İki Şiirin Arasında kitabından sonra okuduğum 2. kitabı Kopan'ın. On iki kısa hikaye ihtiva ediyor. Bu hikayeler içinde en çok Cesur Geyikler, Katil Uşak, Ev Hali ve Bisiklet'i beğendim. Şansıma bu dört hikaye de kitapta peş peşe. Aslında birbirlerine de benzer hikayeler. Birinde diktatör bir yönetici, birinde yazdıkları sansürlenen bir yazar, diğerinde yazdıkları yüzünden hapse atılan iki arkadaş var. Sanırım distopik hikayeler beni içine çekiyor usul usul... Bir tek Bisiklet'in hikayesi farklı. En iyi dostu ölen bir adamın hikayesi. Durduk yere insanın kalbine bir çivi saplayıveriyor. Hele ki benim gibi en sevdiğiniz dostunuzun canı bu aralar bir parça sıkkınsa daha da çok çarpıyor. Siz biraz daha serin kafayla okuyun eğer niyetlenirseniz kitaba. Neyse... Kitabın bendeki baskısı Can Yayınlarından, 133 sayfa ve 13 TL. Kitabın yazarı Yekta Kopan'ın da dediği gibi "herkese iyi günler, iyi geceler."
Sakın Oraya Gitme | Yekta Kopan
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
11/30/2019 11:00:00 ÖÖ
Yaşamın Ucuna Yolculuk | Tezer Özlü
Kitap, Tezer Özlü'nün en sevdiği yazarlardan Cesare Pavese'ye doğru gidişini veya onu arayışını anlatıyor en sade özetle. Fakat kitabı okurken yazarı mı yoksa özlediği İstanbul'u, çocukluğunu, yaşadıklarını mı aradığının ayırtına varılmıyor yer yer. Bu gidip gelişlerin arasında karanlık, koyu gri bir boşlukta sallanıyorsunuz okurken. En azından bende böyle işledi. Cıvıl cıvıl bir kitap değil bu sebepten. Torino'ya, İtalya'ya arabayla ve trenle bir yolculuk hikayesi. Fakat Akdeniz sıcaklığı hissettirmiyor okurken. Bir Ferzan Özpetek filmi beklerken bozkırda çekilmiş bir Nuri Bilge Ceylan filmi izletiyor. En sevdiği yazarın intiharına giden adımları; yazdığı kitaplardan ve yazarın yaşamından iz sürerek takip ediyor. Sonunda intihar ettiği otel odasına yaklaştıkça da neden bu hayattan vazgeçtiğini, intiharının anlamlanmasını ve ölümün aslında her canlının yaşayacağı mutlak son, kaçamayacağı, saklanamayacağı, sürpriz sayılmayan o kötü sürprizin farkına varıyor. Başlarda çok betimleyici gelse de ilk kez okuduğum Tezer Özlü'nün tarzına alıştıktan sonra kitabın duygusuna daha rahat eriştiğimi ve sıkılarak okuduğum fakat bitişine yakın keşke bitmese moduna girdiğimi itiraf etmeliyim. Şimdi içimde "Edebiyatın Gamlı Prensesinin" başka kitaplarını okuma isteği var. Kitabın bendeki baskısı Yapı Kredi Yayınlarından, 125 sayfa ve 12 TL.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
11/29/2019 11:00:00 ÖÖ
Son Kuşlar | Sait Faik Abasıyanık
Doğum gününden birkaç saat önce başlamışım bu kitabı okumaya. Çok seviniyorum böyle tatlı tesadüflere. Neticede başladığım gibi tatlı şekilde de bitti. Daha önce okuduğum dört kitabından hikayelere rast geldiğim gibi ilk kez okuduğum hikayeleri de vardı. Sait Faik'in hikayelerini okurken yüzüme çarptığını hissettiğim o iyot kokusunu çok seviyorum. Çünkü hikayelerinin çoğu adada, deniz kıyısında, İstanbul çevresinde geçiyor. Bir vapurda oluyor bazen ya da bir kayalığın üzerinde... Yahut atlayıp bir sandala balıkçılarla balığa çıkıyor ve oradan bize bir şeyler anlatıyor. Sanırım kendimden başka birisi olma şansım olsaydı, Sait Faik olmayı isterdim. Haldun Taner'in ona taktığı isimle "sevimli bir aylak" olmak isterdim. Kitapta daha önce okumadığım Radyoaktiviteli, Röportajlı Hikaye ve Ağıt ile daha önceden okuduğum ve kitaba da ismini veren Son Kuşlar isimli 3 hikayeyi çok sevdim. Kitabın sonunda Bedri Rahmi'nin Sait Faik ile ilgili yazdığı anekdotlar da keyifliydi. Kitabın bendeki baskısı İş Bankası Kültür Yayınlarından, 144 sayfa ve 12 TL. Deneyin, sevmezseniz de ücreti Darüşşafaka'ya gidecek öyle düşünün.
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
11/25/2019 11:00:00 ÖÖ
Evlat?
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
11/24/2019 11:00:00 ÖÖ
Günlerden Galatasaray #12
Hiçbir güzel şey sonsuz değildir. Bu maçla bunu öğrenmiş olduk. Bizim için mağlup olmama isimli peri masalını dün akşam Başakşehir bitirdi. Maç boyunca üstün oynamamıza, oynuyor görünmemize rağmen, yakaladıkları tek pozisyonla hem de... Pozisyon bile değil, bir anlık konsantrasyon eksikliği... Şimdi takım eksikti, hafta içi Şampiyonlar Ligi maçı vardı, hakemin niyeti bozuktu falan diye bahaneler sıralanır ama bu sefer yazmayacağım. Bu takımın şöyle üst üste birkaç tokat yemesi lazım çünkü. Yönetimin tek derdi şov, Hocam'ın aklı bir yerlerde, takımda topun peşinden koşan 2 adam var biri Lemina diğeri Ömer. Yine de benim içimde lüzumsuz bir umut var. Hani Şampiyonlar Ligi olmadı kabul ama ligi bırakacağımızı düşünmüyorum. Takım yine bir şekilde rayına oturacaktır. Ama şu yenilmeme zincirinin kırılmasına, 41 maçtan sonra kırılmasına, çok üzüldüm açıkçası. Başakşehir'e 1-0 mağlup oldu Galatasaray dün akşam. 12. maçta 3. mağlubiyetini aldı yazık ki... Kafayı kaldırma vakti. Çünkü biliyoruz, biz diz çöktüğümüz için onlar büyük görünüyor falan... İnşallah bunu takım da fark eder, bir gün, her şey için geç olmadan...
Sevgili
Serapbenbuyrun
tam şu anda yazıvermiş
11/23/2019 11:00:00 ÖÖ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


