Yılbaşında televizyonda ne var?

Kabus gibi geçen 2016 yılını noktalamanın huzuru içerisindeyim. 2016'da ne çok ayrılık yaşadık ne çok üzüldük. Gelen gideni aratmaz inşallah ama kendi adıma sürprizli sonunu sevmiştim 2016'nın. 2017'nin de böyle devam etmesini isterim şahsen. Neyse, 2016'nın vedasını evde televizyonla yapmayı düşünenlere program çıkarma hizmetimiz yine karşımızda! Hadi başlayalım.

Veda olmayan veda

ps: Çok ağlak olmasın diye bir hafta sonra gelen yazı...
Günlerce süren vedalaşmaların ardından Ankara maceram sona erdi. 4 sene kaldığım ev, arkadaşlarım, dostlarım, canımın içerileri ve ona veda etmek, Allah daha büyüğünü yaşatmasın, bugüne kadar yaşadığım en zor vedaydı. Aslında mavişim haklıydı sanırım. Hızlı ve acısız bir veda yaşamam gerekirken ahtapot öldürür gibi başımı taşlara vura vura dalga dalga yaşadım acıyı. İnsanların kanısı ortaktı, "kimseye çok bağlanma, her şey geçici" haklıydılar belki. Ama ben hayatımın hiçbir döneminde bağlanmamayı beceremeyen ben, yine acıyı üstlenen oldum. Dramatize etmek yada drama queen olmak değil amacım. Yine de veda yemeğinin yendiği cuma akşamı haricinde, bide kimse bilmesin pazartesi sabahı, ağlayarak gerçekten benden beklenmeyecek olgunluk gösterdiğim için kendimi kutluyorum. Ankara vedam, How I Met Your Mother'ın vedasındaki Lily gibi oldu. "Sarılmak hiç yetmedi" Söz veriyorum, en az ayda bir tüm cadılığımla oralarda olacağım. Hepinizi seviyorum ciğerparelerim 😘 

Günlerden Galatasaray #16

Alanya maçı elbette kriter değil, kabul ediyorum. Gel gelelim averajınızı yükselttiğiniz her maç kendi içinde önemlidir. Bilhassa üsttekiler puan kaybettiğinde. Galatasaray şimdi ikinciyle puan farkını ikiye, birinciyle puan farkını üçe düşürdü. Geçen hafta Osmanlı deplasmanından puanla dönseydik son maçta liderdik. İki maç önce diğerlerinin fikstürü bizimkine göre daha zor demiştim. Eğer Osmanlı maçında statta olabilseydim gönül gözümle o maçı da aldırırdım 😁 Şaka bir yana, Galatasaray dün akşam Alanya'yı 5-1'lik bir skorla geçti ve aradan önce moral depoladı. Şimdi ikinci devreden önce sakatlar toparlanacak ve bu 2 haftalık ara bize yarayacak inşallah. Goller DeJong, Sneijder, Eren, Josue ve rakibin kendi kalesine atmasıyla geldi. Başta dediğim gibi bu tarz maçlar elbette kriter değil, fakat 3 puan, hele ki gollü 3 puan her zaman yeğdir. Yürüyedurun aslanlarım!

Günlerden Galatasaray #15

Galatasaray Ankara'da, ben Ankara'dayım (hala) ama bir araya gelemiyoruz. Bu defa kısmet değilmiş. Galatasaray, Osmanlıspor ile 2-2 berabere kaldı pazar akşamı. Hissettiğim ruh daralmasının tarifi yoktu maçı izlerken. Ha yedik ha yiyeceğiz derken 1-0 öne geçtikten sonra 2-1 mağlup duruma düştük. Hemen reaksiyon vermesek mağlubiyet kaçınılmaz. Takımdaki tatsızlığa bir de kötü saha eklenince takım tespih tanesi gibi dağıldı. Maçın daha 3. dakikasında Yasin ile golü bulunca ben kolay geçer sanmıştım. Takımın golü bulduktan sonra geriye yaslanma alışkanlığı kazanması çok kötü oldu ki bence futboldaki en kötü taktiklerden birisi bu, ofsayt taktiğinden bile kötü. Bi minik parantez de Semih'in golüne açayım. Santradan sonra ceza sahasına yaklaşıp Bruma'ya pası atacağı yere kadar gösterip tertemiz bir vuruşla (takımdaki forvet olabilecek 3 adamın yapamadığı) topu ağlarla buluşturdu. Sarı Semih, senle ilgili gönlümde çok güzel hayaller vardı, nolur o hayallere daha da yaklaş! Neyse, vardır bunda da bir hayır diyelim giden 2 puan olsun. İnşallah son 2 maçı kayıpsız kapatır ve biraz daha zirveye yakın oluruz. Yürüyedurun aslanlarım!

Günlerden Galatasaray #14

Üsttekilerle puan farkı 3 birer galibiyete bakar inşallah.
Hayatımda ilk kez bir maçı beklerken gözyaşlarıma hakim olamadım. Tribünlerin çevik kuvveti çağırması, yapılan tezahüratlar, polislere verilen karanfiller, Selçuk'un polisi alıp tribüne götürerek alkışlatması... Maçın oynandığı gün itibariyle hepimiz kötüydük. Futbola odaklanmak zor oluyor böyle günlerde. Futbol sığınılan bi liman oluyor. Dünkü maçta da çok iyi değildi takım ama sonuca gitmeyi başardı. Yasin'in fırsatçılığı ile takıma kazandırdığı 3 golle haftayı kayıpsız geçtik. Yasin'in attığı gollerden sonraki sevinçleri de çok anlamlıydı.  Maçın adamıysa bence De Jong'du. Hırsıyla, tavrıyla ve duruşuyla tam bir Galatasaray futbolcusu bu adam. Yenilen tek gol var. Olsun, önemli olan sonuç. Şimdilik her şey sütliman ilerliyor Galatasaray'da. 

Fakat Müzeyyen Bu derin Bir Tutku | İlhami Algör

Filmini izledim, muhtelif sitelerde filmden yapılan capsleri görüp tav oldum, kitabı da olsun elimin altında dedim aldım. Kitap geldi, kutudan çıkardım, bi baktım incecik bişey. Erdal Beşikçioğlu gibi. Filmden uzak, metaforlar barındıran, filmden daha iyi, yazanın iç sesinden başka bişey okumadığımız, filmle alakası yok demiş miydim? Kapağının detayında canım Sadri Alışık var ki kitapta da bir bölümde Sadri Baba diye onun hayaliyle konuşuluyor. İncecik dedim ya, bi çırpıda bitti. Kötü çeviri, kötü imla, kötü yayımlanan İlahi Komedya'yı bitiremeyip arkasından hafta sonu iki kitap bitirmek resmen içimde yaz rüzgarları estirdi ılık ılık ohh. Bu kitabı okur musunuz bilmiyorum. Okumalı mısınız? Okuyun bence. Zaten vakit kaybı değil, vaktinizi de alacak bir kitap değil. Çünkü 64 sayfa ve D&R fiyatı da 8 TL. Gördünüz mü?

Senden Sonra Ben | Jojo Moyes

İlk kitabı okuduktan sonra bloga yazamamıştım, kitapta bi tutukluk vardı. Belki de benim kafamda eşleştirme sağlayamamamdı sıkıntı. Sonra filmini izledim. Emilia Clarke ve Sam Claflin isimli arkadaşların şahanelikleri ile kafamdaki bütün karakterler oturmuştu. İlk kez bir film kitabının önüne geçti. Sonra kafamda oturmuş yüzlerle bu kez yeni kitabı okudum. Will'in ölümünden sonra Loisa'nın yaşadıklarını okuyoruz. Sırf meraktan başladım, nasıl bağladı acaba diye içine çekiveriyor. Hastaydım, evdeydim ve 1,5 günde bitirdim. Yazar burada kitabın akıcılığına vurgu yapıyor. Kalbi ısıtıyor böyle kitaplar. En azından bendeki etkisi bu. Kitap Pegasus yayın evinden çıkma. Burayı biri görüyor olsaydı, şu yayın evinin kitaplarını okuma demedim mi sana derdi kesin. Ama kitap cidden çok iyi, çevirisiyle, imlasıyla, çok iyi. Ben seviyorum. 456 sayfalık kitabın D&R fiyatı 29,90.

Günlerden Galatasaray #13

Üsttekilerin hepsi berabere kalmışken buradan yürümek zorundaydı takım. Yürüdü de. Ne güzel olmadı mı? Hoca oyuncu değiştirmemiş, golden sonra konsantremiz bozulmuş, penaltı aslında penaltı değilmiş... Gönlümün efendileri çekip aldılar 3 puanı. Devre bitene kadar maçların hepsini kazansak, Beşiktaş'ın fikstürü Başakşehir'e göre daha zor. Bak iki maç kazandık yine puan hesapları başladı. Çünkü taraftarlık bunu gerektirir. Ne diyorduk, maç. Kasımpaşa maçını Poldi ve Bruma'nın golleriyle 2-1 kazandık. Nandocuğumun da bir penaltı kurtarışı vardı. Ohh tertemiz. Yürüyedurun aslanlarım! 😍
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...