Diyemedim ya la!

Kadınlar dilin ve konuşmanın icat olunduğu günden bu yana (dilin icat olunması?!) sürekli konuşmuşlar. Sormuşlar. İrdelemişler. 3. çoğul şahıs zamiriyle bahsediyorum kadınlardan ki kendimi kurtarma çabası içine girmiş olayım. Zira evet, beni tanıyan bilir çok konuşurum. Keyifli olduğumda, etrafımdaki insanları seviyorsam, o an mutluysam, ÇOK konuşurum. Susmam pek iyiye delalet değildir özetle. Ama konumuz bu değil. Takılın peşime...

ben, kendim ve rahat batmalarım

İnsan bile bile lades der bazen demiş şair. Böyle bir şair olmayabilir, ama ola da bilir. Ben bu şairi hiç okumamış bile olabilirim. Dolayısıyla yazdıysa da bilmeyebilirim. Ama böyle bir laf var: insan bile bile lades der. Ben dünya bile bile lades diyenler şampiyonuyum. Her türlü kalp kırığımı eşeleye eşeleye kanatırım, kanayacağımı bile bile bak... Geri dönmemem gerekiyor ya, inadına geri dönerim, cinayet mahalline dönen katil gibi, ahtapotun vurula vurula öldürülmesi gibi tekrar tekrar kendimi öldürürüm. Dertleşme modundayım gelin.

Günlerden Galatasaray vol.19

İçimde bi sıkıntı... Bu takım niye böyle oldu? Nasıl bu hale geldi? Çok değil, 1 sene önce burada uçuş uçuş izliyorduk. Şimdi gördüğüm manzaraya şaşırıyorum. 2 golde de insan gibi sevinmedim neredeyse koltuk tepesine çıkacaktım. Sonra devre olmadan ikinciyi yedik. Sonra da üçüncüyü... Maçın iki golü Burak ve Wes'ten geldi. Muhtemelen Burak'ın son maçıydı bu maç. Söylenecek başka bir şey var mı, düşünüyorum, bulamıyorum. Takımın hak ettiği bu muydu, bilmiyorum. Ama senin, benim, bizim, Galatasaray'ın hak ettiği bu takım değil, en azından bu oyun değil...

Ferhan Şensoy | Eşeğin Fikri

Uzun süredir Ferhan Şensoy'un bir kitabını alıp okumak istiyordum. Ama itiraf etmek gerekirse bu fikrin içimde daha da alevlenmesinin müsebbibi Aydemir Selçuk'un Mahalleden Arkadaşlarıdır. Eşeğin Fikri, Ferhan Şensoy'un kendi hayatından cümlelerle kısa kısa anlattığı hikayeleri içeren bir kitap. Her hikaye maksimum 4 sayfa sürüyor ve istemsizce tebessüm ederek okuyorsunuz her sayfayı. Bana okumaktan ziyade sanki Şensoy ile sohbet ediyormuşum gibi bir his verdi. Sanki okurken kendi iç sesim değil, onun sesi, onun yorumuydu kulağımda yankılanan... Şairane bir anlatımla kitabı sattığıma bakmayın, bildiğin Ferhan Şensoy işte. Güldürürken sövdürüyor ama keyifli bir sövüş bu. Eğlenceli. Beni mutlu etti. Bir kitaptan başka ne beklersin ki? Kitapta en keyif aldığım yerler çok net olarak çocuklarla ilgili yaptığı tespitler; "çocuk bir soru soruyor sen inek gibi bakakalıyorsun" benim en çok güldüğüm cümlesiydi. Kitap 157 sayfa D&R fiyatı 15 TL. Okuyun.

Ekşın! Bizim Yunus

Devlet Tiyatrolarının sitesinden bilet düşürebildiğimiz bir oyunla daha karşınızdayım. Stüdyo Sahne'de (ki şimdiden favori mekanım oldu), Bizim Yunus oyununu izledik geçtiğimiz pazar. Okan Şenozan'ın tek başına oynadığı oyun beni en çok etkileyen performans oldu. Tek perde üzerinden 1 saat süren oyunda Okan Şenozan istasyonda ray bekçiliği yapan Adem Çavuş karakterine hayat vermiş. Yunus Emre'den, Hacı Bektaşi Veli'den hikayelerin, Yunus'la ilgili şiirlerin bestelerle söylenmesinin verdiği hazzı tarif edemem. Zaten ucundan kıyısından sufizmin içine girdiyseniz hemen kayboluyorsunuz. Salonun bile havası böyleydi. Mevlevi Dervişlerinin semaları gibi bir şeyler de hissettim ben izlerken. Okan Şenozan'ın başta koyu renkli bir ceketle çıkması sonra o ceketin çıkıp beyaz gömleğin üzerinde kalması falan yamulmuyorsam "hamdım, piştim, yandım" diyen ayinlere göndermeydi. Ankara'daysanız ve hafta sonu ne yapsam diye düşünüyorsanız langır lungur avm gezeceğinize gidin şu oyunları izleyin. Son söz oyunun broşüründen tabii ki;
Sormuşlar Derviş’e, Hayat nedir? Demiş ki Derviş; Hayat gelip geçen bir gölgedir, hayat bilmecedir. Attığın her adım bir hece, çözene gündüz, çözmeyene gece. Peki sevgi nedir? Derviş; Gönül sevdiğini bulmuş ise başkasını anar mı hiç. BEN ve SEN gafletini aşıp BİZ olanların rızkıdır AŞK… Tekrar sorarlar, bu şiirleri nasıl yazıyorsun böyle..? Derviş cevap verir; Aklımda sevdiğim olunca kelimeler gökten düşüyor yüreğime. Evreni tanımak istiyorsan onu yeniden içinde kurman gerek, Yûnus gibi…

Kocan Kadar Konuş: Diriliş | 2016

Tek sevdiği yıldırım Murat Yıldırım olan bir hanım kızım. Ezgi Mola'nın Demet Akbağ'ın varisi olduğunu düşünüyorum. Kocan Kadar Konuş'un ilk filmini de izlediğim için ikinciyi de gittim sinemada izledim. Özet geçmem gerekirse çok eğlendim ve filmin neredeyse tamamını gözlerim dolu dolu izledim. Aynı anda hem güldüm hem duygulandım. Bir romantik komediden başka ne beklersin ki?! Öyleyse başlıyorum.

Günlerden Galatasaray vol.18

Adım adım gitmek lazım, bilhassa bu sezon... Zira 10 puan gerideyiz. Olur mu? "hayat, neden olmasın..." Ben pembe pembe rüyalara dalmadan maça geçeyim. Devrenin ilk maçında Sivasspor'u konuk ettik. Maçın henüz başında bulunan gollerle kopardık maçı. Daha fazla gol atılabilirdi. Burak'ın biraz daha aktif olması lazımdı bunun için. Burak akşam ıslıklandı ve ben bununla ilgili konuşmak istemedim. Çünkü dün geceye damgasını vurmasını istediğim şey bu değildi. Takımın haftalar, maçlar, çok çok rakipler sonrasında ilk kez "iştahını" görmüştüm ve bunun damga vurmasını istiyordum. Yada Sinan'ın damgasını vurmasını istiyordum. Poldi'nin yokluğunu öyle güzel değerlendirdi ki... Bir gol attı ikincisini Burak atsın diye atmadı. Sinan beni Arda'dan sonra en çok heyecanlandıran futbolcu. Allah kötü gözden esirgesin. Diğer iki gol ise iki penaltıyı gole çeviren Burak ve Selçuk'tan geldi. İnşallah dün akşam olanlar dün akşamda kalır takım da taraftarlar da ileri bakar. Yürüyedurun aslanlarım!

Nadide Hayat | 2015

Fragmanını izlediğimde sempatik bir film bekliyordum. Filme bir de Çağan Irmak dokunuşu gelecekti ve film çok güzel olacaktı. Gel gelelim biz planlar yaptık yukarıdakiler de güldü sanırım bu durumda. Çünkü müthiş "Çağan Irmak dokunuşu" film boyunca gelmedi, gelemedi. Fragmanda Demet Akbağ diyor ki "bu hayat benim ama yarısını başkaları için yaşadım" bu sözden hareketle diyebilirim ki, bu film Çağan'ın ama yarısını sosyal mesaj vermeye harcadığı için film "Çağan Irmak filmi" olamamış. "Çağan Irmak filmi izleyeceğim" kafasıyla gitmezseniz keyifli bir iş. Çok arada kalmışım, öyleyse bir özet geçeyim ben.

Rüyalar gerçek oldu

"Bayrampaşa'daki her çocuğun hayali Galatasaray'da oynamaktır. Galatasaray formasıyla sadece bir maça çıkabilmektir. Ama demek ki hayalin de ötesi varmış. Şu an hayalini kuramadığım şeyleri yaşıyor, aklımın yetmediği durumların içinde bulunuyorum. Eğer yetenekliysen ve çalışıyorsan bir şekilde bunlar gerçekleşiyor. Bunun için her zaman şükrediyorum. Güzel bir kariyere, güzel bir çocukluğa sahiptim ve şimdi de onun keyfini sürüyorum."

Ne kadar gurur duysak az. 
Sen şampiyon olacaksın,
Seni sevmeyen ölsün! ÖLSÜN :)

Bide formalar pazardan Allah korusun nazardan.

30'a 1 kala...

Daha 28 yaşındayım demeye bile alışamamışken bugünden itibaren 29'um demeye başlayacağım. Ölüyorum anlasanıza!

Şaka bi yana her doğum günümde olduğu gibi bu doğum günümü de Kenancığımın Rüzgarı ile kutluyorum. "Her yaşın bir güzelliği var, en güzel çağımdayım...."
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...