Lost in Translation ~ Bir Konuşabilse | 2003

Birden fazla kişinin önerisiyle izlemeye karar verdim ben bu filmi. Fakat malesef çok içime sinmedi. Yalnız izlemiş olsaydım acaba sıkıntı bende mi diye düşünür, tekrar izlerdim. Ama film zevkine güvendiğim bi arkadaşım da benle izledi filmi ve o da beğenmedi. Scarlett Johanson hayranları dışındaki kesimin bu filmde ne bulduğunu merak ediyorum. Biri bana anlatsın lütfen! Gelelim benim filmde ne bulamadığıma..

Blue Valentine | 2010

Michelle Williams'ın oscar'a en iyi kadın oyuncu kategorisinde aday gösterilmesiyle başladı bu filme duyduğum merak. Zaten dram-romantik türündeki filmler, blogun sağ sütunundan da gördüğünüz üzere, favori filmlerimdir. Ayrıca Notebook filminden tanıdığımız, Ryan Gossling filmin diğer başrol oyuncusu. Oscar dışında filmin iki başrol oyuncusunun Golden Globe'da da aday olması, kazanamasalar da, başarılı bir oyunculuk sergilediklerinin göstergesi. Oyunculuklar tamam. Peki ya film? Onun ayrıntısı da içerde. Buyrun;

Çikolatadan hesap makinesi

Ülker yine yapacağını yapmış ve Chocolator (ingilizce hesap makinesi anlamına gelen calculator'dan türetmişler) adı altında bir hesap makinesi yaparak kampanya dahilinde satışa sunmuşlar. Kampanyanın başka çeşitleri de varmış kampanyanın ama ben fındıklı, sütlü ve bitter tablet çikolata alınca kazandım. Ürünü diğer hesap makinelerinden ayıran yönü ise çikolata severler için gerçekten bomba haber!

Life is Beautiful ~ Hayat Güzeldir | 1997

Tıpkı V For Vendetta gibi geç buldum çabuk kaybettim bi film oldu Hayat Güzeldir benim için. V'yi de geçtiğimiz haftalarda izlemiş, bi başyapıt olduğuna gözlerimle ve tüm ruhumla tanıklık etmiştim. Hayat Güzeldir için de benzer cümleler kuracağım birazdan. Bu filme geç kaldığım için kendime ne kadar kızıyorsam, filmi düşündükçe o kadar duygusallaşıyorum. Gelelim filmden notlarıma;

Erkekler hakkında bilmeniz gereken 10 gerçek

Bugüne kadar ki yaşadıklarımdan, gözlemlediklerimden, fikriyatımdan yola çıkarak bişeyler yazmak istedim. Sürç-ü lisan edersem şimdiden affola. Bakalım nelermiş o 10 gerçek. Elbette işin geyiği ama her şakanın da altında bi gerçek vardır şimdi :) Hadi gidiyoruz..

Bon Appetit ~ Afiyet Olsun | 2010

Yeniden film izlemeye başladım malum sebepler yüzünden. İlk durak geçtiğimiz hafta içinde Bon Appetit oldu. Aslında gönlümden geçen oscar filmlerine devam etmekti ama filmlerin kalanlarından öyle çok merak ettiğim bi film yok. Fighter hiç tarzım değil. Toy Story animasyon, o da tarzım değil. True Grit hakkında pek güzel şeyler duymadım. Belki Winter's Bone'u izlerim. Bi de Blue Valentine'i izleyesim var o kadar. Neyse konudan sapmayalım Afiyet Olsun'a geçelim.

Yakışmadı

Gözümde herkese biçtiğim bi değer vardır benim. Bu adam benim takımımın armasını taşırken 3 numarayı Bülent Korkmaz'dan sonra yakıştırdığım tek adamdı. Pazar günü Ankaragücü-Galatasaray maçını izlerken ben bu adamı tanımadığımı farkettim. Benim Küçük Kaptan dediğim, sakatlandığı anı, o karlı zemini her gördüğümde gözlerimin dolduğu, o müthiş jenerasyonun en nadide parçalarından biri olan bi adamdı Uğur.. Yukardaki fotoğrafta gördüğünüz hareketi ben herkesten, hatta hareketin yapıldığı adamdan, Arda'dan bile beklerdim.. Ama ondan asla! Çünkü Uğur'un küçük kaptanlığı biraz da naifliğinden geliyordu. Uğur gözümde o naifliği kaybetti. Yazık.. Allah selamet versin bundan sonra. Küçük kaptan olgusu da gözümde sıfırlandı.

Ne hissediyorum biliyor musun?

İşte bunu.. Üstüne laf söylemeye gerek yok. Emeği geçenlerin eline sağlık.

Da Silva Bros

Neville kardeşlerin United için önemini bilenler bilir. İki kardeş United alt yapısından yetişerek uzun süre United'ın başarılı iki beki oldular. Phil ile yollar ayrılmış olsa da abi Gary daha bu sene bıraktı takımı. Neville kaptanı en son Chelsea maçında şu şekilde görmüştük..

Şimdilerde ise yine iki kardeş, Da Silva kardeşler United'da boy gösteriyor. Rafael sağ bek olarak, Fabio ise sol bek olarak.. Da Silva'ları gördükçe Neville'leri görmüş gibi mutlu oluyorum ben. Gelecekte United tarihinin neresinde olurlar bilmiyorum. Ama Gary kaptanın ardından Rafael, Evra'nın ardından da Fabio ustaların yokluklarını hissettirmeyecek gibi.. Ben ikiliden Rafa'yı daha çok sevsem de Fabio son dönemde attığı 2 golle adından söz ettiriyor.

Ne dersiniz? Hoş olmaz mı? :)

Remember Me ~ Beni Unutma | 2010

Oscar filmlerinin ardından film izlemeyi bıraktığımı Mart yazısında yazmıştım. Bir süre önce de bu filmi izlemiş, fakat yazmayı atlamışım. Maçtan evvel ne yapsam diye düşünürken blogu bi filmle süsleyeyim dedim. En son söyleyeceğim şeyi en başta söyleyeyim, Remember Me, beklentimin üstünde çıkan bi film. Peki nesiyle? Buyrun başlayalım..

Aylık yazılar #mart

Şubat bitti, marta girdik bile. Geçen sene bugünleri düşünüyorum da, tuhaf şeyler hissediyorum. Bi kaç gün içinde hayatım nasıl değişmişti :) elbette olumlu yönde. Radikal kararlar alıp, mutluluğa doğru kocaman bi adım atmıştım. Bugün geçen seneden nasıl daha güzelse, gelecek sene de bugünden güzel olur umarım. Yalnız benim için değil, herkes için.. Hadi başlayalım.

"Vazgeçtim toprak olmaktan"


Ne güzel yazmış Nazım Hikmet.. Ve ne güzel olmuş şiirinin bu kısmı. Sevgiliye gitmeden bırakılacak en güzel miras bu sözler belki de.. Okurken tuhaf duygular hissettirse de, gözleri de doldursa, okumaya değer..

Bloguma Dokunma! #blogumadokunma


Bugün çenem biraz fazla düştü farkındayım. Ama güne reklamlarla ne kadar keyifli başladımsa, gün içinde Digiturk'ün Blogger'ı sınırlama girişimiyle o kadar canım sıkıldı. Bu ülkede keyifli ne varsa sınırlandı, engellendi. Youtube, Fizy, bi aralar Blogger engellenmişti, tekrar açıldı. Kızdığımız, bize ters gelen şeyin kendisine odaklanmak yerine, genele saldırmayı, büyüklerin dediği gibi; pireye kızıp yorgan yakmayı bırakmayı ne zaman öğreneceğiz bilmiyorum ama, bi kaç kendini bilmez Digiturk'ün müthiş ilkelerini ihlal ediyor diye, ben gün içinde en çok keyif aldığım şeylerden birinden vazgeçmeyeceğim. Bu böyle biline! Destek olmak için fotoğrafı blogunuza ekleyebilirsiniz. Fotoğrafı tesadüfen açtığım Bal Böcükleri blogunda gördüm ve aldım. İnşallah sesimizi duyururuz. Twitter'da da bol bol kullanıyoruz #blogumadokunma!

ps: Gerçi biz bu yolla Adnan Sezgin'den bile kurtulamadık ama, bi umut işte. Pes etmemek lazım. #blogumadokunma!

ps2: İnat değil mi ulan! Biraz sonra da United-Chelsea maçını netten izleyeceğim işte.

Bordosu mavisi, bonusun harbisi

Günün üçüncü ve son reklamıyla reklam kuşağımız sona eriyor. Hep böyle keyifli reklamlar yapılsın, ben de gülümseyerek izleyeyim. Yaratıcı reklamcıları kutlarım. 3 reklam da enfes olmuş. İş Bankası belki biraz kişisel beğeni içeriyordu ama, THY ve TS Bonus reklamları için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Onları beğenmeyene şaşarım.

Mehmet Ali Alabora kalitesi

Bugün reklamla başladık reklamla devam ediyoruz. Sıradaki reklamımız İş Bankası Bankamatik reklamı. Bu reklamdaki replikleri çok seviyorum. Gördüğüm yerde reklam zaplayan ben bu reklamı sonuna kadar izliyorum :))

Dedeye bak sen

Genel olarak reklam sevmem. Hatta izlediğim bişey reklama girince de çok sinirlenirim. Ama gün içinde bloga bi iki tane reklam koyacağım. İlk reklam Türk Hava Yolları'nın reklamlarından bi tanesi. Son günlerde televizyonda en çok keyif aldığım şeylerden de biri.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...