House of Cards

Uzun süredir kitaplar dışında bir şey konuşmamışım blogda. Bugün istedim ki son bitirdiğim dizi olan House of Cards'tan bahsedelim biraz. Bugün meclisimizin açılışının yıl dönümü de olduğundan tatlı bir "tersten" tesadüf de oldu aslında. Çünkü dizinin baş karakteri olan Francis Underwood, demokrasiyi kendine göre yorumlayan, şahsına münhasır, elbette manipülatif, diktatör, epey güçlü bir karakter. Birinin de dediği gibi, ben güçlü karakterlerin hastasıyım. Dizinin çekildiği dönemde başkan olan Obama'ya kadar sorulan bir Underwood karakteri var neticede, ne kadar güçlü olduğunu buradan düşünün. Yazının devamında spoilerımsı şeyler olabilir, izlemeyip izlemeye niyetlenenler iki düşünüp bir okusun. Başlıyoruz!

Güçlü dizi karakterlerini sevdiğimi söylemiştim ya yukarıda, Netflix'te bu konuda ne izleyebilirim diye bakınırken rastladım diziye. House of Cards'ta bir değil tam iki güçlü karakter var. Francis ve Clair Underwood. Kevin Spacey'nin baş rolde olması diziye başlamamdaki en büyük etkilerden birisidir. Ama izledikçe sanırım Robin Wright'ı daha çok sevdim. Buz gibi soğukluğu, acımasızlığı ve müthiş karizmasıyla harika bir kadın! Yavaş yavaş yükselen kocasının yanında asla pasif kalmayan, paravanın arkasındaki lider diyebiliriz onun için. Elbette kendisi de emin adımlarla yükseliyor ve final sezonunda da Spacey'nin diziden çıkarılmasıyla zirveye çıkıyor. Hem kadınlığının hem de kariyerinin... diyerek spoiler vermeden fitili de ateşleyeyim bu noktada. İkilin hayatında başka kadınlar ve adamlar olsa da evliliklerini aynı zamanda bir ortaklığa da çevirdikleri için bir şekilde bir arada kalmayı başardılar sonun kadar. Sağlıklı mı, muhtemelen hayır. Gıptayla bakılacak kadar güçlü bir ilişkileri var, bu noktada itiraf etmem gerekiyor sanırım.

Frank ve müthiş mottoları dizinin lokomotifi gibi. "Demokrasi abartılmış bir balondur", "insanların siz zannettiği şey, sizin onlara gösterdiğinizden fazlası değildir", "sağ elinizle tokalaşırken, sol elinizde de fırlatacağınız bir taş olsun" ilk etapta aklıma gelenler. Diziye girip çıkan, yahut son bölüme kadar izlediğimiz yan karakterlerin de hakkını bu noktada vermek lazım. Frank'ın ilk ve bildiğimiz tek ilişkisini yaşadığı Zoe, bağımlılıkları yüzünden kendi ipini çeken Russo, Frank'ın yakın koruması olan Meechum, neredeyse tüm bölümlerde gördüğümüz ve her koşulda Frank'a bağlılığını izlediğimiz Doug, dış işleri bakanı olarak izlediğimiz Cathy, arada bir girip çıkan ama inatçı bir gazeteci olan Hammerschmidt ve elbette Clair'ın ilişki yaşadığı ve benim hiç haz etmediğim Tom, bu karakterlerden yalnızca birkaçı. Hepsinin oyunculuğu da birbirinden iyiydi. Karakteri oynamaktan ziyade yaşamışlar. 

 
Dizi çeşitli ülkelerden ödüller almış ama Golden Globe gibi baba törenlerden de hem Robin Wright hem Kevin Spacey hem de dizinin kendisi ödül almış yayınlandığı senelerde. 6 sezonu bulunan dizinin toplam 73 bölümü var ve bölümler aşağı yukarı 50-55 dakika arasında sürüyor. Netflix'te tüm sezonları mevcut zaten oradan bulabilirsiniz. Politik dramalardan hoşlanıyorsanız ve hala izlemediyseniz ıskalamayın. İzledikten sonra yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmayın. Şimdiden iyi seyirler!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yazın bakalım 😎