuna geldik. Benim için nefis bir yolculuktu. Kitap erkeklere yönelik, kabul. Fakat ben kadın olarak da çok mutlu oldum okurken. Güldüm, eğlendim. Arada böyle kitaplarla kendime mola vermem keyifli oluyor. E bunu Stinson ile yaparken de ekstra keyif alıyorum. Tüm kitabı okumam birkaç saatimi almıştır en fazla ki işin mola kısmı da buradan geliyor. Hap gibi, okuyoruz, gülüyoruz, bir sonraki kitap için kafamız temizleniyor. Kitapta guru kanka Barney, diğer kankalarına "hayat dersleri" veriyor. Kanka Spor Salonunda, Kanka Sinemada gibi bölüm başlıklarının akabinde her sayfaya bir hayat dersi yerleştirilmiş ki, gülmekten okuyamadığım yerler oldu. İlk iki kitap olan BroCode ve PlayBook'tan biraz geride kalmış olsa da zevkliydi, amacına hizmet etti. Bazı karakterlere yapacağımız veda özel olmalı. Ben de kendi adıma Stinson'a böyle veda ediyorum. Sevdik, güldük, eğlendik. Teşekkürler Carter Bays, teşekkürler Craig Thomas, kitap için teşekkürler Matt Kuhn. Kitabın bendeki baskısı Kurukafa'dan, 144 sayfa ve 17 TL. Neşeli, çok güldüğümüz günler bizimle olsun.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
2/22/2021 11:00:00 ÖÖ
#25 Alanyaspor - Galatasaray
Allah kalbimi biliyor ya, Alanya deplasmanı geriyordu beni. İyi oynuyorlar, başarılılar. Fakat şu bir gerçek ki biz daha doğru oynadık dün akşam. Galibiyet serisi devam etmeliydi, liderlik kaybedilmemeliydi, iyi bi oyun fena olmazdı, tüm hafta baskı altına alınan hakem faktörü de geçilmeliydi elbette. Şükürler olsun galibiyet geldi, liderlik devam, bir penaltı ve bir kırmızı kartı vermeyen hakem de geçildi. Oyun çok ofansif değildi fakat doğru oyundu. Öyle doğruydu ki Nando'nun da desteğiyle Alanya'ı kilitleyip gol yememeyi başardık. Nando demişken, yine yeniden bir kez daha maçın adamıydı. Çıkardığı pozisyonlar bir yana, sakin kalıp kaptanlığının hakkını da dibine kadar veriyor olması beni çok mutlu ediyor. Allah sakatlık, kaza, bela vermesin bir kez daha da ayrılmayalım inşallah. Canım benim. Maçın tek golü Emre'den (54) geldi. Haftalardır anmasam da ortaya koyduğu performansı bu hafta, en kritik noktada golle süsleyerek belki de bizi şampiyon yapan gollerden birini attı. Yine Galatasaray, yine doğru seçim diyerek selamı çakayım. Aslanlarım benim yürüyedurun! Hedef 23!
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
2/21/2021 11:00:00 ÖÖ
Leyleklerin Uçuşu | Jean Christophe Grange
Üçüncü Grange kitabım. Bu adam benim meraklanan tarafımı değil de böyle daha vahşi duygularımı tetikliyor tuhaf şekilde. Ben Grange okurken polisiyeden ziyade gerilim türüne yakın duruyorum. Merak duyuyor muyum, pek değil. Geriliyor muyum, dibine kadar! Kitap birkaç kıtada geçen bir suç hikayesini anlatıyor en spoilersız ve özet haliyle. Bak kitabın adında geçiyor diye yazıyorum, mevzunun leyleklere bağlanış şekli müthiş bir ince zeka örneği, okurken vaaaaayy dedim. Saygı duydum. Son 50 sayfayı falan bitmesin diye sağa sola bakarak okudum. Ki son sayfalarda artık mevzu çözülüyor, her şey ortaya çıkıyor, yani sebep merak değil. Hikayedeki çarpıcılık, verdiği o gerilimden kopamıyorsunuz kolayca. Benim içimde vahşeti seven bir canlı varmış, bunu Grange okurken fark ediyorum. Beni kendimle tanıştırdığı için okumaya devam diyorum öyleyse. Leyleklerin Uçuşu yazarın üçüncü kitabıymış. İlk kitabı olan Kızıl Nehirler ile Siyah Kan'ı okumuştum, aradan Taş Meclisini sektirmişim. Biraz vakit geçsin de onu da ekleyeyim seriye. Bendeki baskısı Doğan Kitap'tan, 302 sayfa ve 45 TL
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
2/19/2021 11:00:00 ÖÖ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




