Şampiyonlar Ligi vol.7

Şimdi yukarıda Allah var, şahsen çatır çatır oynayıp 2 farklı kazanmak suretiyle Londra'ya gitmeyi ve ordan da United ile eşleşip yarı finale yürümeyi hayal ediyordum. Kurduğum hayaller değişti mi? Tabii ki hayır! Biraz daha zor olacak ama güzel olacak, hissediyorum. Maça başlanan kadro şahsen beni şaşırtmıştı. Şaşırmakla kalmayıp golü erken yediğimiz an kızmaya da başladım işin kötüsü. Fakat Mancini Allahtan yaptığı hatayı kabul ederek Yekta'yı oyuna almakta gecikmedi. Maçın kırılma anı oydu. Kalan 60 dakikada Chelsea'ye havlu attıracak kadar iyi bir Galatasaray vardı sahada. Bir gol attı saymadılar, bir gol atacaktı direğe takıldı, artık üçüncü pozisyonda Chedjou sağolsun; yine bir Şampiyonlar Ligi maçında yine korner golünü atarak takımı 1-1'lik beraberliğe taşıdı. Sonuçta maç da 1-1 bitti. Şimdi 18 Martta Londra'da maç. Bakınca skor avantajı bizde. Yani 0-0 ve mağlup olmak dışındaki tüm skorlar Galatasaray'ımın işini görüyor. Gönlümden geçen ilk yarı 0-0 bitsin, ikinci yarının ortalarında (65-75 dakikalar arası) bir gol bulalım ve otobüsü kalenin önüne çekip maçın bitmesini bekleyelim. Sonra da kurada Manchester - Olimpiakos eşleşmesinin galibi gelsin diye dualar edelim. Hadi be Galatasaray güldür yüzümüzü! Yürüyedur GALATASARAY!

Günlerden Galatasaray vol.22

Adım adım ilerlemek önemli olan. Geçtiğimiz hafta oynanan Antalyaspor maçından sonra ilk adım lidere yaklaşmak değil, bir önümüzdeki takım olan Beşiktaş'ı alaşağı etmekti. Tamam bak, kabul. Hepimiz içten içe "la bu Chelsea maçı nolacak acaba" diye merak ederek izledik maçı dün. 2. de olsan, 3. de olsan nasılsa Şampiyonlar Ligi'ne gideceksin kafası yerleşmiş ya kafaya, şampiyon olursak pastamızın frambuazı olur (çilekten daha çok severim, üzgünüm) diyoruz. Öyle ki maçın geneline baktığımızda iki takımın da birbirine üstünlük sağlayamadığı manzarası ile karşı karşıyayız. Penaltıdan Selçuk'un bulduğu gol olmasa, belki berabere bitecek ve dün akşamki oyunla kimse de nasıl berabere kalırız diyemeyeceğiz. Takımda gözle görülür bir durgunluk var 2-3 maçtır. Umarım Chelsea maçına yansımaz bu durum. Her olumsuzluğa rağmen, yine en güzel şey Galatasaray. 

Yürüyedur GALATASARAY!

ps: Der ki marşlardan birinde "başarılar gelir geçer, asaletin bize yeter" bu marş dün gece vücut buldu. Semih Kaya, Galatasarayımızın gözbebeği. Dün akşam adına yaraşanı yaptı. Kornere giden topun korner olduğunu algılayamayan 5 (BEŞ) hakemin karşısına dikilip, hocam ayağıma çarptı dedi. Adamlığını yine ön plana koydu. Helal olsun aslanıma!

Günlerden Galatasaray vol.21

Dün maç başlamadan evvel, günümün kötü geçmesi sebebiyle de olabilir, maça dair hiçbir heyecanım yoktu. Oysa bünye 3 günde 1 maça alıştığından sabah bugüngünlerdenGalatasaray diye uyanmıştım. Maç başlarken ise poker face ile izlemeye başladım. Burak hemen maçın başında golü atınca, "içindeki kötülükleri sal Serap" dedim ve biraz gevşedim. Lakin tek gevşeyen ben değildim. Futboldaki en büyük kabusum maç izlerken bi futbolcunun sakatlığını canlı canlı görmektir. İkincisi ise, ilk golü bulduktan sonra sahasına kapanan ve savunma ağırlıklı oynayan takımı desteklemektir. Dün twitter'da da dedim. Allah 1-0'a yatan takımın belasını versin. Bu benim takımım bile olsa... Yenilen iki golün ardından maç 2-1'e geldi. Hastası olduğumuz, gönlümüzün sahibi olan adamlar sahada yürüyorlar artık. Oynamayı, savaşmayı falan bıraktım bak, adam koşmuyor, yürüyor ya! Tam dedim ki, tamam maç bitti, Beşiktaş maçından önce puan kaybı gelecek. Bi anda Umut gol attı. Gazete manşetleri gibi söylemek gerekirse; Umut'umuz oldu. 2-2'lik biten maçın ardından puan farkı maalesef yeniden 6. Deplasmanda 11 maç yapılmış, yalnızca 3'ü kazanılmış, biri Olimpiyat'taki maç. Bu çok kötü bi istatistik ve Galatasaray'ın neden liderlikten uzaklaştığının da göstergesi bence. Yine de yürüyedur GALATASARAY'ım!

ps: Bu fotoğrafı atmazsam tabii ki olmazdı!

Günlerden Galatasaray vol.20

Takımın böyle hiç gol atmamış gibi yada bir gol daha atarsak şampiyon olacakmışız gibi arzulu oynaması beni benden alıyor. Galibiyetin şifresini uzaklarda aramaya gerek yok. Zira yukarıdaki gif bile galibiyetin sebebini anlatıyor. Kim bilir belki de sezon sonunda başka güzel şeylerin de habercisi olacak. Üçüncü golde tee kendi kalesinden çıkıp gelen ve şu sevince katılan sevgili kedimiz Nando Muslera'nın mutluluğuna bile Galatasaray'ı şampiyon yapardım ben olsam. Şimdi düşündüm de ben bile şu anki federasyondan daha tarafsız olabilirdim aslında beyler. Neyse Eskişehir maçının gollerini Burak, Chedjou ve Umut attı, büyük olan, Bulut olan. Maçın son dakikalarında gelen gol, takımın 2-0'a ve 90 dakikaya rağmen maçı ve savaşmayı bırakmadığının göstergesiydi. Bu maçın en arzulu oynayanı bence Sabri'ydi. Gol sevincinde kafayı yarması dahil, galibiyeti ne çok istediğini ispatlıyordu. Farkı 4'e indirip bombayı Fener'in kucağına bıraktık. Ben bu satırları yazarken onlar maçlarını oynuyorlar. 0-0 berabere devam eden maç sonucunda inşallah puan farkı hala 4 olur. Sen yürüyedur GALATASARAY'ım sezon sonunda önündeki sayı kaç olursa olsun biz seninle hep gurur duyacağız!

Gittim, gördüm, gezdim {Beypazarı}

Blogu canlı tutmak, gezip görme isteğimi içime atmamak amacıyla, iki arzum da birbirini gazlasın diye, yeni bir seriye başlıyorum arkadaşlar. Artık hayatımın yetişkinlik evresine ufak ufak ilerlerken günlerimi çok gezen mi çok okuyan mı sorusuna cevap arayarak geçirmek istiyorum. Her fırsatta bir yerlere gitmek, yeni deneyimler yaşamak istiyorum. Bu kararı geçtiğimiz eylül ayında almış ve kararımın neticesi olarak Beypazarı'na gitmeye niyetlenmiştim. Konya'dan bir arkadaşım beni ziyarete geldi. O, kardeşim ve ben cumartesi sabahı yola çıktık.

Günlerden Galatasaray vol.19

Hafta rakibin puan kaybıyla başlamış, sen yeni transferler bi yandan kupa mesaisi öbür yandan sıkıştırıyorsun kendini. Rakip Bursaspor. Zaman zaman beraberlik yeter dediğin 5. büyük olan Bursaspor. Gerilmeden çatır çatır oynayıp maçı alman şart. Birçoğumuz istemeye istemeye de olsa tek farklı bitse yeter diyoruz. Fit olmaya hazırız. Ama sen çıkıp "ey tanrım bana 3 tane, 3 de yetmez 5 tane, 5 de yetmez 6 tane" diyorsun. Ne güzel oluyorsun istediğinde. Bizi ne çok mutlu ediyorsun. Maçın ilk yarım saatinde bulunan 3 gol takımın rahat oynamasına sebep oldu. Ama maçın en kritik ve bence galibiyeti getiren noktası; takımın attığı her golden sonra 0-0 devam ediyormuşçasına baskılı oynaması ve sürekli gol aramasıydı. Aradığım, beklediğim, yüreğimin çarpmasına neden olan takım bu işte. Maç esnasında dualar okuyarak, maşallah çekerek izledim. Kalan 14-15 maçı da böyle net oynayalım. Rakip ister kaybetsin ister gidip şampiyon olsun. Böyle ilerleyen takım bir şekilde başarır ne de olsa. Maçın gollerini atan canım Sneijder, sevgili Eboue, değerli Drogba ve ciğerimin köşesi Selçuk'umun ayaklarına sağlık. Sol bek görünümlü kaptan Sabri'ye, Mancini'nin oğlu Ceyhun'a, kedilerin en aslanı Nando'ya tüm kalbimle teşekkürler. Yine de bu maçın adamı kalbimin Brezilya köşesi Melo olsun. Nice 100 maçlar oynasın bizle. Her maçını heyecanla, aşkla bekleyelim. Yürüyedur GALATASARAY'ım. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...