Günlerden Galatasaray #2

İlk maçın gazından sonra tüm arzum bu maçta statta olmaktı. Ama tüm hafta maç bileti çıkmasını beklerken elime geçen tek şey "seçtiğiniz blokta koltuk kalmamıştır" uyarısı oldu. Ben nasıl tüm hafta F5 yaptıysam, insanların da biletlerini bu şekilde almasını isterdim. 5 ve 13 yaşındaki iki yeğenimi bu maça götürememek beni daha çok üzdü. 
Maçın genelinde ilk haftadaki gibi Galatasaray hakimdi. Son 15-20 dakikadaki kondisyon düşmesini saymazsak nefis performans çıktı ortaya. Selçuk sonradan girmesine rağmen o bile sırıtmadı. Tertemiz paslar izledik bugün yine. Takım tempoyu yükseltmek istediğinde tık tık tık paslaşmaya başlıyor. Fatih Terim başımızın tacı ama Igor Başkanın bu işi kıvırdığını artık kabul etmemiz gerekiyor. Maçın gollerinin biri Maicon'a, biri Gomis'e, biri de Tolga'ya ait. Yürüyedurun aslanlarım!

Günlerden Galatasaray #1

Bismillahirrahmanhirrahim!
Bu maç için söylenecek hiçbir şey yok.
Veni, vidi, vici. Şükürler olsun.
SEN ŞAMPİYON OLACAKSIN, SENİ SEVMEYEN ÖLSÜN!

Nutuk | Mustafa Kemal Atatürk

Tarih 15 - 20 Ekim 1927, bundan tamı tamına 90 sene öncesi. Yer Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı. Mustafa Kemal, dönemin Cumhurbaşkanı, yeni ülkenin kurucusu. 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışından, yeni ülkenin, yeni Türkiye'nin kuruluşu ve Cumhuriyet temelleri üzerine inşa edilmesinin perde arkasını anlatıyor. Kitap 21 bölümden oluşuyor. Birinci Dünya Savaşından Kurtuluş Savaşına, meclisin açılmasından ilk anayasaya, Cumhuriyetin ilanına kadar her şeyi birinci adamdan, iyisiyle, kötüsüyle, yer yer telgraf metinleri yer yer haritalarla anlatıyor. Nutuk, birçoğumuzun ezberden bildiği ve "Ey Türk Gençliği, birinci vazifen Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir" ile başlayıp "muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" ile sona eren hitabesiyle kapanıyor. 

30 yaşındayım. Nutuk'u okuma olgunluğuna henüz erişebildiğimi düşünüyorum. Liseye giderken yada daha erken neden okumadığımın yanıtı da bu sanırım. Okumuş olsam, tarih olarak okuyacaktım. Bir ders gibi, ezber eder gibi, sınav olacak gibi... Gel gelelim şimdi tüylerim diken diken okudum. Ne engeller çıkmış ne acılar çekmiş, iç/dış nelerle muhatap olmak durumunda kalmış. Tuhaftır, aradan 90 sene geçmesine rağmen ülke hala benzer sorunlarla boğuşuyor. Dileyelim ki yeni Mustafa Kemaller yeni nutuklar yazmak zorunda kalmasın. Dileyelim ki Mehmet Akif'in tabiriyle bu cennet vatan uğruna kimse şehadet şerbetini içmesin. Huzur içinde yaşayalım dilerim. Kitabın bendeki nüshası Alfa Yayınlarından çıkma, 640 sayfa, 8,95 TL'den satışta. Gerekli olgunluktaysanız okuyun. Birinci adamdan dinleyin bir de bize yıllardır öğretilenleri. Ve asla unutmayın: "YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!"

Haşırt Dı Bilekbord | Zafer Algöz

Cem Yılmaz kitabın arka kapağına düştüğü notta der ki; "iyi çocuklar iyi işler yapar, Zafer Abim de hiç yaşlanmayan o iyi çocuklardandır." Gerçekten kitabın geneline Zafer Algöz'ün o "hiç yaşlanmayan çocukluk" fırlamalığı hakim. Geçtiğimiz hafta sonu yaptığım kaçamağa giderken almıştım yanıma güneşlenirken okurum diye. Gel gelelim suyun içinde kalmak daha tatlı geldiği için dönüş yolunda okumaya karar verdim. Yaklaşık 4 saatlik yolculuğun ilk 3 saatinde bitti kitap. Çok tatlı akıyor öncelikle buraya varmak istedim. Tam bir yaz kitabı. İçinde Zafer Algöz'ün ilk tiyatroculuk dönemlerinden günümüzde çektiği filmlere uzanan dönemde çeşitli oyuncularla yaşadığı anılar anlatılmış. Öztürk Serengil'in yediği bir yemek sonucunda atılan kazığa verdiği tepki kitaba adını vermiş. Aslında kitaptaki anılar daha önce Kafa Dergisinde yayımlanmış, bu kitapla bir araya getirilmiş. Bu tarz kitapları seviyorum ve itiraf etmem gerekirse Zafer Algöz gözüme eskisinden daha da sempatik görünüyor. Siz de severseniz bence deneyin. İnkılap Yayınevinden çıkan kitap 224 sayfa ve 20 TL.

Yitirmeden

"Bugün hayatının son günü olsa ne yapardın?" cümlesi izlediğimiz dizilerin %80'inde en az bir kez işlenmiş bir bölüm bunun üzerine kurulmuştur. Eğlenmek için/vakit geçirmek için bile izliyor olsam ister istemez her seferinde kendimi sorgulamama neden olur bu fikir. Peki nasıl? Buyrun sohbete...

İstanbul Kırmızısı | Ferzan Özpetek

Geçen sene filmi izledik, eve geldim. Herkes filmin sonunda benim kadar muallakta kaldı mı acaba diye merak edip yorumları okumaya başladım. Genel kanı, filmi izlemeden önce kitap okunduğu takdirde filmin daha "manalı" olabileceği yönündeydi. Benim muallakta kalmamın sebebinin de bu olduğunu düşünüp kitabı alma fırsatı kovalamaya başladım. Mart ayında Konya'da kurulan kitap fuarından nihayet kitabı aldım. Form olarak cep boy olan kitap dikey değil yatay basılmıştı. Yukarıda fotoğrafını da görüyorsunuz. Şeklindeki bu farklılıkla kalbimi çalmakla birlikte, filmle gerçekten bu kadar ilgisiz bir kitap ilk kez gördüm. Filmle tek ilgisi Neval ve Yusuf karakteriydi. Kitabı filmden bağımsız düşünürsek çok tatlı yerleri bulunan çok tatlı bi kitap. Özellikle sondan bir önceki sayfadaki bir bölümün tadına doyamadım. Cep boyu 12 TL olan kitap Can Yayınlarından çıkmış. Ferzan Özpetek filmlerini severseniz bir deneyin. Filmlerden çok daha yalın bir dili var kitabın. Su gibi aktı adeta. Bi şans vermeyi düşünürseniz, haberim olsun.

Serenad | Zülfü Livaneli

Okuduğum 2. Zülfü Livaneli kitabı. Konya'ya geldikten bir süre sonra kitap fuarına gitme fırsatı bulmuştum. Oradan edindiğim kitaplardan birisiydi. Kitapta Alman asıllı bir profesörün İstanbul'a konferansa davet edilmesiyle başlayan hikaye geçmişten günümüze tabiri caizse "bir İstanbul masalını" anlatıyor. Acı, can yakan, yer yer aklınızla oynayan ama nefis bir kitap. Daha çok Livaneli kitabının kitaplığıma girmesini gerektirdiğini hissettim okuduğum her sayfada. Beni çok üzdüğü yerler oldu. Kalbimi acıttığı yerler. İnsanların yaşadığı, doğduğu, büyüdüğü coğrafyanın insanın kaderi olduğunun altını çiziyordu Livaneli. İkinci Dünya Savaşının dünyaya hakim olduğu ve taraflı tarafsız, kazanan kaybeden herkesi etkilediği o günlerde farklı coğrafyalarda farklı kadınların yurtlarından ve sevdiklerinden koparılmasından bahsediliyor yer yer. Kitapta hayatı anlatılan 4 kadından beni en çok etkileyen açık ara Nadia'ydı. Faşizmin Almanya'da kol gezdiği dönem olan Hitler döneminden kurtulamayıp ömrünün en mutlu geçirmesi gereken günlerinde bir gemiye kapanması beni çok yaraladı. Son 10-15 sayfayı gözlerim dolu dolu okudum. Canım Livaneli. Umarım kalbime dokunmaya devam edersin. Doğan Kitap'tan çıkan eser 484 sayfa ve satış fiyatı 33 TL. Okuyun.

Şemspare | Elif Şafak

Okuduğum Elif Şafak kitaplarının arasında en farklısı buydu. Genelde geçmiş ve günümüzle harmanlanmış, akan bir hikaye anlatır Elif Şafak kitaplarında. Bu kitabı yazarken bir duraklama dönemi miydi yoksa kendisini dinlenmeye mi aldı bilmiyorum. Gel gelelim içinde kısa kısa olaylar yer alan bir kitap olmuş. Bazen bir yazarın bazen bir müzisyenin bazense sadece İstanbul'un hikayesi vardı. Denemeler 2-3 sayfalık yer yer karikatürize edilmiş çizimlerle... Ben sanırım kısa kısa olaylardan ziyade akan hikayeleri daha çok sevdiğim bir dönemindeyim hayatımın. Bu kitabı 5 sene önce değil bugün okumamın sebebiyse o dönemde sahilden sokaklara facebooktan twittera kadar her yerde bir çift bacak ve bu kitabı görüyor olmaktı. İlle okunsun diye pompalananlardan, moda diye okunan şeylerden nefret ediyorum. Havva'nın Kızlarını da aynı şekilde okumamayı düşünüyorum. Belki birkaç sene sonra... Doğan Kitap'tan çıkan kitap 252 sayfa ve 21 TL'den satışta.

10 | Tarkan

Türk Sanat Müziği albümü yapmasını en çok isteyenlerdendim. Yaptı da. Her işinde olduğu gibi bunda da çok başarılı oldu ve tüm sene dinlediğimiz nefis yorumlar getirdi eserlere. Şimdi ise beklenen yeni albümünü piyasaya sürdü. Şarkıları teeek tek yorumlayacağım ama çok memnun olduğumu söyleyeyim. Slowlar tam slow, tempolular tam tempolu. İddialı olmak istemesem de Karma'dan beri en iyi albüm olabilir. Albümün genel aranjesini Ozan Çolakoğlu yapmış. 14 şarkıdan oluşan albüm 20 TL gibi nefis bir fiyattan piyasaya verildi. Çok özlemişim. Hadi başlayalım!

Ateşten Gömlek | Halide Edib Adıvar

Yazı epey spoiler içeriyor. Bu yüzden sayfanın devamı içeride. Okumadıysanız lütfen devam etmeyin. Bu yönden buyurun;

"Akide şekeri gibi kadınım"

 
Gidiyorum dedi.
Kardeşim gitme üzülüyorum dedim.
Gitti. Onun problemi.
SEZEN AKSU, ömrüne bereket kadın ❤️

Sezon 2016-2017

Cumartesi akşamki maçın ardından söyleyecek şeylerim olduğunu fark ettim. Bunları Konya maç yazısına dökmek absürt olacaktı ben de sezon sonu dökülmesi yapayım dedim. Ne kadar sürer, neler yazarım bilmiyorum. Biraz dertleşmek lazım galiba. Bakalım neler çıkacak... Başlıyorum! 

Günlerden Galatasaray #34

Ligin son maçında Konya'yı ağırladık. Sinan'ın golüyle 2-1 kazandığımız maç neticesinde Avrupa Ligi'ne katılmaya da hak kazanmış olduk. Lig bitti. Özleyeceğimiz bir sezon olmayacak. Gel gelelim Galatasaray'ı özleyeceğiz. Bu özlem de çok sürmeyecek. Tam 1 ay sonra Galatasaray yeniden sahada. Ayrıntılar yarın. Şimdilik bu sezonun bitişine dair şükürlerimizi yapalım. Yürüyedur Galatasaray!

Günlerden Galatasaray #33

Gözünün içine baka baka verilmeyen ama verilmesi gereken, gözünün içine baka baka verilen ama verilmemesi gereken 2 pozisyon. Yine de Galatasaray kazandı. Oyunun hakkı da buydu zaten. Ama bu kadar göstere göstere yapılması artık çıldırtıyor. Neyse ki son bir maç kaldı ve o maçı da aldıktan sonra elimizi kolumuzu sallaya sallaya UEFA'ya, olmamız gereken yere, Avrupa'ya gideceğiz. Dileğim odur ki, önümüzdeki sezon biraz daha hırslı, biraz daha çaba sarf eden bir Galatasaray görelim. Bunları haftaya yine konuşuruz. Alanya maçını 3-2 kazandık. Kendi tabiriyle "mayıs aylarında açılan" Sinan'ın 2 golü ve deplasman aslanı Bruma'nın golüyle 3-2 kazandık. Yürüyedurun inşallah! Son söz yine büyük Galatasaray taraftarından geliyor; 


Bir Uyuyup Uyanalım | İrfan Değirmenci

Sondan başlayayım, kitabın arka kapağı nefis. İrfan diyor ki; "uykunuz geldiği anda, hiç çekinmeyin, kitabı bir kenara koyup gözlerinizi yumun. bir uyuyup uyanalım, her şey daha güzel olacak, biliyorum. İrfan Değirmenci. Eski bir televizyoncu" çoğiyi değil mi?

Bazı adamlar vardır, görünce mutlu olursunuz. İrfan Değirmenci benim için böyle adamlardan biri. Kanal D'de sabah haberleri yaparken Ankara'dayken de Konya'ya geldikten sonra da 10 dakika, 15 dakika da olsa izlemeden çıkmazdım. Sonra sırf siyasal görüşünü açıkladı diye yaptığı işle ilişiği kesildi. Herkesin bir siyasal görüşü var ve eğer demokrasiden bahsediliyorsa bunun da olması gerekiyor. Ama insanlar karşıt görüşlü diye, senden değil diye onu ekmeğinden ediyorsan orada bi dur denmesi lazım. 

Neyse gelelim kitaba. Kitap çok yakın geçmişte olan olayları 7 kişilik bir grup üzerinden anlatıyor. Son zamanlardaki kokuşmuşluğu, ülkedeki nefreti, insanların ne kadar değiştiğini, görmek istemediğimiz ne varsa onu anlatıyor. Keşke bu bölünme hiç olmasa. İnsanlar biraz kendi işlerine baksa milletin hayatına burun sokana kadar. Keşke ülkece futbol, basketbol, film, dizi konusunda falan değil de hayatlarımız konusunda da bütünleşebilsek. İnsanlar birbirinin tercihlerine saygı duymayı öğrenebilse... Kitap nefis akıyor. Hemen hemen 500 sayfalık kitabı 1 hafta gibi bir sürede bitirdim. İnkilap Yayınlarından çıkan 496 sayfalık kitabın satış fiyatı 26 TL. Okuyun. İnsanların ekmeğine engel olanlara inat okuyun!

Günlerden Galatasaray #32

Arap atı gibi sonradan açılanlara selam olsun.
ve teşekkürler Hamza Hamzaoğlu! Her nerede yaşıyor ve orayı yönetiyorsan!
Galatasaray 2-0 Osmanlıspor (Wes, Sinan)


ps: artık böyle bir sezonda paragraflarca yazı yazıp maç yorumlamaz herhalde hiçbir Galatasaray taraftarı. Ben gayet bitse de gitsek modundayım. Teşekkürler.

Sana Gül Bahçesi Vadetmetim | Joanne Greenberg

Kitap bana biraz, nasıl derler, fantastik geldi. Psikolojiyle ilişkim; dersini aldığım kadar. Halüsinasyon görmek evet, kendi kendine konuşmak tamam, ama komple bir dünya yaratıp, karakterleri, o dünyanın dili ve tanrılarıyla o dünyaya inanmak bana çok uzak geliyor. Hep dua ederken "Allahım akıl sağlığımı koru" derim. Gök gürültüsünden sonra en büyük korkumdur. Bu yüzden kitap beni biraz ürküttü sanırım. İçinde güzel metaforlar mevcut. Kitabı oku diyen arkadaşıma kurduğum cümleyi buraya da yazayım; verdiği alt metin çok sağlam kitabın. O tabiri caizse "deliliği" çok başarılı vurguluyor ve sarıveriyor fark etmeden. Verilen bir diğer alt metinse pes etmemek gerektiği. Spoiler vermeyeyim ben yine de. Psikolojik kitapları seviyorsanız, bir şans verebilirsiniz bence. 282 sayfalık kitabın satış fiyatı 28 TL.

Günlerden Galatasaray #31

Neyse en azından Bülent Uygun isimli arkadaşın takımını tıklamış olduk. 
Gaziantep 1 - 2 Galatasaray (Wes, Josue)


ps: Muhteşem Galatasaray Taraftarı! İçinizden biriyim diye demiyorum, her şeyin en iyisini hak ediyorsunuz ❤

Günlerden Galatasaray #30

Bok kafalılar.
Galatasaray : 1 - 3 : Kasımpaşa (Wes)

Ah bu şarkıların...

nefes al...
nefes ver...
nefes al...
nefes ver...

fonda Zuhal Olcay Beni Benimle Bırak şarkısını söylüyor. Bir şarkının parmakları bile yokken gelip en acıyan noktamıza dokunuyor olması çok dramatik değil mi? 

dönem dönem hepimizin kırık kalple dolaştığı olmuştur, oluyor elbette. sanırım bir yerde okumuştum "bir insan aynı yerden kaç kez kırılır?" bilen beri gelsin bi açıklasın şu sorunun cevabını.

"bir başkasına olur ya aşık olursan,
sanma ki senden, senin uğruna verdiklerimden,
geriye bir şey isterim sen ayrılırken,
sanma ki senin için yaptıklarımın hesabı sorulacaktır
sen ayrılırken..."

Günlerden Galatasaray #29

Dün akşamki Bursaspor maçında galip geleceğimizi o kadar iyi biliyordum ki, bazı maçlar kendini hissettirir. Yeneceğini yahut yenileceğini anlarsın. O maçlardan biriydi. 5 gol de atınca tadını çıkara çıkara kazandık. Çok da iyi olmayan Bursa'ya karşı atılan 5 golle bu sefer gaza gelmeyeceğim. Ama galip gelmek gerçekten nefis bir his. Atılan 5 golün 2'si Bruma'dan, biri Ahmet'ten, biri Poldi'den biri de Yasin'den geldi. Yasin'in golü ve Bruma'nın 2.golü hırs, istek ve azimin karşılığıydı adeta. Ayaklarına sağlık. Evet, güldük eğlendik. Ah giden puanlar, kaybedilen maçlar, atılmayan/atılamayan goller... O kadar üzülüyorum ki şöyle maçlardan sonra gidenlere. Hele ki geçen haftaya... Kalan 6 maçtan 18 puan istiyordum, 3'ü geldi kaldı 15. İstediği zaman oynayan Galatasaray'ı değil her zaman oynayan Galatasaray'ı özlemiş olsam da buldu mu çok gol atan Galatasaray'ı da seviyorum. Yürüyedurun. Son 5!



Son zamanların en iyi pankartı. İnşallah bizim gördüğümüz gibi çocuklar da görmüştür;

Kalp Ağrısı | Halide Edip Adıvar

İçinde tokatlanacak kadar gerçek bulduğum karakterler vardı kitabın. Her bulduğu hatuna atlayan esas oğlanımız Hasan, Hasan'ı ağına düşürmek için kendini kızgın taşlardan soğuk boğaza bırakan Azize bunların başında geliyordu elbette. Allahım! Neye tahammül edemiyorsunuz listemin ilk 5'inde bu karakterde insanlar var. Hanım kızlar bunları okuyup öğrenin ki böyle olmayın: hiçbir erkek canınızdan kıymetli değil. Önce kendinize bakın, sonra olduğu kadar olmadığı kader. Hiç aşk acısı çekmemek imkansız farkındayım, ama neden canından vazgeçeceksin ki bir dingil uğruna... Erkekler gördüğünüz üzere size benzeyenini/benzemeyenini/uzununu/kısasını/ölüsünü/dirisini bulduğuna atlayacaktır. Olan yine size olur. Halide Edip'im de siz bunları bilin, kalp ağrısı çekmeyin diye bunları yazmış. Zeyno'nun Oğlu adında bir de devam kitabı varmış, ilerleyen dönemde belki onu da deneriz 😉. Kalp Ağrısının bir de dizisi çekilmiş ama Selma Ergeç dışında kadro ofsayt. Merak bile etmedim acaba ne olmuş diye. 276 sayfalık kitabın satış fiyatı 23 TL.

Satranç | Stephan Zweig

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabının ardından yine Stephan yine Zweig! Rahmetlinin ufak ufak hayranı oluyorum gailba. İnsan psikolojisini bu kadar iyi ve net şekilde yansıtabilen bir yazar daha okudum mu emin değilim. Bu sefer de Avusturyalı bir doktor olduk. Satranç, çıktığı yoldan birden sapıp bambaşka bir hikayeye atlayarak bunu da azıcık sayfasına sığdırarak başaran bir eser. Az zamanda çok iş başardı cümlesinin karşılığı gibi Zweig'in kitapları. İnsanı çepeçevre sarıveriyor fark ettirmeden. Kitapta Hitler'in askerleri tarafından sorgulanmak üzere bir odaya kapatılan ve bir satranç kitabı ele geçirerek aklını yitirecek kadar zihinden satranç oynayan D.B.nin bir gemide yeniden satranca yeniden kapılmasıyla süren bir hikayesi var. Elimde yanlış değilsem bir kitabı daha var Zweig'in. Araya Halide Edip ve muhtemelen bir kitap daha alarak o kitabı erteledim. Tadına varmak lazım. Özlemek lazım. 88 sayfalık kitabın satış fiyatı 12 TL.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...