Yılbaşında televizyonda ne var?

Kabus gibi geçen 2016 yılını noktalamanın huzuru içerisindeyim. 2016'da ne çok ayrılık yaşadık ne çok üzüldük. Gelen gideni aratmaz inşallah ama kendi adıma sürprizli sonunu sevmiştim 2016'nın. 2017'nin de böyle devam etmesini isterim şahsen. Neyse, 2016'nın vedasını evde televizyonla yapmayı düşünenlere program çıkarma hizmetimiz yine karşımızda! Hadi başlayalım.

Veda olmayan veda

ps: Çok ağlak olmasın diye bir hafta sonra gelen yazı...
Günlerce süren vedalaşmaların ardından Ankara maceram sona erdi. 4 sene kaldığım ev, arkadaşlarım, dostlarım, canımın içerileri ve ona veda etmek, Allah daha büyüğünü yaşatmasın, bugüne kadar yaşadığım en zor vedaydı. Aslında mavişim haklıydı sanırım. Hızlı ve acısız bir veda yaşamam gerekirken ahtapot öldürür gibi başımı taşlara vura vura dalga dalga yaşadım acıyı. İnsanların kanısı ortaktı, "kimseye çok bağlanma, her şey geçici" haklıydılar belki. Ama ben hayatımın hiçbir döneminde bağlanmamayı beceremeyen ben, yine acıyı üstlenen oldum. Dramatize etmek yada drama queen olmak değil amacım. Yine de veda yemeğinin yendiği cuma akşamı haricinde, bide kimse bilmesin pazartesi sabahı, ağlayarak gerçekten benden beklenmeyecek olgunluk gösterdiğim için kendimi kutluyorum. Ankara vedam, How I Met Your Mother'ın vedasındaki Lily gibi oldu. "Sarılmak hiç yetmedi" Söz veriyorum, en az ayda bir tüm cadılığımla oralarda olacağım. Hepinizi seviyorum ciğerparelerim 😘 

Günlerden Galatasaray #16

Alanya maçı elbette kriter değil, kabul ediyorum. Gel gelelim averajınızı yükselttiğiniz her maç kendi içinde önemlidir. Bilhassa üsttekiler puan kaybettiğinde. Galatasaray şimdi ikinciyle puan farkını ikiye, birinciyle puan farkını üçe düşürdü. Geçen hafta Osmanlı deplasmanından puanla dönseydik son maçta liderdik. İki maç önce diğerlerinin fikstürü bizimkine göre daha zor demiştim. Eğer Osmanlı maçında statta olabilseydim gönül gözümle o maçı da aldırırdım 😁 Şaka bir yana, Galatasaray dün akşam Alanya'yı 5-1'lik bir skorla geçti ve aradan önce moral depoladı. Şimdi ikinci devreden önce sakatlar toparlanacak ve bu 2 haftalık ara bize yarayacak inşallah. Goller DeJong, Sneijder, Eren, Josue ve rakibin kendi kalesine atmasıyla geldi. Başta dediğim gibi bu tarz maçlar elbette kriter değil, fakat 3 puan, hele ki gollü 3 puan her zaman yeğdir. Yürüyedurun aslanlarım!

Günlerden Galatasaray #15

Galatasaray Ankara'da, ben Ankara'dayım (hala) ama bir araya gelemiyoruz. Bu defa kısmet değilmiş. Galatasaray, Osmanlıspor ile 2-2 berabere kaldı pazar akşamı. Hissettiğim ruh daralmasının tarifi yoktu maçı izlerken. Ha yedik ha yiyeceğiz derken 1-0 öne geçtikten sonra 2-1 mağlup duruma düştük. Hemen reaksiyon vermesek mağlubiyet kaçınılmaz. Takımdaki tatsızlığa bir de kötü saha eklenince takım tespih tanesi gibi dağıldı. Maçın daha 3. dakikasında Yasin ile golü bulunca ben kolay geçer sanmıştım. Takımın golü bulduktan sonra geriye yaslanma alışkanlığı kazanması çok kötü oldu ki bence futboldaki en kötü taktiklerden birisi bu, ofsayt taktiğinden bile kötü. Bi minik parantez de Semih'in golüne açayım. Santradan sonra ceza sahasına yaklaşıp Bruma'ya pası atacağı yere kadar gösterip tertemiz bir vuruşla (takımdaki forvet olabilecek 3 adamın yapamadığı) topu ağlarla buluşturdu. Sarı Semih, senle ilgili gönlümde çok güzel hayaller vardı, nolur o hayallere daha da yaklaş! Neyse, vardır bunda da bir hayır diyelim giden 2 puan olsun. İnşallah son 2 maçı kayıpsız kapatır ve biraz daha zirveye yakın oluruz. Yürüyedurun aslanlarım!

Günlerden Galatasaray #14

Üsttekilerle puan farkı 3 birer galibiyete bakar inşallah.
Hayatımda ilk kez bir maçı beklerken gözyaşlarıma hakim olamadım. Tribünlerin çevik kuvveti çağırması, yapılan tezahüratlar, polislere verilen karanfiller, Selçuk'un polisi alıp tribüne götürerek alkışlatması... Maçın oynandığı gün itibariyle hepimiz kötüydük. Futbola odaklanmak zor oluyor böyle günlerde. Futbol sığınılan bi liman oluyor. Dünkü maçta da çok iyi değildi takım ama sonuca gitmeyi başardı. Yasin'in fırsatçılığı ile takıma kazandırdığı 3 golle haftayı kayıpsız geçtik. Yasin'in attığı gollerden sonraki sevinçleri de çok anlamlıydı.  Maçın adamıysa bence De Jong'du. Hırsıyla, tavrıyla ve duruşuyla tam bir Galatasaray futbolcusu bu adam. Yenilen tek gol var. Olsun, önemli olan sonuç. Şimdilik her şey sütliman ilerliyor Galatasaray'da. 

Fakat Müzeyyen Bu derin Bir Tutku | İlhami Algör

Filmini izledim, muhtelif sitelerde filmden yapılan capsleri görüp tav oldum, kitabı da olsun elimin altında dedim aldım. Kitap geldi, kutudan çıkardım, bi baktım incecik bişey. Erdal Beşikçioğlu gibi. Filmden uzak, metaforlar barındıran, filmden daha iyi, yazanın iç sesinden başka bişey okumadığımız, filmle alakası yok demiş miydim? Kapağının detayında canım Sadri Alışık var ki kitapta da bir bölümde Sadri Baba diye onun hayaliyle konuşuluyor. İncecik dedim ya, bi çırpıda bitti. Kötü çeviri, kötü imla, kötü yayımlanan İlahi Komedya'yı bitiremeyip arkasından hafta sonu iki kitap bitirmek resmen içimde yaz rüzgarları estirdi ılık ılık ohh. Bu kitabı okur musunuz bilmiyorum. Okumalı mısınız? Okuyun bence. Zaten vakit kaybı değil, vaktinizi de alacak bir kitap değil. Çünkü 64 sayfa ve D&R fiyatı da 8 TL. Gördünüz mü?

Senden Sonra Ben | Jojo Moyes

İlk kitabı okuduktan sonra bloga yazamamıştım, kitapta bi tutukluk vardı. Belki de benim kafamda eşleştirme sağlayamamamdı sıkıntı. Sonra filmini izledim. Emilia Clarke ve Sam Claflin isimli arkadaşların şahanelikleri ile kafamdaki bütün karakterler oturmuştu. İlk kez bir film kitabının önüne geçti. Sonra kafamda oturmuş yüzlerle bu kez yeni kitabı okudum. Will'in ölümünden sonra Loisa'nın yaşadıklarını okuyoruz. Sırf meraktan başladım, nasıl bağladı acaba diye içine çekiveriyor. Hastaydım, evdeydim ve 1,5 günde bitirdim. Yazar burada kitabın akıcılığına vurgu yapıyor. Kalbi ısıtıyor böyle kitaplar. En azından bendeki etkisi bu. Kitap Pegasus yayın evinden çıkma. Burayı biri görüyor olsaydı, şu yayın evinin kitaplarını okuma demedim mi sana derdi kesin. Ama kitap cidden çok iyi, çevirisiyle, imlasıyla, çok iyi. Ben seviyorum. 456 sayfalık kitabın D&R fiyatı 29,90.

Günlerden Galatasaray #13

Üsttekilerin hepsi berabere kalmışken buradan yürümek zorundaydı takım. Yürüdü de. Ne güzel olmadı mı? Hoca oyuncu değiştirmemiş, golden sonra konsantremiz bozulmuş, penaltı aslında penaltı değilmiş... Gönlümün efendileri çekip aldılar 3 puanı. Devre bitene kadar maçların hepsini kazansak, Beşiktaş'ın fikstürü Başakşehir'e göre daha zor. Bak iki maç kazandık yine puan hesapları başladı. Çünkü taraftarlık bunu gerektirir. Ne diyorduk, maç. Kasımpaşa maçını Poldi ve Bruma'nın golleriyle 2-1 kazandık. Nandocuğumun da bir penaltı kurtarışı vardı. Ohh tertemiz. Yürüyedurun aslanlarım! 😍

Günlerden Galatasaray #12

Allahım! Kazanan Galatasaray, çok mu güzelsin 😍
Galatasaray 3-1 Bursaspor
(Yasin, Wesley, Eren)

Günlerden Galatasaray #11

 
Olmadı. Olmasın. Her şeyin yoluna girdiği günler de gelecek. Nolur gelsin.
Cimbom yüzümüzü güldür bu sene be, hadi be!
Fenerbahçe 2-0 Galatasaray

Gitmenin en zor yanı,


Sanırım sürekli kendine "ya yeniden olmazsa" sorusuna yanıt arayıp durmak. Bugün buna karar verdim. Maksimum 2 hafta içinde tüm hayatım değişecek ve artık değişimi reddettiğim bir dönemine gelmiş olmalıyım hayatımın ki sürekli kafamda aynı soru dönüyor, "ya yeniden olmazsa?"

Bir Yaz Gecesi Rüyası | William Shakespeare

Tiyatro oyunu formatında bir kitabı ilk kez okudum. Okurken gözümde sahnelemeye de çalıştım. Çok tatlı bir kitapmış. Bir gece başladım, ertesi gün akşam üzeri bitti kitap. Sonuna kadar tatlı tatlı tebessüm ettim. Sonunda da ters köşe oldum itiraf etmeliyim. Sahnede izleseydim de gülümseyerek çıkardım salondan muhtemelen. Hatta artırıyorum, sahnede bu oyunu izlemeyi çok isterdim. Fantastik yönleri olsa da, beni içine çekti ya, hem de kitap haliyle, yeter. 99'da da film olarak çekilmiş, bendeki kitabın kapağı yukarıdaki şekilde ve filmin afişinden alıntılanmış. Bu da küçük bir anekdot olsun. Belki oyun kısmet olmaz ama filmini merak ediyorum. 128 sayfalık kitabın D&R fiyatı 7.50 TL. Okusanız mı mesela :)

Günlerden Galatasaray #10

Kıyım kıyım kıydığınız Galatasaray, bu sezonu şampiyon bitirecek. 4 Kasım 2016, 22.05.
Galatasaray 1-2 Başakşehir (Sinan)

Yüzyıllık Yalnızlık | Gabriel Garcia Marquez

Hayatımda bu kadar ikilemde kaldığım ikinci bir kitap olmamıştır herhalde. Kitap akıyor mu akmıyor mu, kurgu çok mu iyi çok mu dağınık, Bu karakter hangi Buendia'ydı diye okumaktan kafam yandı. Kitap elimde çok süründü, bu net. Belki de henüz bu kitabı okuyacak olgunlukta değildim. Ama bir şekilde de bitti. Son sayfalarda bitti bitecek gazıyla aktı gitti, ondan eminim. Emin olduğum diğer yanı ise kitabın çok net abartıldığı. Öyle bir başyapıt falan değil bence. Ailenin tüm erkek üyelerinin adı neden aynı mesela? Olaylar hiç durulmadı, kim kimin nesi kestirebilmek için sık sık geri döndüm. Olaylar durulmadı ama kitap akmıyordu. Aha çelişki. Napcaz? Belki de tekrar okursam, buna cesaret edebilirsem, karakterler kafamda oturmuş olur ve kitabı biraz daha severim. Ama bu sefer değil. 464 sayfalık kitabın D&R fiyatı 32.50 TL.   

Ekşın! Kenan Doğulu Konseri

Ölmeden önce yapılacaklar listemde zirveye oynayanlardan biriydi. Ankara'daki son ekşınımın da Galatasaray maçı olacağını düşünüyordum. Sonra da geçtiğimiz haftaki Harbiye Konserinin ardından "Kenan'ın ilk konserine gidebilsem" diye abimle konuşmuştuk. Kalbimin temizliğinden olsa gerek diye şımarıp bağlıyor ve konsere geçiyorum. Hadi başlayalım!

Günlerden Galatasaray #9

Öncelikle, bu maçı izlemedim. Yalnızca özete bakarak konuşuyorum. Takımın deplasmanlarda Samiyen'deki maçlara nazaran daha tutuk olduğunu reddetmemekle birlikte şampiyonluk yolunda alınan her 3 puanın mübahlığına inanlardanım. Evet, güzel oyun her zaman tatmin edici, en azından geleceğe yönelik... Ama hedeflediğiniz şey 3 puan olunca tek arzu edilen topun o üç direğin arasından geçmesi oluyor. Bruma'nın attığı gol de bu hedefe hitap eden bir gol olmuş. Sert, düzgün, net ve tam on ikiden vuran. Kaçırılan goller de cabası. Dilerim bir dahaki maça hepsi gol olur da futbolun güzelliğini de izlemiş oluruz. Yürüyedurun aslanlarım!

Bonus:  

İkimizin Yerine | 2016

Nejat İşler'in yeniden sinemaya döneceğini duyunca çok heyecanlanmıştım. Kendisini ne kadar kıymetli bulduğumu daha önce de yumurtlamışımdır. Serenay Sarıkaya'yı çok beğenen biri olmamakla birlikte, filmin fragmanını gördüğüm ilk günden beri "NEJAT VAR ONU İZLERİM HİÇ İZLEMEZSEM" modundaydım. Genel kanının aksine filmi çok beğendim. Salondan çıkarken hatunlardan bazıları film uzun olmamış mı biraz ya falan diye bik bik ediyorlardı. Fakat ben film bittiğinde ekrana bakakaldım. Önümden insanlar geçti, salon boşaldı falan...  Hadi biraz konuşalım.

Günlerden Galatasaray #8

Tüm doğrular bir araya gelse de işler istediğin gibi gitmez ya bazen, dün akşamki Trabzon maçı bunun 90 dakikalık örneğiydi. Birçok kişinin ortak fikri olarak çıkabilecek bir kadro, on binlerce taraftar, kenetlenilmiş ve galibiyete kitlenilmiş bir ortam... Yine de olmadı. Galatasaray bu sezon ilk kez mağlup oldu. Büyük kayıp mı? Hayır. Telafisi var mı? Elbette var. Özellikle oynanan oyunu gördükten sonra takıma kızmaya imkan yok. Çünkü gerçekten tuhaf şekilde çok doğru oynadı bu takım. Ben hala tek eksiğimizin 4-4-2 olduğunu düşünüyorum. Poldi'nin Eren'in arkasında değil yanında oynamasını yada Sinan'ın takıma daha fazla entegre edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Giden 3 puan olsun bize bişey olmasın. Yürüyedurun aslanlarım! 

Günlerden Galatasaray #7

Maç girişinden başlayayım. Deplasman tribününün hemen hemen ful olduğunu okuma yazma bilen ve elinde internete girebileceği bir aygıt olan her birey passo.com.tr adresine girerek görebilir. Stat yetkilileri ve güvenlik güçlerinin elinde bu imkanın olmadığını düşünüyorum. Zira bin kişiyi tek kapıdan stadın avlusuna alma fikri, bakın stat içine demiyorum henüz oraya bile gelemedik, çok parlak bir fikir olmasagerek...
ps: yazı beklediğimden uzun oldu. Devam ediyorum.

Simyacı | Paulo Coelho

Kısa kısa bölümlerle asla sıkmadan ilerleyen bir kitap. Eline alınca 2-3 gün içinde okunup bitiyor. Sorgulaya sorgulaya gidince olayın nasıl aktığının farkına bile varmıyorsun tuhaf şekilde. Bende bu etkiyi oluşturdu en azından. Kalbi ikna etmek, sonra da dinlemek, kaderinin peşinden gitmek, işaretleri kovalayıp hayatın sana verdiklerini anlamaya çalışmak kitabın muhtelif anafikirleri. Gel gelelim benim şu aralar hayattan aldığım tek mesaj; "her güzel şey bitermiş" olduğundan kitabı hep kendime göre okudum veya yorumladım. Kitap, kitaptır işte oku geç yapamıyorum. Konudan sapmaya başladım. Kitap, sorgulatıyor. Nesin, neredesin, ne yapıyorsun/yapmak istiyorsun... Bunun için bile okumaya değer bence. Benim gibi geç kalıp 30'unuza birkaç ay kala okumayın. Vakitlice okuyun, kimbilir belki de yapacağınız büyük bir hatadan dönmenize yardımcı olur. Bağlayalım, 166 sayfalık kitabın, Can Yayınlarından çıkan D&R fiyatı 17 TL. 

Ekşın! MFÖ - Teoman Konseri

Hayatımda en çok eğlendiğim akşamlardan biriydi. Elektrogitar ile artık daha samimiyiz sanırım. Tuhaf şekilde "zor" diye tabir edebileceğimiz günleri mutlulukla geçiriyorum. Ankara ile ilgili zirve etkinliği inşallah hafta sonu Galatasaray maçı ile yapacağım. Maçtan evvel ise müthiş bir konser ile bitirdim geçen haftayı. Vodafone'un düzenlediği MFÖ - Teoman Konserindeydim pazar gecesi. 

Açlık | Knut Hamsun

Hayatta tahammül edemediğim insan tipidir, her şeyden şikayet eden, çabalamadan sürekli karamsarlık içine giren, "zaten her şey de benim başıma gelir" diye durmadan surat asan tipler... Hayat enerjimin bu tür insanlar tarafından sömürüldüğüne inanıyorum. Açlık'ta kahramanımız böyle bir arkadaş. Okurken ne kadar sinirlendiğimi anlatmamın bir yolu yok. Elbette bu kadar kızıyor olmam, aslında kitabın ne kadar iyi bir eser olduğunun göstergesi. Neticede bu arkadaşın hikayesine inanmış olmam lazım böyle sinirlenmem için. İnsan kendini sorguluyor bu noktada, gerçekten bu kadar yokluğu çekmemiş biri olarak acaba aynı durumda olsaydım ben de isyan bayrağını çeker miydim yoksa pes etmeyip denemeye devam mı ederdim diye... Kendimi tanıyorsam isyan etme ihtimalim yüksek. Ama bu kadar karamsar olmazdım herhalde. Kitabı Norveçli bir yazar olan Knut Hamsun yazmış, dilimize ise Behçet Necatigil çevirisi ile girmiş. 160 sayfalık kitabın D&R fiyatı 15 TL.

Günlerden Galatasaray #6

 
Gündüz maçı oooleeey! 
Şahane başlamasına rağmen ilk yarıyı 1-0 mağlup kapattı Galatasaray dünkü maçta. Sonra Selçuk'un attığı bu nefis golle beraberliği ardından da Poldi'nin attığı 2 golle 3-1'lik galibiyeti almayı başardı.
Takımın çok iyi oynadığı maçlarda geriye düşse bile döneceğini bilmek müthiş bir hissiyat. Açıkçası bunu en son 2011 yılında Fatih Hocanın ilk senesinde yaşamıştık. Şimdi tekrar. Takımın bu kadar çehresini değiştiren öncelikle Tolga elbette. Selçuk'un üzerindeki yükü inanılmaz azalttı. Tabii Eren'in katkısını da yadsıyamayız. Bir de son olarak 4-4-2 formatı yine işledi. Poldi ve Eren'in aynı anda sahada olması ve sonradan da Sinan'ın girmesi takımı yeniden "akar" pozisyona getirdi. Geçen haftaki Chedjou hatalarıyla kaybedilen 2 puanın ardından bugün bu gollere ihtiyacı vardı takımın. Şimdi milli takım arası var. 15'inde kaldığımız yerden Ankara'da devam edeceğiz. Sürpriz olmazsa o gün tribünde olup gollere sevinmek istiyorum inşallah. YÜRÜYEDURUN!

ps: Bu da bonus

Gerçek Hesap Bu | Nejat İşler

Nejat İşler'i çok severim. Oyunculuğunun yanı sıra iddialı ve cool bir adam olması beni hep etkilemiştir. Geçtiğimiz yıllarda geçirdiği rahatsızlığa uzaktan uzağa çok üzülmüştüm, iyi olmasını dilemiştim hep. Bu yaz bi kitap yazdığını görmüştüm. Geçen hafta yaptığım kitap alışverişine ekledim. Büyük heyecanla Platon'un Devlet'ini bitirdim, çünkü Nejat'ın kitabını okumak için sabırsızlanıyordum. Bazen bir şeyi çok beklersiniz, kendi içinizde büyütürsünüz, abartınca da istediğiniz sonucu alamamak tam bir hayal kırıklığıdır ya, bir yandan da endişeleniyorum hayal kırıklığı olursa diye... Gel gelelim hayal kırıklığını bırak beklediğimden de nefis bir kitap olmuş. Sebepsiz yere çok sevdim kitabı. Çok şaşırdığım yerler de oldu, çok güldüğüm yerler de, duygulandığım yerler de. Kendi hayatından kısa kısa hikayeler anlatmış. Tadında bırakmış hep. Her hikaye birkaç sayfadan oluşuyor. Behzat Ç'den de bahsetmiş, Tezgah'ta yaptıklarından da, Şehnaz Tango'dan da (liseliler bilmez)... 2 günde bitirdim kitabı. Dilerim kitabında söylediği senaryolarını izlemek de kısmet olur. Güzel adam Nejat İşler. Can Yayınlarından çıkan kitap 184 sayfa D&R fiyatı 16 TL. Kitaptan en sevdiğim bölümü de ekleyeyim. 
"Sadece nefesini sevdiğim birinin yakınlarda olması beni rahatlatır. Bencilce bir şey, biliyorum. Ama birbirimize ihtiyacımız olduğunu hissediyorum ve bunu değerli buluyorum." 

Devlet | Platon

Geçtiğimiz sene Anadolu Üniversitesinin sunduğu imkan ile ikinci üniversite okumaya karar verdim. Bölüm olarak tercihim Sosyolojiden yana oldu. İlk senemi güzel notlarla tamamlamanın ardından bu sene ikinci sınıfa geçtim. Platon'un Devlet kitabı, ilk sene aldığım 12 dersin belki 8-9 tanesinde geçen bir kitaptı. Hep okuduğum kitaplardan farklı olduğuna emin olduktan sonra yeni bir kapı açılsın önümde diye kitabı aldım. Sıkılır mıyım endişesini taşıdığımı itiraf etmek durumundayım. Ama hiç sıkılmadım. Kitapta Sokrates ve etrafındaki diğer düşünürlerin "ideal devlet nasıl olmalıdır" sorusuna diyaloglarla cevap aradığını okuyoruz. Aslında diyalogdan ziyade Sokrates'in fikirlerini diğerlerinin onaylaması demek gerekiyor sanırım. Bu kitabı birkaç sene önce okusaydım muhtemelen yarısına gelmeden bırakırdım. Kitaptan keyif aldığıma şaşırarak okudum. Herkesin seveceği bir kitap mı bilmiyorum ama ben hoşlandım. Kitabın bendeki baskısı Panama Yayınlarından 512 sayfa ve D&R fiyatı 17 TL. 

Günlerden Galatasaray #5

Chedjou isimli futbolcuya o kadar kızgınım ki, üstüne yatmama rağmen hala sakinleşemedim. Nefis bir futbolla harmanlanmış 2 gol, harika bir deplasman tribünü performansı, takım akıyor, kalbim pır pır. Her şey mükemmel giderken hatalarla yenilen iki gol. Resmen kabus gibi. İçimden bağırıyorum adama. Maçı kafamda tekrar tekrar oynuyorum. Her seferinde çatır çatır kazanıyoruz. Bir tek bu maçta -gerçek olanda- galip gelemedik. Affedemiyorum, sakinleşemiyorum. Giden 2 puan değil sıkıntım. Kaldı ki daha 5. maçtan giden puana üzülecek kadar vasat taraftar değilim. Galatasaray sezon sonunda şampiyon olacak, o kadar eminim ki... Bu maçı sadece bir can sıkıntısı olarak hatırlayacağız. Neyse, artık önümüze bakalım. Maçtaki 2 golün birini Eren birini de Bruma attı. Bilhassa Bruma'nın golü... Yine nefisti. 5. maçta 11. puan. Şampiyonluk için YÜRÜYEDURUN ASLANLARIM! 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...