Gerçek Hesap Bu | Nejat İşler

Nejat İşler'i çok severim. Oyunculuğunun yanı sıra iddialı ve cool bir adam olması beni hep etkilemiştir. Geçtiğimiz yıllarda geçirdiği rahatsızlığa uzaktan uzağa çok üzülmüştüm, iyi olmasını dilemiştim hep. Bu yaz bi kitap yazdığını görmüştüm. Geçen hafta yaptığım kitap alışverişine ekledim. Büyük heyecanla Platon'un Devlet'ini bitirdim, çünkü Nejat'ın kitabını okumak için sabırsızlanıyordum. Bazen bir şeyi çok beklersiniz, kendi içinizde büyütürsünüz, abartınca da istediğiniz sonucu alamamak tam bir hayal kırıklığıdır ya, bir yandan da endişeleniyorum hayal kırıklığı olursa diye... Gel gelelim hayal kırıklığını bırak beklediğimden de nefis bir kitap olmuş. Sebepsiz yere çok sevdim kitabı. Çok şaşırdığım yerler de oldu, çok güldüğüm yerler de, duygulandığım yerler de. Kendi hayatından kısa kısa hikayeler anlatmış. Tadında bırakmış hep. Her hikaye birkaç sayfadan oluşuyor. Behzat Ç'den de bahsetmiş, Tezgah'ta yaptıklarından da, Şehnaz Tango'dan da (liseliler bilmez)... 2 günde bitirdim kitabı. Dilerim kitabında söylediği senaryolarını izlemek de kısmet olur. Güzel adam Nejat İşler. Can Yayınlarından çıkan kitap 184 sayfa D&R fiyatı 16 TL. Kitaptan en sevdiğim bölümü de ekleyeyim. 
"Sadece nefesini sevdiğim birinin yakınlarda olması beni rahatlatır. Bencilce bir şey, biliyorum. Ama birbirimize ihtiyacımız olduğunu hissediyorum ve bunu değerli buluyorum." 

Devlet | Platon

Geçtiğimiz sene Anadolu Üniversitesinin sunduğu imkan ile ikinci üniversite okumaya karar verdim. Bölüm olarak tercihim Sosyolojiden yana oldu. İlk senemi güzel notlarla tamamlamanın ardından bu sene ikinci sınıfa geçtim. Platon'un Devlet kitabı, ilk sene aldığım 12 dersin belki 8-9 tanesinde geçen bir kitaptı. Hep okuduğum kitaplardan farklı olduğuna emin olduktan sonra yeni bir kapı açılsın önümde diye kitabı aldım. Sıkılır mıyım endişesini taşıdığımı itiraf etmek durumundayım. Ama hiç sıkılmadım. Kitapta Sokrates ve etrafındaki diğer düşünürlerin "ideal devlet nasıl olmalıdır" sorusuna diyaloglarla cevap aradığını okuyoruz. Aslında diyalogdan ziyade Sokrates'in fikirlerini diğerlerinin onaylaması demek gerekiyor sanırım. Bu kitabı birkaç sene önce okusaydım muhtemelen yarısına gelmeden bırakırdım. Kitaptan keyif aldığıma şaşırarak okudum. Herkesin seveceği bir kitap mı bilmiyorum ama ben hoşlandım. Kitabın bendeki baskısı Panama Yayınlarından 512 sayfa ve D&R fiyatı 17 TL. 

Günlerden Galatasaray #5

Chedjou isimli futbolcuya o kadar kızgınım ki, üstüne yatmama rağmen hala sakinleşemedim. Nefis bir futbolla harmanlanmış 2 gol, harika bir deplasman tribünü performansı, takım akıyor, kalbim pır pır. Her şey mükemmel giderken hatalarla yenilen iki gol. Resmen kabus gibi. İçimden bağırıyorum adama. Maçı kafamda tekrar tekrar oynuyorum. Her seferinde çatır çatır kazanıyoruz. Bir tek bu maçta -gerçek olanda- galip gelemedik. Affedemiyorum, sakinleşemiyorum. Giden 2 puan değil sıkıntım. Kaldı ki daha 5. maçtan giden puana üzülecek kadar vasat taraftar değilim. Galatasaray sezon sonunda şampiyon olacak, o kadar eminim ki... Bu maçı sadece bir can sıkıntısı olarak hatırlayacağız. Neyse, artık önümüze bakalım. Maçtaki 2 golün birini Eren birini de Bruma attı. Bilhassa Bruma'nın golü... Yine nefisti. 5. maçta 11. puan. Şampiyonluk için YÜRÜYEDURUN ASLANLARIM! 

"Gidekalmak"

Başlık Youtube'daki Babam ve Oğlum filminin yazının devamına ekleyeceğim videosundan arak. Yazanın eline sağlık, zira ruh halimi daha iyi yansıtacak bir kelime bulamıyorum günlerdir. Ben bu yazıyı 16 Eylül akşamı yazıyorum bloga, siz bu yazıyı aldığım kararları resmiyete döktüğümde okuyabileceksiniz. Öyleyse flashback yapıp yazıya başlayalım mı?

Günlerden Galatasaray #4

4 aylık aranın ardından, ligin 4. maçında, 4 gollü bir galibiyeti ne kadar çok isterdim anlatamam... Maçı Eren'in 2 golüyle kazandık ki biri yukarıdaki goldü ve muhtemelen sezonun golü olacak. Wesley'nin nefis asistlerini de unutmamak gerekli bu noktada, kendisine daha sonra değineceğim. Maçta Galatasaray çok çok uzun zamandır ilk kez bu kadar nefis oynadı. Tüm maçı büyük keyifle izledim çünkü baskılı, paslaşarak, birbirlerini görerek ve tanıyarak oynadılar ve bu oyundan neredeyse 2 senedir çok uzaktaydık. Dilerim çok daha iyi oyunlar göreceğiz bu sezon ve şampiyon olacak bu takım. Selçuk'un kaçırdığı bir de penaltı vardı maçta. 2 gol atan Eren'in penaltıyı da gole çevirip hat-trick yapması fikri cazip gelse de, son haftalarda sıkıntı yaşatılan Selçuk'un -bu maçta çok iyiydi- gol atıp tribünlere koşması da gerekiyordu. Vurdu, direkten döndü. Demek ki nasip değilmiş, demek ki Eren de vursa gol olmayacakmış. Bazı şeyleri kadere bırakmak da gerekiyor sanırım. 10 puanla 4. haftayı kapattık ve maç fazlasıyla da lideriz. Haftaya Beşiktaş maçında rakibin bizi zorlayacağını ama Nando'yu geçemeyeceklerini düşünüyorum. SALDIR GALATASARAY OOOLEEEY!

ps: Wesley Benjamin Sneijder. Seni ayrı o kalemle çizilmiş kadar kusursuz -maşallah- oğlunu ayrı seviyorum. Allah bizi ayırmasın.

Günlerden Galatasaray #3

Kayserispor maçını izlediğimiz gün memlekette, internetten uzaktaydım. Maç yazısı bir hafta sonrasına kadar sarktı. Bayram telaşı malum...
Maç özelinde konuşmak gerekirse, takımın dalgalı oyunu beni çok tedirgin ediyor aslında. Bir hafta akıyor, ateş ediyor, şahane oluyor; ertesi hafta tel tel dökülen dağınık bir takım görüyoruz. Bunun sebebi nedir bilmiyorum, bilmek istemiyorum. Tek istediğim bu sezonu hayırlısıyla şampiyon bitirmek ve seneye yeniden şampiyonlar liginde olabilmek. Bu maçta hocanın Selçuk'u kenara alması maçın en önemli detaylarından biriydi bana göre. Gelecekte bu hareketin geri bildirimini nasıl alırız kestirmek güç. Dilerim, Fatih Terim-Burak Yılmaz etkisi yaratır ve Selçuk yeniden Selçuk gibi oynamaya başlar. Maçtaki tek gol Yasin'den geldi ve 1-1 biten maçla 3. haftayı 7 puanla kapattık. Akşam için başarılar, bizim için SALDIR GALATASARAY OOOLEEEYY!

Başlıyoruz!

2017 model Galatasaray ile tanışın, çok seveceksiniz!
GELİYORUZ! HAZIR MISINIZ?!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...