Normal People | 2020

BluTv'de
İlk ve Son dizisini izlediğimde, büyük etkisinde kalmıştım. Birlikte olmak, severek birlikte olmak, ayrılmak durumunda kalmak, severken ayrılmak durumunda kalmak gibi birçok kaosu "iki iyi insan, birbirlerine cehennemi yaşatırsa yine iki iyi insan olur mu?" sorusuyla anlatan istemeden kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz bir işti. Yine BluTv'de, bu sefer yabancı bir diziye denk geldim. Normal People işte o dizi. Yer yer ifrit olarak, yer yer duygulanarak izlediğim bu diziyi elbette bloga da atacaktım. Spoiler vermeden konuşalım biraz, buyursunlar.
Şimdi. Dizimiz 2020 yılında çekilmiş bir mini dizi. Tek sezon, on iki bölümden oluşan bir iş. Her bölüm aşağı yukarı yarım saat sürüyor. Yani diziyi tek hafta sonunuzu ayırarak bitirebilirsiniz eğer izlemeye niyetlenirseniz. Girişte de dediğim gibi dizi BluTv'de hala yayında. Başka yayınlayan platform var mı diye baktım, yokmuş. Dizinin IMDb puanı 8.4/10'du ben yazıyı yazarken. Baş rollerinde iki ana karakterimiz var. Paul Mescal ve Daisy Edgar-Jones. Dizi Paul'a bir Bafta kazandırmış ki kendisini geçtiğimiz yaz çekilen, en iyi film dalında Oscar adayı olan ve Fethiye'de geçmesiyle de dikkatleri çeken Aftersun'dan hatırlıyoruz aynı zamanda. Ama bu dizide kendisine, daha doğrusu canlandırdığı Connell karakterine sövmekten bir hal oldum. Birazdan kendisine geleceğiz yine. Diziye tepeden bakışı sürdürüyorum. Dizi Hulu yapımlı. BBC için çekilmiş. Sally Rooney'in aynı isimli çok satan kitabından uyarlama bir diziymiş. Ben kitabı okumadım. Ama diziyi körlemesine izleyip sevdim açıkçası. Sinematografi için kutsal topraklardan birisi olan İrlanda'da geçiyor. Ayrıca fon müziklerinden slow olanlar da kalbime dokundu. Spotify tarafından hazırlanan playliste şuradan gidebilirsiniz.

Gelelim diziye. Marianne ve Connell aynı lisede okuyan iki ergen. Birbirlerinden hoşlanıyorlar ve birlikte oluyorlar. Fakat Connell okulun zeki ve popüler çocuğu iken Marianne biraz daha silik bir karakter. Bu yüzden birlikte olduklarını gizliyorlar okuldakilerden. Buraya kadar ergen dizisi gibi görünüyor, kabul. İşte mevzu buradan sonra çıkıyor. Dizi bölümleriyle birlikte zaman da ilerliyor ve ikilinin birlikte olup sonra tekrar aralarına zaman ve insanlar girdiği dönemlerini izliyoruz. Sonra tekrar bir araya gelişler, ayrılışlar... Ahtapotların yerden yere vurularak öldürülmesi gibi aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamak yetmiyor, bir de izliyoruz. Marianne'in yalnızca sevdiği için yaşadıkları, Connell'ın bir türlü kendisinin yanında durmayıp elini tutamaması, yine de bile isteye illa ki onu istemesi illa ki onunla olma çabası... O kadar tanıdık ki, içselleştirmemek elimde değildi itirafı gelsin öyleyse. Neden böyle yapıyorum bilmiyorum. Şöyle de bir farkındalık sağlıyor ki sevginin her şeye yetmeyeceğini anımsattı bana lüzumsuz yere. Yazıyı yazarken siz görmüyorsunuz ama uzun duraklamalarla yazıyorum. İzlemek kadar yazmak da zor zira. Diziyle ilgili son sözüm de şudur ki; dizinin adı Normal People. Biz bunu Sıradan İnsanlar olarak tercüme edelim. Sıradan insanların, senin, benim, birçoğumuzun yaşadığı bir hikaye bu. O kadar yalın ve nahif anlatılmış ki, basitliğin, gösterişsizliğin de kocaman hikayeler anlatabildiğini gösteriyor. Bir şans verilir be. Deneyin, seveceksiniz. Özellikle benim gibi içselleştirmezseniz daha da çok. Söz veriyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yazın bakalım 😎