After Life

Netflix'teki en iyi içerik nedir diye sorulsaydı, gözüm kapalı After Life derdim. İlk iki sezonun efsaneliğinden sonra üçüncü ve final sezonunu izlemeden derdim bunu hem de! Final sezonunu izledikten sonra ise kesinlikle emin oldum. Aksi iddia bile edilmesin bence. Aslında Sherlock falan var ama neticede Sherlock'u Netflix'te değil, her sene yılbaşında deli gibi bekledikten sonra izlediğim için tam olarak Netflix işi diyemeyiz o yüzden After Life kazanır, açık arayla hem de... Zaten ikisi de İngiliz, ikisi de bizden. Öyleyse diziyi biraz konuşalım mı? Evet!

Feminist Manifesto | Chimamanda Ngozi Adichie

Bir arkadaşı kızı olunca Adichie'den kızını yetiştirmek için kendisine yol göstermesini ister. Adichie de 15 maddelik bir liste hazırlar. Gerekçeleri ile, açıklamaları ile ve hatta örnekleri ile...  TedX konuşmacısı ve bu konuşmadan bazı bölümleri de kitaba dahil etmiş yazar. Dili gayet basit ve anlatımı da akıcı olduğu için genç kızlara, genç kız yetiştiren annelere, babalara ve daha önemlisi erkek evlat yetiştiren anne ve babalara okumalarını tüm kalbimle tavsiye ederim. Bilhassa kadınların kendilerini yetiştirmesi, bağımsız birer birey olabilmesi, vücut bütünlüklerine gelebilecek herhangi bir saldırı karşısında nasıl sesini duyurması gerektiğini bahsettiği bölümler benim için en kıymetli olanlardı açıkçası. Adichie, karşısına bir genç kızı almış dan dan dan altın değerindeki öğütlerini sıralamış adeta. Öyle kıymetli fikirler mevcut ki kitapta, bir nefeste okudum. Sabah başladığım kitap akşam olmadan bitti. Ortaokula giden bir kızı, ilkokula giden bir oğlu olan bir iş arkadaşıma okuması için verdim dilerim herkeste bende yaptığı etkiyi yapar dileği ile... İnsanlardan birini bile bu bakış açısına çevirebilirsem kâr görürüm çünkü. Kitabın bendeki baskısı Doğan Kitap'tan, 128 sayfa ve 32 TL. Mutlaka okumanızı öneririm.

Fikrimin İnce Gülü | Adalet Ağaoğlu

Adalet Ağaoğlu ile tanışma kitabım oldu. Kitap bir yol kitabı. 70'lerdeki malum furya ile Almanya'ya işçi olarak giden Bayram isimli bir karakterimiz var. Bayram öksüz, Bayram yetim, Bayram'ın tek amacı "yaptım, başarabildim" diyebilmek kendini büyüten insanlara... Almanya'da çalışmasını müteakip senelik izninde aldığı sarı mercedesi ile köyüne gitmeye karar veriyor. İşte kitabın yol hikayesi olması da buradan kaynaklanıyor. Eskişehir yakınlarındaki köyünden çıktığı zamanki Bayram olmadığını göstermek ister kendisini tanıyan tanımayan herkese. Sonuyla ilgili spoiler vermeyeceğim fakat gerçek bir sonu var kitabın. Bir "fairy tail" olmadığını söylemekte fayda var. Bayram'ın arabasına duyduğu derin aşk insana kendi arabasıyla arasındaki ilişkiyi sorgulatıyor açıkçası. Neyse teferruata girersem çenem düşecek. Bu arada kitap adını Bayram'ın Almanya'ya gitmeden önceki sevgilisinin hediyesi olan plaktan alınma. İlyas Salman'ın başrolünde olduğu bir de film çekilmiş kitaptan uyarlama. Lafı açılmışken şarkısını da çok severim. Kitaba dönecek olursak, Bayram arkadaşımıza yılın lüzumsuzu ödülünü veriyor ve uğurluyoruz. Kitabın bendeki baskısı Everest Yayınlarından, 312 sayfa ve 45 TL.

Doktor Ox'ın Deneyi | Jules Verne

Bilim kurgu türünden hoşlanmıyorum, biliyorsunuz. Bu kitap da bilim kurguya kaydığından mıdır yoksa fantastik kurgu gibi hissettirmesinden midir bilemedim sevemedim ben bu kitabı. Bir Fransız kentindeyiz, sosyopat bir doktorumuz var, kent sakinleri kendi halinde insanlar fakat bu doktor bir gaz salıyor meydanlardan kente ve herkesin sinir seviyesi yükseliyor. En yakınlar tartışıyor, yaka paça kavga edenler oluyor, kentin yöneticisi bile danışmanlarıyla gırtlak gırtlağa geliyor. Kitapta opera özelinde müzik terimleri verilmiş bol bol. Hikayenin içinde o opera bölümünü -birkaç sayfa- saatlerce okumaya kastırdım desem yeri. Sanırım en çok bunu sevmedim bu kitapta. Seveni vardır, beni açmadı diyeyim hadi. Kitabın bendeki baskısı İş Bankası Kültür Yayınlarından, 96 sayfa ve 9 TL.

Bizans'ın Fethi | Stefan Zweig

Zweig'ın
İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği Anlar kitabında birkaç sayfada İstanbul'un fethi anlatılınca çok sevmiştim. Sonra bunun başlı başına bir kitap olduğunu öğrendiğimde ise hemen kitabı edindim. Çünkü kitabı Bizans ile hiçbir alakası olmayan en sevdiğim yazar kaleme almıştı, İstanbul'un fethini bambaşka bir bakış açısıyla okuma fırsatı bulamamıştım ve son olarak külliyatının sonuna geldiğimi düşündüğüm Zweig'dan bir kitap daha okuma şansım olmuştu. Fakat hayal kırıklığı yaşadığımı söylesem yeri var. Bir kere daha önce okuduğum kitaptaki pasajın biraz daha gelişmiş hali, kesinlikle kitap havası yok. Bölümler birkaç sayfa ve arasında boş sayfalar geçiyor, bir de bölüm başlarında tam sayfa resimler falan var, bazı yerlerde de Zweig, Fatih'ten biraz kötü bahsediyor galiba ona kızdım ben asıl. Neyse, neticede öyle alınsın okunsun bir kitap değil ama en azından farklı bir bakış açısından fethi görmek maksadıyla denenebilir, öyle boş bir zamanda falan... Bendeki baskısı Everest Yayınlarından, 94 sayfa ve 23 TL.

Mutluluk | Zülfü Livaneli

Hiç adıyla bu denli çelişen bir kitap okumamıştım. Kitap boyunca mutluluğu aradım durdum adeta. Kitap öncelikle müthiş bir kurgu barındırıyor. Kitaptan kopamıyorsunuz. Olay örgüsünde bir boşluk bulmak güç. Anlatım dili tüm Livaneli kitaplarında olduğu gibi yalın ve akıcı. Kitabın ne kadar çarpıcı olduğunu şuradan anlıyorum; kitap tam 20 sene önce yazılmış ve bugün, yazık ki, hala aynı sorunlar güncelliğini koruyor kalp acıtacak şekilde. Ülke halen kutuplaşmaya devam ediyor, kadınlara halen tecavüz ediliyor, kadınlar halen bir şeylere kurban edilmeye devam ediliyor, terör hala bir sorun olarak karşımıza dikiliyor. Kitapta bunların tamamına bir temas var. Livaneli, tüm sorunlara dokunup geçiyor ve bu sorunlara dokunurken de kitabın olay örgüsünü ve ana konusunu ıskalamadan yapıyor. Üç ana karakterimiz var Meryem, amcasının oğlu Cemal ve Profesör İrfan. Başta birbirinden bağımsız bölümlerle ilerleyen bu üç karakterin hikayesi bir noktadan sonra birleşiyor ve tek hikaye olarak sürüyor. Okumayanlar için buradan sonrasını kesiyorum. Zira ben epey merak ettim okurken hem bu üç hikaye nasıl ortak bir payda üzerine toplanacak hem de nasıl birbirinden ayrılacak yahut nihayete erecek diye. Adettendir filminden de bahsedilir ya. Bu kitabın bir de filmi var fakat ben kitabı yeni okuduğum gibi filmi de izlemedim. İzlemeyişimin sebebi de Özgü Namal. Sevemedim şu kızı bir türlü... Kitabın benim elimdeki baskısı fotoğrafta gördüğünüz üzere Doğan Kitap, 392 sayfa ve 37 TL. Kesinlikle okumalısınız.