Haftalık dizi yorumları | 1-5 Mayıs



Dikkat bu yazı 1-5 Mayıs arasında yayınlanan diziler hakkında ağır spoiler içerir! Sonra vay ben görmedim aman ben okumadım demeyin. House, How I Met Your Mother ve The Big Bang Theory'nin yeni bölümlerini yazıyorum dilim döndüğünce. House bitiyor olduğu için mi bana efsanelik derecesine yükseliyor gibi geliyor, yoksa bitiyor olduğu için mi yazarlar şu da olsun bu da olsun diye bölümleri efsaneleştiriyor anlayamasam da, biteceği olgusunu kenara itersem, dizi müthiş ilerliyor diyebilirim. Öyleyse House ile başlayayım.

Sherlock Holmes | Mavi Yakut

Seriden okuduğum 3. kitap oldu Mavi Yakut. Aklından Bir Sayı Tut'un ardından da yine bir solukta, bitti. Kitabın içinde 5 farklı hikaye var. Dans Eden Adamlar, Benekli Kordon, Asil Bekar, Holmes Ölüm Döşeğinde ve tabii ki kitaba ismini veren Mavi Yakut. Hepsinin içinde en çok Holmes Ölüm Döşeğinde ve Benekli Kordon'u beğendim. Tabii Dans Eden Adamlar hikayesinde kullanılan kodlama sistemi de müthişti. Bu kodlama sistemiyle ilgili dizi bölümlerinden birinde de bahsedilmişti. Hani müzede geçen bölümde. Neyse ne diziden ne kitaptan spoiler vermeden devam edeyim ben. Okuduğum Sherlock kitapları içinde en iyilerden biri olarak kitaplığımın raflarına doğru yola çıktı Mavi Yakut. Okunabilir, okunsun.

Aklından Bir Sayı Tut - John Verdon

Bir başlasam da okusam bi solukta diye gözünün içine baktığım kitaptı Aklından Bir Sayı Tut. Evet, farkındayım çok okundu ve çok yazıldı belki ama ben tam kitabın üzerinde baskı azaldığı zamana denk getirdim okumayı ki kafa olarak da rahatladığım için biz buna düşeş getirdim diyelim. Haftasına varmadan da bitti. Evden ofise giderken 5 dakika, ofisten eve giderken 5 dakika ve ofiste çalan telefonlara gelene gidene rağmen okuduğum saatler sonunda kitabı bitirdim. Kitap bölümlere ayrılmış ve ellinin üzerinde bölüm var. Yanlış değilsem son 10-12 bölümü soluksuz okudum. Uzun süredir bu kadar gerildiğim bir kitap okumamıştım. Sonundaki sürprize kadar katilin kim olduğunu öğrenemiyorsunuz ama katil uşak değil, onu söyleyeyim. Okumayanlar kızmasın, kitapta uşak falan yok zaten. Yazarın ilk kitabı olması da ortaya çıkan eserin büyüklüğünü vurgulamak için yeterli. Hala okumayan kaldıysa, vakit kaybetmemesini önermekten başka yapılacak bir şey yok bu noktada.

A Separation ~ Bir Ayrılık | 2011

Oscar adaylıklarından bile evvel izlemeye niyetlenmiştim de, anca nasip oldu izlemek. Filmin söylemek istediği şey ve sorduğu soruların cevabını kendi vermesi yerine izleyenin takdirine bırakması yönleriyle bu sene izlediğim filmlerden farklı bir havası vardı. Sanat için yapılmış bir sanat filmiydi ama toplumdan kopuk da değildi. İran yapımı olması da filme ister istemez bakışı değiştirip merakı arttırıyor. Filmin özüne inmeye çalışacağım çok da ayrıntı vermeden içeride buradan alayım,