Livaneli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Livaneli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gökyüzü Herkesindir | Zülfü Livaneli

Araya bir yerlere şiir kitapları serpiştirmeyi seviyorum. Sanki yorulan okuma yolculuğuma bir minik mola, bir nefes arası, bir duygusallık serpiştiriyor. Son günlerde incinmiş olan ruhuma iyi geliyor itiraf etmem gerekirse. Bir de bu şiir kitabının Livaneli tarafından kaleme alındığını düşünün şimdi... Kimi noktalarda şarkılarında geçen mükemmel sözler, bir noktasında Akdeniz için yazdığı "tuzundan mahrum etme bizi" cümlesi ve fakat özellikle kitaba adını veren o şiir. Birkaç satırdan oluşan Gökyüzü Herkesindir, benim için bir motto, bir motivasyon kaynağı. İşyerimdeki masamın üzerinde kare bir post-it kağıdında yazılı duruyor yıllardan bu yana. Bu şiirin Livaneli'ye ait olduğunu bilmediğim zamanlarda bile bu durum böyleydi. Sonra Livaneli'ye ait olduğunu gördüğümde, müthiş bir aydınlanma ile, başka kim yazabilir ki diye düşündüğümü hatırlıyorum. Nispeten zor geçen bir ömrü var Livaneli'nin. Kendi hayatını yazdığı Sevdalım Hayat kitabı vardır mesela teferruatlı şekilde bu konuyu işleyen, ki benim de en sevdiğim kitaplar listesinde zirvededir, mutlaka okunması gerekiyor bence. Hayatının bir döneminde ülkesinden, yönetmeyi hayal ettiği İstanbul'dan ayrı düşürülmüş, sırf birilerinden farklı düşünüyor diye. Bugün hangimiz aynı duyguyu hissetmiyor, "buralardan çekip gitmek lazım" demiyoruz ki mesela? İşte böyle bir ruh haliyle kaleme alındığını düşünüyorum. Şiir seviyorsanız ıskalamamanızı öneriyorum. Kitabın bendeki baskısı Doğan Kitap'tan, 108 sayfa ve 18 TL.

Balıkçı ve Oğlu | Zülfü Livaneli

Yıllardan bu yana Doğan Kitap'tan Livaneli'nin nefis kitaplarını okuduktan sonra ilk kez İnkılap Kitap'tan okuyorum, önce bunu belirtmek istedim. Alışkanlıklarına fikri sabit şekilde bağlı bir kadın olarak benim için büyük insanlık için küçük bir değişiklik bu. Livaneli kitaplarını koşulsuz şartsız çok beğenirim. Benim için bazı insanlar vardır ne yapsa altına imzamı gözüm kapalı atacağım, edebiyat dünyasındaki adamım da Livaneli'dir. Balıkçı ve oğlu kitabını yazdığını biliyordum ki, ilk bölümünü zaten gazetede yayımlamıştı daha önce. Kitabı çıkar çıkmaz almış, fakat yazdığı bu deniz hikayesini deniz kenarında okumak istediğim için biraz bekletmiştim. Deniz kenarına inip kitabı elime aldığımda öyle akıcı ve keyifli bir hikaye çizdiğini gördüm ki, denize girmeyi unuttum desem yeridir. Güncel toplumsal olaylara; göçe, kıyıların imara açılmasına, deniz kirliliğine, balık yetiştiriciliğine, kısacası Ege'de ve Akdeniz'de canımızı yakan ne varsa hepsine küçük küçük dokunarak bu incecik kitapla kalbimi eritmeyi yine başardı. Mustafa ile Mesude'nin hikayesini askı olarak kullanmış ve sıraladığım olayları birer birer bu hikayenin üzerine asmış. Kitabın sonunda da birçok kitabında olduğu gibi kendisiyle kitapla ilgili yapılan söyleşiye yer verilmiş. Kitapla ilgili söyleyeceğim son şey, bir Ege hikayesi, bir deniz hikayesi olmasından dolayı bana Sait Faik'i anımsatması oldu. Livaneli, Hemingway'e atıfta bulunuyor ama sanırım ben Hemingway okumadığım için benzerlik kuramadığımdan Sait Faik'e benzettim. Yalın anlatımı ayaklarımı denize sokmuşum da tatlı tatlı dalganın vuruşunu izliyormuşum gibi hissettirdi, tıpkı Sait Faik okuduğum anlarda hissettiğim gibiydi... Kitabın bendeki baskısı İnkılap'tan, 140 sayfa ve 28 TL. Okursanız pişman olmazsınız, bana güvenin.

Arafat'ta Bir Çocuk | Zülfü Livaneli

Kitap, sonunda Livaneli'nin ifade ettiği şekliyle söylüyorum "bir arafta kalanlar kitabı". Kitapta birbirinden bağımsız toplam 8 hikaye mevcut ve Livaneli bu hikayeleri 71 yılında yazmış, 73 yılında basmış. Yazılışlarından 50 sene okumuş olmak da benim eksiğim olsun. Başta da dediğim gibi bir arafta kalma kitabı. Gitmek isteyip gidemeyen, gidip yerleşemeyen, kalamayan, vazgeçemeyen, başaramayan, sınırlarını -her açıdan- aşamamış insanların hikayesi. Kitapta beni en çok çarpan hikaye Bir Arpa Boyu isimli hikaye. Çünkü bu hikaye bence Livaneli'nin kendine en yakın karakterin hikayesi. Siyasi bir yasaklı önce Almanya'ya oradan da Kopenhag'a gidiyor en özet haliyle. Okuyanlar bilir, yazarın Sevdalım Hayat kitabı kendi hikayesini yazdığı eseridir ve hayatının bir dönemi ile epey benzerlik göstermiş bu hikaye. Kitabın adıyla ilgili Yaşar Kemal ile yaşadığı küçük bir de anekdot var kitabın sonunda. Eğer okumadıysanız mutlaka okumaya çalışın. Doğru insanların, güzel insanların, aydın insanların yollarının ne güzel kesiştiğini bir görün. Günümüzün popüler tabiri Türkiye'de yaşayamam cümlesi ya. Bir de bu Türkiye'de yaşatılmayan, gitmek zorunda bırakılan insanlara sormak lazım uzakta olmayı, gurbeti, Türkiye'de yaşayamamayı... Neyse, lüzumsuz duygusallığa giriyorum, hemen bir u dönüşü yapayım. Livaneli kitapları her mevsimde her ruh halinde çalışır. Arafat'ta Bir Çocuk eğer okumadığınız kitaplarındansa bir şans vermenizi öneririm naçizane. Kitabın bendeki baskısı Doğan Kitap'tan, 156 sayfa ve 24 TL.

Bizi Sürükleyen Nehir | Zülfü Livaneli

Kitap ilk çıktığı dönemde almış fakat araya giren diğer kitaplardan dolayı okumaya fırsat bulamamıştım. Geçen gün başlayıp iki günde bitirdim kitabı. Kısa kısa aforizmalardan oluştuğu ve nefis bir dili olduğu için akıp gidiyor. Livaneli'nin bugüne kadar yazdığı kitaplardan, makalelerden, köşe yazılarından Ozan Bilge ve Durmuş Cavlan tarafından seçilen cümlelerden oluşan kitapta 33 farklı kavram, İstanbul ve Mustafa Kemal'e dair fikirleri bulunuyor. Her fikrin başlık olarak atıldığı sayfada bir de Abidin Dino illüstrasyonu mevcut. Elbette bu da kitabın değerini artırıyor. Kalbime dokunan öyle çok söz vardı ki kitapta, eğer kitapların altını çizerek okuyan bir tip olsaydım muhtemelen her sayfada birden fazla satır çizili olurdu. Seçilen her sözün altına imzamı kalbimle atarım, öyle seviyor ve saygı duyuyorum. Livaneli İnkılap Yayınevine geçti, benim gibi takip edenler biliyordur mutlaka. Bizi Sürükleyen Nehir Doğan Kitap'tan çıkardığı son eser olması açısından da önemliydi benim için. Çünkü bir yazar eğer sürekli çalıştığı bir yayınevini değiştirirse anlatımı da değişip başka bir yazar oluyor gibi bir fikrim var şahsen. Bir sonraki kitapta bu fikrimi çürütmesini bekliyorum. Kitabın bendeki baskısı Doğan Kitap'tan, 

Sevdalım Hayat | Zülfü Livaneli

Çok seviyorum Livaneli'nin yazdıklarını okumayı. Kitaplarını, romanlarını, şiirlerini, şarkılarını, öykülerini... Sevdalım Hayat ise kendi hayatının temize çekilmiş bir kopyası. Yaşadığı kimi olayları anı şeklinde bizimle paylaşıyor. Çocukluğundan kitabın yazıldığı 2007 yılındaki yaşı olan 61. yaşına kadar anlatıyor ömrünü. Kimi zaman kahkahalarla kimi zaman gözlerim dolu dolu okudum kitabı. Kitapla ilgili verebileceğim en güzel detaylardan birisi kimseyi kimsenin lafıyla tanıdığınızı düşünmeyin. Livaneli için komünist, solcu, vatan haini gibi yaftaları duymuşsunuzdur mutlaka. Kitapta kendi dilinden bunların aslında neler olduğunu okuyoruz ve işin rengi bambaşka bir hale bürünüyor. Okuduğum her pasaj beni çok mutlu etti açıkçası. Kitabı okurken bana çok acı şeyler hissettiren bölümler ise ihtilal dönemlerini anlattığı bölümler oldu. Bir delinin benimsettiği "iti ite kırdıralım" politikası yüzünden memlekette yaşayan herkesin birbirine düşman olması ve ülkenin en aydın çağlarından birinin ülkeyi kalkındıracağı dönemde hapislerde işkencelere maruz kalması hangi dekorda okursam okuyayım gönlümü acıtır zaten. Livaneli ise bunu içeriden biri olarak anlatıp daha çok yaraladı beni. Kitabın bendeki baskısı fotoğrafta da gördüğünüz üzere Doğan Kitap'tan, 548 sayfa ve 40 TL. Sakın ıskalamayın! 

Engereğin Gözü | Zülfü Livaneli

Okuduğum en iyi Livaneli kitaplarından birisiydi, son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Livaneli kitapla ilgili, kitabın sonundaki söyleşi kısmında, "iktidar alevinin çevresinde dönen pervaneler için yazdım bu kitabı" diyor ki bence bu kitaba ilişkin yapılabilecek tek cümlelik özet de budur, ne bir eksik ne bir fazla. Bir harem ağasının ağzından bir padişahın kendi sarayının zindanına kapatılmasını dinliyoruz. Öyle güzel bir dil ve öyle sağlam bir altyapı var ki kitapta; kin, nefret ve hırsı okurken öte yandan ebeveynlik, sevgi ile merhameti de görüyorsunuz aynı cümlelerin içinde. Aslında tarihi değil psikolojik bir roman diyebiliriz Engereğin Gözü'ne. Tarih, yine Livaneli'nin tabiriyle bu hikayenin asıldığı bir askı, hikayenin önünde sergilendiği bir dekor gibi. Bir de bende yarattığı etkiyi paylaşayım, kitabı okurken nedense Ferzan Özpetek'in Harem Suare filmini izler gibi oldum. Benzer kadınlar, benzer olaylar, benzer harem ağası... Neyse daha fazla ipucu vermeyeyim okumayanlara sürpriz olsun. Kitaptaki kara kalem resimlerin sahibi Mahmut Karatoprak da çok iyi iş çıkarmış, atlamayayım. Kitabın bendeki baskısı Doğan Kitap'tan, 168 sayfa ve 22 TL. Sakın ıskalamayın bu kitabı!

Orta Zekalılar Cenneti | Zülfü Livaneli

Livaneli okumak yemyeşil bir arazide, masmavi bir deniz üzerinden, ufka bakmak gibi; aydınlatıcı, rahatlatıcı, perspektif kazandıran, dünyayı yeniden yorumlamayı sağlayan... Orta Zekalılar Cenneti de aynen bu etkiyi yarattı bende. Kendi aramızda neyi eleştiriyorsak, arkadaş sohbetlerinde ülkeye, gençliğe, geleceğe dair nelerden dert sahibi oluyorsak ondan bahsetmiş kitapta Livaneli. Zerre yabancılaşmadan, şiddeti kesinlikle savunmadan, kendi doğrularını empoze etmeye çalışmadan, sadece bunca yıl yaşamış, okumuş, yazmış, bu ülkenin doğrusunu da yanlışını da tatmış, bu ülkenin türkülerini söylemiş biri olarak cehalet başta olmak üzere bu ülkeyi dibe çeken ne varsa onlardan nasıl kurtuluruzun çabasında. Livaneli kitapta kültürün en çok ihtiyaç duyduğumuz, nitelikli eğitimin en çok ilerletilmesi ve geliştirilmesi gereken yönlerimiz olduğundan dem vuruyor çeşitli konularda yazdığı denemelerle. Kitabı okuyup bitirince, tüm Livaneli kitaplarında olduğu gibi, artık aynı insan olmadığınızı hissediyorsunuz. Bendeki baskısı Doğan Kitap'tan, 464 sayfa ve 33,50 TL. Bazı insanlar iyiki var ya, Livaneli söyledikleriyle, yazdıklarıyla, fikirleriyle, kısaca varlığıyla, benim için ilk onu zorlar. Mutlaka okuyun.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm | Zülfü Livaneli

Sokakta yazsın, kaldırımda okurum. Öyle seviyorum, öyle saygı duyuyorum. Livaneli'nin okumadığım tek bir kitabı, yazısı, cümlesi kalmasın istiyorum. Kitapta siyasetten 80 dönemine, darbeden mülteci sorunlarına, göçlerden psikolojiye birçok alana göz kırpan nefis bir kitap. Biraz karamsar, ama demin sıraladığım konuları düşününce çiçekler açan bir kitap olmasını beklemek mümkün değil elbette. Kitabı okurken kafamın içinde yanıp sönen cümle ise şuydu: bu kitabın ne güzel filmi olurdu! Ana karakterimiz Sami, apolitik olarak karşımıza çıkıyor. Fakat hayat onu İsveç'e siyasi mülteci olarak sürüklüyor. Sami'nin hikayesini okurken ülkede yaşanan kötü olayların 30-40 yılda bir kendini tekrar ettiğini düşünmeden edemiyorsunuz. Aynı konuları saplantılı şekilde sorun haline getirmişiz, aynı aktörler tarafından bu sorunlar bastırılmaya çalışmış, masum olanlar da sürekli aynı şekilde mağdur edilmiş gibi... Bunu düşünmek çok acı ama kendi etrafında dönüp durarak kuyruğunu tutmaya çalışan bir kedi gibi koca ülkenin insanları. Çarpıcı bir kitap bence mutlaka edinip okuyun. Kitabın bendeki baskısı Doğan Kitaptan, 212 sayfa ve 22,50 TL. Kaçırmayın!

Son Ada | Zülfü Livaneli

İçim ezildi bu kitabı okurken benim. Okuduğum en acı, en çok kızdığım, bitince en hırçın şekilde kapağını kapattığım Livaneli kitabıydı. İnsanların doğaya, çevrelerine, birbirlerine ve diğer canlılara karşı ne kadar acımasız olduğunu anlatır gibiydi. Bir de diktatörlük konusu var. Küçücük hayatlara dışarıdan yapılan müdahalenin, baskının, yönetme arzusunun nasıl zehirli bir ok olduğunu düşündüm kitap boyunca. Yaratılan hayali düşmanlar, senden olmayanı terörist ilan etmeler, sonra şiddete yönelmeler... Kana işleyince bünyeden çıkmayan kötülüğün çevredekilere de sirayet ediyor olması çok üzücüydü. Küçük bir ada var kitapta, bu adada da sınırlı sayıda yaşayan insanlar var. Sabık bir devlet başkanı bu adaya geliyor ada sakini olmak için ama kanına karışan diktatörlük onu adayı küçük bir devlete çevirip yönetmeye sevk ediyor. Hayvanlara, insanlara, ağaçlara, adada kendisi dışında canlı olan her şeye terörist gözüyle bakıyor. Lüzumsuz şekilde Kenan Evren'i düşündüm kitabı okurken. Okuduğum satır aralarında sabık devlet başkanının yüzü hep oydu. Askeri geçmişi ve ihtilal sonrasında devlet başkanı olması falan ortak özellikleriydi. Belki Livaneli de yazarken onu düşünmüştür. Bilmiyorum. Beni mutsuz etti bu kitap. Yine de mutsuzluğu bile güzel Livaneli'min :) Kitabın bendeki baskısı Doğan Kitaptan, 200 sayfa ve 22 TL. Okuyun, siz de sorgulayın, sinirlenin, üzülün. 

Konstantiniyye Oteli | Zülfü Livaneli

Livaneli kitapları okurken hissettiğim o ruh doygunluğunu hiçbir kitaba değişmem. Kalitesiyle verdiği hazzın tarifini ancak onu okuyanlar anlayabilir ve ben Livaneli kitabı okurken kendi gözümde daha kıymetli oluyorum. Konstantiniyye Otelini okumaya başlamadan önce okuduğum son Livaneli kitabı Gölgeler'di ve orada bu kitaba epey atıfta bulunmuştu Livaneli. Açıkçası Gölgeler'den sonra Livaneli okumaya bir parça ara vermiştim çok içime sinmediği için. Ama keşke daha önce okusaydım diyorum şu an. Çünkü Livaneli tüm tuşlara basarak bölüm geçmeye çalışmış gibi yıllarca heybesine doldurduğu tüm anekdotları yazmış kitaba. Roma döneminden Bizans'a, Osmanlı'dan yazarlara, tarihi eserlerden şehir efsanelerine binbir türlü bilgi var kitapta. Öyle ki yer yer arama yaparak kitaba ara vermek durumunda kaldım. Kitap Zehra isimli karakterin bir davette bayılması ile başlıyor ve neticede aynı akşamın sonunda nihayete eriyor. Fakat arada anlatılan envaiçeşit hikaye ve karakter var. Bu kadar hikaye ve karakterin birbirlerinden kopmadan derli toplu ilerliyor bunun için bile önünde saygıyla eğilirim. Doğan Kitap tarafından basılan eser 480 sayfa ve 34 TL. Okumayı unutmayın.

Gölgeler | Zülfü Livaneli

Kitap bir kurgu içeriyor. Tamam her kitap bir kurgunun üzerine kurulur ama bu kurgunun da kurgusu. Okumayanlar yahut duymamış olanlar için şöyle açıklayayım; taaa Kanuni'den Ülkü Tamer'e kadar mahlası olan yazarlarımız, şairlerimiz var bu kitapta. Mahlasların kendi aralarındaki sohbeti okuyoruz. Kimi yazdığı bir paragraftan atıfta bulunuyor kimisi şiirinden... Aralara da serpiştirilmiş müthiş illüstrasyonlar var (illüstrasyon kelimesini tek seferde doğru yazdığım için kendimi alkışlıyor ve omzuma öpücük konduruyorum). Fakat... Zülfü Livaneli kitaplarını yeni okumaya başlamış birisi olarak kitap benim beklentimin bir tık altında kaldı. Ele aldığı hikayenin kurgusunu bu kadar net çizebilen bir yazarın bu kitabında son darbeyi bir türlü vuramamış olması beni bir parça tereddüde düşürdü yazık ki. Fikir mi hafifti yoksa anlatım dağınık mıydı bilemiyorum. Bir derleme olarak, yazarlardan kısa pasajları okuma fikriyle başarılı. Bu arada kitabı yazma fikri Konstantiniyye Oteli kitabından çıkmış. Ben o kitabı okumadım, okusaydım farklı olur muydu, belki. Konstantiniyye'yi okuyan biri olursa ve bu kitabı daha sonra okursa fikrini paylaşırsa sevinirim. Doğan Kitap'tan çıkan eser 112 sayfa ve 29 TL.

Leyla'nın Evi | Zülfü Livaneli

Livaneli'nin okumak isteyip Selçuk Üniversitesi Kitap Fuarı sayesinde edindiğim kitabıydı Leyla'nın Evi. İçerisinde birbirlerinden haberdar olmayan fakat bir şekilde yolları kesişen birkaç karakterin hikayesini okuyoruz. Kitabın akışını az çok kestirebiliyorsunuz, yalan yok. Öte yandan karakter tahlilleri ile çizilen profiller o kadar net ve gerçekçi ki elle tutup gözle görecek kıvama geliyor okurken. Yalnızca okumadım izledim, dinledim sanki olayları. Yalnızca profil olarak kişilerin değil Osmanlı Devletinden yakın geçmişe kadar olan dönemdeki toplumun da fotoğrafını çekip çat diye önümüze koyuyor. Tüm gerçekliği ile... Bir de düşündüren tarafı oldu kitabın, aslında asıl metin olmamasına rağmen bile! Diyor ki Leyla'nın Evi; her gelen medeniyet geldiği yerdeki medeniyeti kovup kendisi yerleşiyorsa, işgalci midir yoksa oranın yeni sahibi mi? Kitapta Rum bir komşusu var karakterlerden Yusuf'un. O diyor ki vaktinde Osmanlılar nasıl Rumların elinden İstanbul'u aldıysa, Kürtler de onların elinden aldı. Hatta bu fikrini de mezopotamyaya çevirme fikriyle destekliyor. Kitapta üstüne en çok kafa yorduğum bu oldu galiba. Livaneli'nin dilini, tarzını, üslubunu zaten çok seviyorum. Daha sonra tiyatroya da uyarlanmış keşke izleme fırsatım olsa diye düşündüm. Çenem düştü, toparlıyorum. Doğan Kitap'tan çıkmış 284 sayfa ve 28 TL. Okumak için beklemeyin. Livaneli'nin kıymetini kaybedince anlamayın. Takdir edebilecek şansınız varken takdir edin. O K U Y U N!

Elia ile Yolculuk | Zülfü Livaneli

O kadar keyif aldım ki bu kitabı okurken, bunun bir tarifi yoktu. Roman desen değil, öykü desen değil, hatıra türünde tarihe düştüğü notlarla Elia Kazan ile olan dostluğunu anlatmış Livaneli. Benim okuduğum ilk anı türündeki kitabı. Hep kurmaca karakterlerini okudum ama Elia, doğduğu şehir ve ülkenin şartlarını yansıtırcasına öyle şahsına münhasır bir karakter ki kurmaca, roman, öykü karakteri olarak satılsa asla yadırganmazdı. Elia'nın Livaneli'nin hayatından geçerken dokunduğu yerler kadar Livaneli'nin kendi hayatından sergilediği pasajlar da dikkat çekici. Bilhassa üniversite döneminde bir süre hapishanede geçirdiği günleri okurken etkilenmemek elde değil. Ülkede 50 yıldır, 100 yıldır her şeyin kötü bir şaka gibi kendini tekrar ettiğini görmek gerçekten tarihin tekerrürüne tanıklık etmek tuhaf bir his. Bir de değinmem gerekiyor kitap başlarda akmıyor gibiydi. Sonra bir açıldı ki Elia'nın hikayesini ve Livaneli ile yaptıkları yolculuğu sabırsızlıkla okudum bir çırpıda. Damakta bıraktığı o kırık dökük tat için bile okunur. Son olarak Kutlukhan Perker, boyalarına sağlık canım onlar negzel illüstrasyonlar... Kara Karga Yayınlarından çıkan kitap 120 sayfacık ve 18 TL. Okuyun.

Kardeşimin Hikayesi | Zülfü Livaneli

Bunu okuyan çocuk kör oldu. Son 100-150 sayfayı neredeyse gözümü kırpmayarak okudum. Tahmin ettiğim, kestirdiğim noktalar olmadı mı oldu. Katilin kim olduğundan ziyade Ahmet/Mehmet ilişkisini anlamış gibi olmakla birlikte bağlandığı nokta sürpriz oldu. Fakat kitabın bu kadar yükselmesi, itiraf etmem gerekirse, beklentimin epey üstündeydi. Sürükleyici bir kitap olmasını sonundaki bilmece ile süsleyip cevabı bulunca ağzım açık kaldı kelimenin tam manasıyla. Spoiler vermeden kitapta bana en çok geçen duygunun bağlılık olduğunu ve karakterlerin TAMAMININ bağlılıklarının korkutucu derecede kör kütük oluşu beni müthiş endişelendirdi. Acaba sevdiğim insanlara karşı ben de bu kadar kör bağımlı mıyım sorusunu kendime yöneltmeme sebep olan kitabın hemen üstüne bir Livaneli kitabı daha okuma isteği var içimde şimdi. Ama elimde kalmadığı için ve bir süre kitap alışverişi yapmama detoksuna girdiğim için araya başka kitaplar girmek durumunda. Özetle, okuyun. Bir de dileğim var. Bu kitap film olmaz inşallah. Olmasın nolur. Doğan Kitaptan çıkan eser 330 sayfa ve satış fiyatı 23 TL.

Serenad | Zülfü Livaneli

Okuduğum 2. Zülfü Livaneli kitabı. Konya'ya geldikten bir süre sonra kitap fuarına gitme fırsatı bulmuştum. Oradan edindiğim kitaplardan birisiydi. Kitapta Alman asıllı bir profesörün İstanbul'a konferansa davet edilmesiyle başlayan hikaye geçmişten günümüze tabiri caizse "bir İstanbul masalını" anlatıyor. Acı, can yakan, yer yer aklınızla oynayan ama nefis bir kitap. Daha çok Livaneli kitabının kitaplığıma girmesini gerektirdiğini hissettim okuduğum her sayfada. Beni çok üzdüğü yerler oldu. Kalbimi acıttığı yerler. İnsanların yaşadığı, doğduğu, büyüdüğü coğrafyanın insanın kaderi olduğunun altını çiziyordu Livaneli. İkinci Dünya Savaşının dünyaya hakim olduğu ve taraflı tarafsız, kazanan kaybeden herkesi etkilediği o günlerde farklı coğrafyalarda farklı kadınların yurtlarından ve sevdiklerinden koparılmasından bahsediliyor yer yer. Kitapta hayatı anlatılan 4 kadından beni en çok etkileyen açık ara Nadia'ydı. Faşizmin Almanya'da kol gezdiği dönem olan Hitler döneminden kurtulamayıp ömrünün en mutlu geçirmesi gereken günlerinde bir gemiye kapanması beni çok yaraladı. Son 10-15 sayfayı gözlerim dolu dolu okudum. Canım Livaneli. Umarım kalbime dokunmaya devam edersin. Doğan Kitap'tan çıkan eser 484 sayfa ve satış fiyatı 33 TL. Okuyun.

Huzursuzluk | Zülfü Livaneli

Okuduğum ilk Zülfü Livaneli kitabıydı diyerek başlamak istiyorum. Artık ayıp diyerek ilk gördüğüm kitabını attım sepete. Gelir gelmez de okumaya başladım. Kitap, IŞİD sebebiyle yaşadığı yerden ayrılıp Amerika'ya giden ve orada hayatını kaybeden Hüseyin'in, çocukluk arkadaşı gazeteci İbrahim tarafından anlatılışını okuyoruz. İbrahim, Hüseyin'in yaşadıklarını adım adım takip ediyor ve Livaneli, İbrahim ile birlikte günümüzün birçok acısına; sığınmacılara, işkence edilip öldürülenlere, kendi ülkesindeki savaştan kurtulup yabancı bir ülkede de yaşama savaşı verenlere değiniyor. 

Açıkçası bu kitabı okuyana kadar içimdeki milliyetçi sürekli aynı soruyu soruyordu: "savaş bile olsa, vatanını nasıl terk edebilirsin?!" Her durumu kendi içinde değerlendirmek yerine kendi içimde değerlendirmek gibi kötü bir huyum var. Bu kitapla o huyum biraz törpülenecektir diye umuyorum. Kimseyi yargılamak kimsenin haddi değilmiş çünkü, okuduklarımdan sonra bunu gördüm özellikle... Çok da ayrıntıya girmeyeyim ki siz de okuyun, mutlaka okuyun. Ben mi? Ben diğer Livaneli kitaplarına süzülmeye devam edeceğim. 160 sayfalık kitabın D&R fiyatı 15 TL.