Pastoral Amerika | Philip Roth

Yazarın Portnoy'un Feryadı adlı kitabını okurken tavsiye gelmişti Pastoral Amerika. Pulitzer ödülü almış olması ve 2016 yılında filminin yapılmış olması dışında hiçbir fikrim olmadan alıp okumaya karar verdim. Bazı kitaplar filmim çekilmeli diye bağırır. Bu kitap da onlardan biriydi. Filmi izlemeden kitaba bağlı kalarak söylüyorum sinemasının çok iyi iş yapması gerekiyordu bence ama IMDB puanı 6'da kalarak epey düşük bir seviyede kalmış. Kitapta Amerika'nın Vietnam Savaşını yaşadığı 60lı yılların ortalarında bir kasabada yaşayan bir ailenin hikayesi anlatılıyor. Savaş, ırkçılık ve burjuvazi gibi dönemin -aslında her dönemin- sorunlarını ailenin yaşantısı ekseninden aktarmış Roth. Amerika'da klişe olarak tanımlayacağımız türden karakterler var; annenin kasabanın güzellik kraliçesi seçilip kızın kekeme olması çirkin ördek yavrusu hikayesine bir gönderme ayrıca anne kız arasındaki kıskançlıktan dolayı olan çatışma da Elektra Kompleksine gönderme; babanın bir yandan kızla annenin arasını dengede tutmaya çalışıp diğer yandan kızın ergenlikle öne çıkan marksist tavırlarını dizginlemeye çalışması ve nihayetinde kanser olması (spoiler yok) bunların birer örneği adeta. Kitap epey ağır ilerliyor. Yer yer sıkacak kadar hatta... Sanırım yüksek konsantrasyon istiyor, bu yönüyle biraz kış kitabı bence. Ben kitabın içine pek giremediğimden sıkıldığımı itiraf edeyim ki siz benim yaptığım hatayı yapmayın okurken. Kitabın bendeki baskısı Ayrıntı Yayınlarından, 384 sayfa ve 24 TL.

Günlerden Galatasaray #3

Alanyaspor'u konuk ettik dün akşam. Maçtan da 6-0 galip ayrıldık. Aslında kağıt üstünde bakınca sıcağa rağmen iyi bir maç oldu. Fakat takımın hala formda olmadığını söylemek gerek. Hafta içi Şampiyonlar Ligi kurası çekilecek ve bu oyun oraya layık bir oyun değil yazık ki... Özellikle ilk yarıda oynanan oyunun gol haricinde savunulacak bir tarafı yok.  Eksikler var, yavaş yavaş tamamlanıyor. Bu yüzden ortalığı 3. haftadan yangın yerine çevirecek bir durum yok yine de. Bu takım, Fatih Hoca'nın önderliğinde daha güzel günler de görecek, daha iyi maçlar da çıkaracak, daha iyi oyunlar da oynayacak inşallah. Maçın golleri Fernando, Sinan, Eren, Emre (x2) ve Henry'den geldi. Maçın kaybedeni ise yazık ki Alanyaspor'un kalecisi oldu. Maçın henüz başında sergilediği yavaş hareketlerle spikere kadar herkesi bezdirmeyi başardı. Haftada bir kez maç seyrediyoruz. Onu da rezil etmeyin Allah aşkına. Herkes işini yapsın. Maçın en iyisi ise Galatasaray adına Belhanda. Uzun zamandır ilk kez beğeniyorum kendisini, dilerim devamı gelir. Neyse, takım üçte üç yaparak lige iyi bir başlangıç yaptı. Bu haftalarda alınacak her puan fikstürün sıkıştığı zamanlarda kredi olacak inşallah. YÜRÜYEDURUN ASLANLARIM!

Günlerden Galatasaray #2

Hayırlı işler 2. haftadan başladık gol arayıp arayıp bulamamaya. Gerçekten kalesinden forvetine kadar kağıt üstünde bu kadar iyi olup gole gidememeyi ligin henüz başında olmaya bağlamak istiyorum. Çünkü bir ay içinde Şampiyonlar Ligi başlayacak ve rakiplerimiz Ankaragücü, Göztepe falan olmayacak yazık ki... Kara kara tablolar çizmeye gerek olmasa da takımın biraz daha basit gol atmasını canı gönülden istiyorum artık. Maçın ilk yarısında Eren'in çok da parlak olmayan performansı ile Belhanda'nın yine yokları oynaması sebebiyle farkı elde edip rahatlayamadık bir türlü. Maç boyunca da o diken üstünde dediğimiz hal devam etti. Bunlar takımın eksileri de olsa, Maicon'un daha güven veren oyunu, Henry'nin daha dün bir bugün iki demeden takım oyununa bu kadar yatkın olup aynı zamanda hızlı ve paylaşımcı olmasının mucizesi ile attığı tek golle galibiyeti getirmesi, Emre'nin çetrefilli alınma hikayesine rağmen formayı giyince kırk yıldır takımdaymış gibi entegre olması ve canım Fernando'nun müthiş oyun kuruculuğu ile maçı kazanmayı başardık. İkide iki ile yola devam ediyoruz. YÜRÜYEDURUN!

ve Nazan Öncel Şarkıları

Bir akşam Instagram keşfette gezerken gördüm yukarıda gördüğünüz albüm kapağını. Heyecanlı bir iş geleceği kapaktaki isimlerden belliydi zaten. O günden beri de dinlemeyi sabırsızlıkla bekliyordum. Bugün, nihayet, ilk boşluk anımda dinlemeyi başardım. Albüm Spotify'da bu linkte yayında. Amme hizmetimi unutmazsınız artık. Albümde 14 şarkı var ve 19,90 TL. Nazan Öncel diskografisinin küçük bir fragmanı gibiydi benim için. Dinlemeye değer. Hadi tek tek şarkıları yorumlayalım!

Kırk Oda | Murathan Mungan

Okuduğum ilk Murathan Mungan kitabıydı. Devamını getirecek kadar referans oldu diyebilirim gönül rahatlığıyla. Kitapta bildiğimiz masalları modern zamanlara uyarlayarak yazmış Mungan ve aslında şunu der bence; hayat hiçbir zaman masallar kadar toz pembe değildir. Lacivert, kahverengi ve hatta siyahtır. Kitaptaki hikayelerden en sevdiğim Makas isimli hikaye oldu. Neden bilmiyorum böyle kalbime bir bıçak sokulmuş da her satırda döndürülüyormuş gibi hissettim. Kitap ne kadar acı da olsa araya serpiştirilmiş tatlılıklar da yok değil. Kitabın kendi içinde tatlı bir espri anlayışı var. Masallarla birlikte efsanelere, tanrılara, günümüzün yeni sorunlarına sıklıkla göz kırpmış. Kitapların altını asla çizmem, çizenden de çok hoşlanmam. Ama eğer bu huyum olsaydı bu kitabın yarısından fazlasını çizmiş olurdum. Kitapta en çok çarpıldığım cümle herhalde şuydu ki halen aşamıyorum; "artık kimse kimsenin O'su değil. Artık değil". Metis Yayınlarından çıkan kitap 172 sayfa ve 21 TL. Benim gibi yabancıysanız Mungan'a deneyebilirsiniz. 

Bitpalas | Elif Şafak

Hayatımda bu kadar sevmeden okuduğum ikinci bir kitap daha olmamıştır. Bitler, böcekler, çöpler, kuafördeki kadın muhabbetleri... Gerçekten hayatımda en uyuz olduğum şeylerdir. Okurken bir de betimlemeye doydum çok şükür. Bir evin tavanına yapıştırılmış ne kadar ıvır zıvır varsa onu 3 sayfa anlatmış Elif Şafak sağ olsun. Kitapta bir apartmanda yaşayan ailelerin, bireylerin, çiftlerin hayatları anlatılıyor. Hepsi aslında kendi halinde ama aynı zamanda dolaylı da olsa birbirleriyle ve elbette yaşadıkları apartmanla ilişkileri var. Bir türlü içime sinmese de bir şekilde bitirdim kitabı. Uzun, upuzun bir süre Elif Şafak kitabı okuyamam muhtemelen. Doğan Kitap tarafından basılan kitap 380 sayfa ve 31 TL. Denemeyin, yaklaşmayın bile.

Günlerden Galatasaray #1

Başlıyoruz!
Ligin ilk maçında Yenikent'te Ankaragücü'ne konuk olduk. Çok gitmek isteyip bilet bulamadığım maçlar beni üzüyor. Bir de maçın başında Ankaragücü öne geçince canım iyiden sıkıldı. Ama şükürler olsun reaksiyon göstermeyi bildik ve daha ilk maçtan geri dönüşle ilk galibiyeti aldık. İki kritik nokta var. İlki; pazar akşamı oynanan maçtan sonra bu statta da zemin çok kötüydü böyle bir zeminde müthiş bir oyun beklemek doğru değil. İkincisi ve aslında daha geleceğe dönük olanı ise Hocam'ın Belhanda, Feghouli ve Gomis üçlüsünü kenarda bırakmasıydı. Pazar akşamı oynanan Süper Kupa finalini tribünden izleyen birisi olarak söyleyebilirim ki, Feghouli ve Gomis o maçı yürüyerek tamamladılar, Belhanda ise epey savruktu. Hocam bu noktada karakter koyarak üç oyuncuyu da kızağa çekti Belhanda ile Feghouli'yi sonradan soktu, Bafe'yi almadı bile... Buna rağmen de kazandı. Risk alıp böyle sonuca da gidebildiğiniz zaman patron kim herkese göstermiş olursunuz. Hem içeride hem dışarıda... Bir sonraki sefere üçü de daha dikkatli olacaktır eminim. Neticede maçı Serdar, Eren ve rakibin kendi kalesine attığı 3 golle 3-1 almayı başladık. Vira bismillah, sonu şampiyonluk olsun. YÜRÜYEDURUN! 

Büyük Acılar

Çok sevdiğim biri "hayatında büyük ebeveynlerin dahil hiç ölüm acısı yaşamadığın için her acıyı büyütüyorsun" demişti bundan birkaç sene önce sevdiğim adamla bilmem kaçıncı uzaklaşmamızın ardından hissettiğim hüznü eleştirirken. O günden sonra hissettiğim birçok hüzünden utandım ben. Gerçek bir kayıp vermeden kayıplarıma üzülmek yanlış bir şeymiş gibi...

Dokuza Kadar On | Özdemir Asaf

İki sayfa. Bomboş. Bir sayfanın tepesinde "Yalnızlık paylaşılmaz". İkinci sayfanın tepesinde "Paylaşılırsa yalnızlık olmaz." yazıyor. Özdemir Asaf... Kalbime dokunuyor en yalın cümleleriyle. Yalnızlığı bu kadar iyi tasvir edebilen ikinci bir isim var mıdır? Sanmıyorum. Bir başka şiirde ise şöyle diyor mesela; "yalnızlık müziğin bile seni dinlemesidir." Her zaman değil ama arada bir okuduğum kitapların arasına şiir kitabı serpiştirmeyi çok seviyorum. Üst üste şiir kitabı okuyamam muhtemelen ki zaten hemen bitiyor. Ama arada bir olduğunda güzel. Tüm dünyayı kucaklamak isteyip kolları yetişmeyen bir adamın şiirlerini okumaksa ayrıca güzel. Kitap Yapı Kredi Yayınlarının şiir kitabı serisinin diğer kitaplarında olduğu gibi tek renk. Kapağında hiçbir numarası yok. Muhtemelen diyor ki vitrinime değil iklimime gelin. Hastasıyız ince mesajların malum...  Demin de dediğim gibi YKY basmış kitabı, 112 sayfa ve 6 TL. Okuyun!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...